PSİKOLOJİK DANIŞMAN ADAYLARININ DEPRESYON DÜZEYLERİNİN ÇEŞİTLİ DEĞİŞKENLER AÇISINDAN İNCELENMESİ

1.GİRİŞ
Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri öğrencilerin kişisel , eğitsel ve mesleki bakımdan gelişimini sağlamaya yönelik hizmetlerdir.Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri ise öğrenci kişilik hizmetlerinin en önemli ve vazgeçilmez bir alt alanıdır (Şahin ,2016). Psikolojik danışmanlık ve rehberlik mesleğinde ortaya konan hizmet türlerinden birisi psikolojik danışma hizmetidir. Psikolojik danışma sürecinde; terapötik koşullar ve terapötik beceriler kullanılarak, bireylerin psikolojik sorunlarının üstesinden gelmelerine profesyonel anlamda yardımcı olunmaktadır (Doğan, 2013).
Mısır’da Eber papirüsünde, kutsal kitaplarda, Eski Ahid’de, antik çağlarda geçen öykülerde ve efsanelerde depresyon benzeri tabloların betimlendiğini görüyoruz. Tarih öncesi zamanlardaki efsanelerde adı geçen, Apollo tarafından 14 çocuğun öldürülmesinden sonra sonsuza dek ağlayan bir taşa dönüşen Niobe belki de sutuporöz depresyonun ilk örneklerinden sayılabilir. M.Ö.. 400 yıllarında Hipokrat bazı ruhsal rahatsızlıklar için melankoli adını kullanarak bugünkü depresyon benzeri bir tabloyu tanımlamıştır (Türkçapar, 2018).
Depresyon, -ruhsal çökkünlük- ruhsal hastalıklar arasında en eskiden tanımlananlardan biridir (Türkçapar, 2018). Sözlük anlamıyla Türkçe’ye çevirebileceğimiz depresyon çökkünlük olarak tanımlanabilir. Depresyon sözcüğü, çökme, kederli hissetme, işlevsel ve yaşamsal aktivitenin azalması gibi anlamlarda kullanılan elem, keder duygularını içeren duygusal bir yaşantıdır (Helvacı ve Hocaoğlu, 2016).
İnsanlık tarihi kadar eski olan depresif bozukluğun etiyolojisini açıklamaya yönelik görüşler Hippocrates’a (M.Ö. 460-357) kadar gider. (3) O dönemde “Kara Safra”ya bağlanan depresyonla ilgili çalışmalar günümüzde özellikle moleküler biyoloji ve beyin görüntüleme tekniklerindeki gelişmeler sayesinde oldukça yol katetmiştir.(Balcıoğlu,1999).
Hayatta herkes zaman zaman sıkıntılar yaşayabilir. Ancak, bazı kişilerde bu semptom halini alabilir ve çok daha azında bu bir hastalık belirtisidir. Bizim depresyon diye bahsettiğimiz işte bu hastalık halidir. Depresyon başlığı altında tek bir hastalıktan değil, birçok alt gruptan oluşmuş bir hastalık kümesinden söz etmekteyiz. Psikiyatrik bozukluklar değişik sınıflandırma sistemleriyle sınıflandırılırlar (Savrun ,1999).Dünyada en fazla kabul görmüş sınıflandırma sistemi, Amerikan Psikiyatri Birliği’nin sınıflandırma sistemi olan DSM IV (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, Fourth Edition)'tür. DSM IV'e göre depresyon şu alt gruplar içerisinde değerlendirilmiştir:
Yeğin (Majör) Depresyon Bozukluğu
Süregiden Depresyon Bozukluğu (Distimi)
Aybaşı Öncesi (Premenstrüel ) Disfori Bozukluğu
Maddenin / İlacın Yol Açtığı Depresyon Bozukluğu
Başka Bir Sağlık Durumuna Bağlı Depresyon Bozukluğu
Tanımlanmış Diğer Bir Depresyon Bozukluğu
Tanımlanmamış Depresyon Bozukluğu
Depresyonun bireyin fiziksel, bilişsel, duygusal yapısında, sosyal ilişkilerinde vb. alanlarda oldukça olumsuz etkileri olduğu söylenebilir. Bireyin günlük yaşamdaki işlevselliğini düşürebilir, yaşam içerisindeki üretkenliğini, yaratıcılığını olumsuz etkileyebilir, anlamlı kişilerarası ilişkiler kurmasını engelleyebilir. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik hizmetleri öğrencilerin kişisel , eğitsel ve mesleki bakımdan gelişimini sağlamaya yönelik hizmetlerdir.Psikolojik danışma ve rehberlik hizmetleri ise öğrenci kişilik hizmetlerinin en önemli ve vazgeçilmez bir alt alanıdır(Şahin ,2016). Psikolojik sağlık değerlendirmelerinde en sık görülen psikolojik rahatsızlığın, bir duygu durum değişikliği olarak, depresyon olduğu belirtilmiştir.(Deniz ve Sümer,2010).
