PSİKANALİZİN BABASI İYİ BİR BABA MIYDI ?

Günümüzde psikoloji biliminin popülerleşmesi ile ismini çoğumuzun bildiği psikoloji tarihinin en büyük isimlerinden biri olan Sigmund Freud’un ebeveynlik rolüne bakacağız. Psikanalizin kurucusu olan ve 100 yıl sonra bile adından söz ettiren psikanalist Freud aynı zamanda iyi bir ebeveyn miydi ??
Öncelikle Freud'u çok küçük tanıyalım. Kendisi avusturyalı< bir nörologdur. Döneminin tıp anlayışına karşı çıkarak “konuşma tedavisini” savunmuştur. Psikanalizin kurucusudur. Bilinçaltı, rüyalar, bastırılmış dürtüler, Oidipus kompleksi gibi kavramları geliştirmiştir ve halen kokain kullanması, seksüel dürtüleri merkeze alan teoriler geliştirmesi ve kadınlar hakkında cinsiyetçi görüşleri nedeni ile psikoloji tarihinin en tartışmalı isimlerinden birisidir.
Freud'un 6 çocuğu vardı fakat içlerinden yalnızca ANNA FREUD ile olan ilişkisine bakacağız. Anna Freud Sigmund un en gözdesi ve en yakınıydı. . Diğer kardeşleri evlenip aile kurarken, Anna hayatını neredeyse tamamen babasına ve onun kuramlarını geliştirmeye adadı. Hatta kaynaklarda Freud'un ANNA ya “benim küçük generalim” diye hitap ettiği geçer.Freud'un Anna'yı sık sık yürüyüşe çıkardığı, kitaplar hakkında konuştuğu, notlar okuduğu, neredeyse bir danışman gibi gördüğü anlatılır. Tabi tahmin edileceği üzere Aile içinde diğer çocuklar Anna’nın bu “ayrıcalıklı” konumundan rahatsız olduklarıda yine kaynaklarda geçer.
Buraya kadar Sigmund'un en azından Anna ya karşı iyi bir baba olduğunu düşüneceğimiz bilgiler verdik fakat durum hiçde öyle değil.
. Freud’un kendi kızı Anna Freud’la olan ilişkisi; sınırların bulanıklaştığı, duyguların bastırıldığı ve etik soruların ortaya çıktığı bir hikâye. Freud sadece psikanalizin kurucusu değil, aynı zamanda oldukça baskın bir baba figürüydü. İlişkileri gerçekten hem karmaşık, hem de rahatsız edici derecede “yakın” bir bağ içeriyordu.
Anna’nın cinsel kimliği konusunda soru işaretleri vardı. Bazı kaynaklara göre soru işaretleri olmadığı eşcinsel olduğuna dair bilgiler yer alıyor.
Freud, kızını 1918'de, Anna 23 yaşındayken Uykusuzluk, kaygı, bastırılmış dürtüler... gerekçesi ile “tedavi etmek” için bizzat kendi psikanalizine aldı. Ama asıl sebep, Freud’un Anna'nın eşcinsel eğilimlerinden endişe duymasıydı.
Anna'nın yakın kadın arkadaşlarıyla olan yoğun duygusal bağları Freud’u rahatsız ediyordu. Freud, kendi kızı üzerinde analiz yaparak onun “normalleşmesini” sağlamaya çalıştı.
Bu analizler yıllarca sürdü ve Anna hayatı boyunca bu analiz sürecini savunmuş. ama birçok psikanalist bu durumu "duygusal manipülasyon", hatta “hayatının yönünü değiştiren bir baskı” olarak yorumladı. Anna Freud, büyük bir zeka ve üretkenliğe sahipti ama özel hayatı babasının hayatını kontrol etmesi ve yön vermesi nedeni ile hep bulanık.
En yakın ilişkisi, eğitimci Dorothy Burlingham ile oldu. Birlikte yaşadılar, birlikte çalıştılar, ama hiçbir zaman bu ilişkinin içeriği açıkça konuşulmadı.
Anna’nın mektupları, notları ve bazı yakın çevre tanıklıkları, onun eşcinsel yönelimini bastırdığını düşündürüyor.
Bazı psikanalistlere göre Anna, babası uğruna kendi bireyselliğini feda etmiştir.
Freud, kızını sevdi mi? Evet.
Ama aynı zamanda onun kaderine yön verdi.
Anna'nın bireysel arzularına, ilişkilerine, hatta mesleki seçimlerine müdahale etti.
Freud için Anna, bir evlat olduğu kadar bir miras taşıyıcısıydı.
Bu yüzden bazı tarihçiler Freud’un babalığını "gizli narsistik bir yatırım" olarak tanımlar.
Anna, Freud’un ölümünden sonra onun teorilerini yaşatmaya çalıştı.
Kendi kuramlarını da geliştirdi (çocuk psikanalizi, savunma mekanizmaları).
Ama hep “Freud’un kızı” kimliğiyle anıldı.
Özel hayatı ve başarıları büyük ölçüde geri planda kaldı.
Çok yakın kadın arkadaşlıkları oldu ama hiçbir zaman açık bir ilişki yaşamadı.
Anna’nın hayatı boyunca babasının gölgesinde kalması, bir tür duygusal kontrol olarak da yorumlanıyor.
Bazı psikanalistler, Anna'nın birey olmasına asla izin verilmediğini savunuyor.
“Freud, psikanalizin babası olabilir. Ama iyi bir baba mıydı?
Kızına duyduğu sevgi, aynı zamanda onu bastıran, yöneten ve şekillendiren bir güç haline gelmiş olabilir mi? bu soruların cevabını sizlere bırakıyorum. Sevgiler.
