PSİKOSOMATİK HASTALIKLAR

Psikosomatik bozukluk nedir?
Psikosomatik bozukluk, ruhsal (zihinsel) kaynaklı bedensel rahatsızlıklara verilen genel addır. Psiko ruh, soma ise beden anlamına gelir. Psikosomatik yaklaşıma göre zihin ve beden bir bütün olarak ele alınmalıdır. Doktora gittiğinizde sorununuzun “stres” kaynaklı olduğu söyleniyorsa muhtemelen bir tür somatizasyon yaşıyorsunuzdur. Somatizasyon, zihinsel bir problemin bedende görülebilen bir rahatsızlığa çevrilmesidir. Zihin de, beden kadar acıyabilir. Bazen o kadar çok acır ki, bu acıyı bedenselleştirir.
İçe atılan her problem, ifade edilemeyen her duygu er ya da geç dışarı çıkmak isteyecek, zamanı geldiğinde de kendine en uygun organı seçerek onu hasta edecektir. Çünkü beden ruhun yaşadıklarını bu yolla ifade eder. Hiçbir duygu sonsuza dek saklı kalmaz, duygular yaşanmak, dile getirilmek ister.
Tedavi edilecek, onarılacak bir şey yoktur sadece özümüzle bağlantıya geçmemiz, fabrika ayarlarımıza dönmemiz gerekiyordur, o kadar.
- “Göğsüm daralıyor”
- “Midem yanıyor”
- “Belim ağrıyor”
- “Başım çatlıyor”
- “Kalbim sıkışıyor”
- “Dizlerim acıyor”
Ağrıyor, acıyor, yanıyor… Bu söylemler belki de bedenimizin bize ruh halimizin desteğe ihtiyacı olduğuna ilişkin söylediği ip uçlarıdır.
+++ Ruh halimiz beden sağlığımızı etkiliyor mu? Nasıl etkiliyor?
Psikosomatik bozuklukların sebepleri nelerdir?
- Çaresizlik ve ümitsizlik
- Güvensizlik
- Öfke
- Kin, nefret ve kıskançlık
- Acı ve üzüntü
- Hayal kırıklıkları, kırgınlık
- Korku ve kaygılar
- Bastırılmış, çözümlenmemiş her türlü duygu
- Zihinsel olarak tamamlanmamış, bitirilmemiş işler
- Suçluluk
- Affedememe
- Kabullenememe
Yukarıda sayılan olumsuz duygular uzun süre bastırıldığında veya aşırı deneyimlendiğinde psikosomatik bozukluklara yol açar. Ayrıca,
- Kendimizi ifade edemediğimizde,
- Güçlü görünmek için duygularımızı bastırdığımızda,
- “Hayır” diyememeyi alışkanlık haline getirdiğimizde,
- Sınır koyamadığımızda,
- Sürekli endişeli ve korku dolu olduğumuzda,
- Her şeyi ve herkesi kontrol etmeye, yönetmeye çalıştığımızda,
- Bir sorunun veya kaybın varlığını kabullenemediğimizde,
+++ Kaygılarımız, endişelerimiz, korkularımız, şikayetlerimiz, bahaneler bulup ertelediklerimiz…. Hangi hastalıklara davetiye çıkartıyor? Kaygılarla başlayalım… Kaygı dediğimiz şey nedir? Neler bizi kaygılandırıyor?
En sık görülen psikosomatik bozukluklar şunlardır:
- Baş ağrısı, migren
- Sırt, bel, boyun ve omuz ağrıları
- Saç dökülmesi
- Egzama, sedef, akne gibi cilt sorunları
- Kas ağrıları
- Sürekli yorgunluk ve bitkinlik
- Görme bozuklukları
- Yüksek tansiyon
- Bağırsak sorunları, kabızlık
- Ülser, gastrit gibi mide sorunları
- Diyabet
- Astım
- Alerjiler
- Hatta kanser: Uzun süreli kırgınlık, suçluluk ve kabullenememe duygusu, asıl sebebi olmamakla beraber kanser için büyük risktir. Bastırılmış bu duygular kronik strese yol açarak kanser riskinde artışa sebep olur. Kronik stres bağışıklık sistemini bozduğu için kanser hücrelerinin üremesine zemin hazırlar. Bu durum vücudun tamamını kanser hücresi ile sarabilecek kadar güçlü bir etmendir. Kanser hastalarının öykülerine bakıldığında yaşamlarında sıkça strese maruz kalmış oldukları ve aynı zamanda olumsuz duygularını bir türlü dışa vuramadıkları fark edilmiştir.
- Yaygın Anksiyete Bozukluğu,
- Obsesif Kompulsif Bozukluklar
- Travmatik Stres Bozukluğu
- Fobiler (Agorafobi, Klostrofobi ..Vb.)
- Sosyal Kaygı Bozukluğu,
- Panik Atak,
- Seçici Konuşmazlık Bozuklu
- Ayrılma Kaygısı Bozukluğu,
- Bir Sağlık Sorununa Bağlı Kaygı Bozukluğu, şeklindedir.