Yaşam dönemleri incelendiğinde üniversite döneminde yer alan öğrenciler ergenlikten
yetişkinliğe geçiş aşamasında oldukları için bu periyot yaşam dönemleri içerisinde en stresli
ve kritik dönemlerden bir tanesidir. Evden uzaklaşmalarının yanı sıra iyi notlar almak,
geleceğe yönelik bir takım düşünceler gençlerin kaygılanmasına yol açmaktadır. Bu tür kaygıların yaygınlaşmasının da üniversite öğrencilerinin depresyon olma riskini tetikleyeceği düşünülmektedir(Sağar, 2018).
Chamberlain ve Haaga (2001), benlik saygısı ve koşulsuz kendini kabul arasındaki ilişkiyi incelemek için yürüttükleri araştırmada bu iki kavram arasında pozitif yönlü güçlü bir ilişkinin varlığını ortaya koymuştur. Bu araştırmaya göre koşulsuz kendini kabul, anksiyete ve depresyon belirtileri ile negatif ilişkili ile iken olumlu duygu durum ile pozitif ilişkilidir. Benlik saygısının düşük veya yüksek olması, kişinin kendisini ne kadar değerli hissettiği ve kendini ne kadar kabul ettiği ile ilgilidir(Yılmaz Bingöl ve Vural Batık, 2018).
Özduyarlıkları yüksek olan bireylerin mutluluk ve iyimserlik düzeyleri yüksektir. Ayrıca bu
kişiler, pozitif ruhsal duruma sahiptirler(Mete Otlu ,İkiz ve Asıcı 2016).
Akademik başarıları ile ilgi yapılan çalışmalar incelendiğinde akademik başarı ile zeka
arasında pozitif yönde bir ilişki olduğu yani öğrencilerin zeka düzeyleri arttıkça akademik
başarılarının da arttığı belirlenmiştir .Ancak akademik başarı ile zeka arasında pozitif bir ilişki olmakla birlikte akademik başarı konusunda yapılan diğer
çalışmalar incelendiğinde akademik başarının sadece zekayla ilişkili bir değişken olmadığı
belirlenmiştir. Yapılan alan yazın incelemesinde öğrencilerin depresyon, tükenmişlik,
karamsarlık, kaygı, sınav kaygısı ve boyun eğici davranış düzeyleri arttıkça akademik
başarılarının düştüğü görülmüştür(Ateş, 2016).
1.1 Araştırmanın Amacı
Bu araştırmanın amacı Atatürk Üniversitesinde öğrenim gören rehberlik ve psikolojik danışmanlık bölümü öğrencileri ve aynı zamanda psikolojik danışman adaylarının depresyon düzeylerinin öğrenilmesi ve ilişkili olduğu düşünülen sınıf düzeyi ve cinsiyet değişkenlerine göre incelenmesidir.
1.2 Araştırma Problemi
Bu araştırmada psikolojik danışman adaylarının depresyon düzeyleri sınıf düzeyi ve cinsiyete göre farklılaşmakta mıdır?
1.2.1 Araştırmanın Alt Problemleri
1.2.1.1.Psikolojik danışman adaylarının depresyon düzeyleri nedir?
1.2.1.2. Psikolojik danışman adaylarının depresyon düzeyleri sınıf düzeyi değişkenine göre farklılık göstermekte midir?
1.2.1.3. Psikolojik danışman adaylarının depresyon düzeyleri cinsiyet değişkenine göre farklılaşmakta mıdır?
1.3.Denenceler
1.3.1. Psikolojik danışman adaylarının depresyon düzeyleri yüksektir.
1.3.2. Depresyon düzeyi sınıf düzeyi değişkenine göre farklılık göstermez.
1.2.3. Depresyon düzeyi sınıf düzeyi değişkenine göre farklılık gösterir.
1.2.4.Depresyon düzeyi cinsiyet değişkenine göre farklılık göstermez.
1.2.5. Depresyon düzeyi cinsiyet değişkenine göre farklılık göster.
1.2.6. Sınıf düzeyi arttıkça depresyon düzeyi azalır.
2.YÖNTEM
2.1. Araştırma Evreni ve Örneklem
Bu araştırmanın evrenini Atatürk Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışma bölümünde öğrenim gören 540 öğrenci oluşturmaktadır. Örneklem olarak ise toplamda 90 olmak üzere 51 kız ve 39 erkek öğrenci seçilmiştir.
2.2.Veri Toplama Araçları
Bu araştırmada Beck’in geliştirdiği Beck Depresyon Ölçeği kullanılmıştır.Ayrıca diğer sınıf düzeyi ve cinsiyet değişkenleriyle ilgili verileri elde etmek için kişisel bilgi formundan faydalanılmıştır.
2.2.1. Beck Depresyon Ölçeği
Aaron T. Beck tarafından 1961 yılında depresyon ve depresyon riskini ölçmek amacıyla hazırlanmış envanterdir. Bu envanter 21 adet maddeden oluşmaktadır.
2.2.2. Kişisel Bilgi Formu
Araştırmada depresyon durumuna etki edeceği düşünülen sınıf düzeyi ve cinsiyet değişkenlerini elde etme amaçlı hazırlanan kişisel bilgi formundan yararlanılmıştır. Kişisel bilgi formunda araştırmada araştırılan sınıf düzeyi ve cinsiyet değişkenlerine yer verilmiştir.
3.1. Araştırma Modeli
Çalışma nicel araştırma türündedir ve veriler tarama yöntemi kullanılarak toplanmıştır. Var olan durumu açıkça ortaya koymak, üniversite öğrencilerinde depresyon düzeyleri üzerinde etkili olduğu düşünülen sınıf düzeyi ve cinsiyet değişkenleri açısından incelenmiştir. Araştırmada genel tarama modeli kullanılmıştır.
3.BULGULAR
Tablo 1.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğrencilerinin Depresyon Düzeylerine İlişkin Puanlarının Sınıf Düzeyine Göre İncelenmesine İlişkin Betimleyici İstatistikler
f x̄ SS
1. sınıf 14 14,7857 10,48206
2.sınıf 28 15,7143 8,91049
3.sınıf 25 14,4000 8,92095
4. sınıf 23 18,3043 11,75676
Toplam 90 15,8667 9,90426
Tablo 2.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğrencilerinin Depresyon Düzeylerine İlişkin Puanların Sınıf Düzeyi Değişkenine Göre İncelenmesine İlişkin Tek Yönlü Varyans Analizi Sonuçları
KT Sd KO F P
Gruplar Arası 207,459 3 69,153 ,698 ,556
Gruplar İçi 8522,941 86 99,104
Toplam 8730,400 89
Tablo incelendiğinde araştırmaya katılan üniversite öğrencilerinin depresyon ölçeği puanlarının ortalamaları karşılaştırıldığında öğrencilerin depresyon puanı ortalamalarının sınıf düzeyi değişkenine göre farklılaşmadığı görülmüştür (f(2,57)=556, p>0,05).
Tablo 3.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğrencilerinin Depresyon Düzeylerine İlişkin Puanlarının Cinsiyete Göre İncelenmesine İlişkin Betimleyici İstatistikler
Cinsiyet
f
x̄
SS
Toplam
Kadın
51
15,1961
8,87923
Erkek
39
16,7436
11,16319
Tablo 4.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğrencilerinin Depresyon Düzeylerine İlişkin Puanların Cinsiyet Değişkenine Göre İncelenmesine İlişkin T Testi Sonuçları
F
P
t
Sd
P
Toplam
Equal variances assumed
,920
,340
-,733
88
,466
Equal variances not assumed
-,711
71,028
,480
Tablo incelendiğinde bağımsız örneklem T Testi sonuçlarına göre araştırmaya katılan öğrencilerin depresyon ölçeği puanlarının ortalamaları karşılaştırıldığında öğrencilerin depresyon puanı ortalamaları ile cinsiyet arasında anlamlı bir fark görülmemiştir ( f=920; p>0,05).
4.SONUÇ VE TARTIŞMA
Araştırma sonucunda Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü öğrencilerinin depresyon düzeylerinin düşük olduğu görülmüştür. Depresyon ile ilişkili olduğu düşünülen sınıf değişkeni ile ilgili anlamlı bir fark bulunamamıştır. Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü öğrencilerinin depresyon düzeylerinin düşük olmasında üniversiteye giriş sınavında yüksek sıralamalarla gelmelerine bağlı olarak özgüvenlerinin yüksek olması ve olumlu benlik algılayışına sahip olmaları olabilir. Bunun yanında almış oldukları temel psikoloji eğitimleri öğrencilerdeki öz farkındalığı ve içe bakış yeteneğini artırmış olabilir.
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık bölümü öğrencilerinin depresyon düzeylerinin düşük olmasında başka bir değişken de Rehberlik ve Psikolojik Danışma bölümüne isteyerek gelmiş olmaları olabilir. Bu bölüme isteyerek geldikleri için verilen eğitimi içselleştirmiş ve kendi hayatlarına uygulamış olabilirler. Öğrenmeye dayalı motivasyonları yüksek olabilir.
Araştırma sonucunda ise depresyon ile cinsiyet değişkeni arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Bu durum daha önce yapılan çalışmalarla kıyaslandığında önceki çalışmalardan farklılık göstermiştir. Literatür incelendiğinde depresyon görülme oranının kadınlarda daha fazla olduğu görülmüştür. Bu farklılığın nedeni olarak şu gösterilebilir. Üniversite ortamı diğer sosyal yapılarla kıyaslandığında daha özgürlükçü ve cinsiyet eşitliğine dayalıdır .Bu yüzden cinsiyet değişkeni bu araştırmada herhangi bir farklılaşma göstermemiştir.
KAYNAKÇA
Türkçapar, H. (2018). Depresyon Klinik Uygulamada Bilişsel- Davranışçı Terapi. İstanbul: Epilson.
Savrun, M. B. (1999, Aralık). Depresyonun Tanımı ve Epidemiyolojisi. Cerrahpaşa
Helvacı, F. ve Hocaoğlu Ç. (2016). ‘Major Depresif Bozukluk’ Tanımı, Etyolojisi ve Epidemiyolojisi: Bir Gözden Geçirme. Journal Of Contemporary Medicine, 6(1): 51-66.
Balcıoğlu, İ.(1999). Depresyonun Etyopatogenezi, Cerrahpaşa.
Şahin, C.(2016).Psikolojik Danışma ve Rehberlik. Ankara:Pegem Yayınları.
Deniz ,M. E. ve Sümer A. S.(2010). Farklı Özanlayış Düzeylerine Sahip Üniversite Öğrencilerinde Depresyon, Anksiyete ve Stresin Değerlendirilmesi.
Sağar ,M. E.(2018). Eğitim Fakültesi Öğrencilerinin Depresyon Düzeylerinin Bazı Değişkenlere Göre İncelenmesi(9,23).
Yılmaz Bingöl T. ve Vural Batık M.(2018). Psikolojik Danışman Adaylarının Koşulsuz Kendini Kabul Düzeyleri.İnsan ve Hayvan Bilimleri Araştırma Dergisi,7(4): 2438-2453.
Mete Otlu B, İkiz F.E. ve Asıcı E.(2016).Duygulatı Fark Etme ve İfade Etme Psiko-Eğitim Programının Psikolojik Danışman Adaylarının Öz Duyarlık Düzeyine Etkisi. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi, 15(56): 273-283.
Ateş B.(2016). Üniversite Öğrencilerinde Akademik Başarının Yordayıcısı Olarak Psikolojik İyi Oluş ve Sosyal Yetkinlik. Elektronik Sosyal Bilimler Dergisi,15(59): 1203-1214.



