Doktorsitesi.com

Polikistik over sendromu (PKOS),

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
26 Eylül 2025164 görüntülenme
Randevu Al
Polikistik over sendromu (PKOS), üreme çağın- daki kadınların %6-10’unu etkileyen, en sık görülen endokrinolojik hastalıktır.1 İlk kez 1935 yılında Stein- Leventhal Sendromu olarak adlandırılan bu hastalı- ğın, etyopatogenezi hala net olarak ortaya konulamamıştır.2,3 PKOS’u, Stein ve Leventhal, ame- nore, hirşutizm, infertilite ve polikistik overler ola- rak tanımlamışlardır.3 Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) tarafından, 1990 yılında, diğer androjen yükseklikleri dışlandıktan sonra, adet düzensizliği ile klinik veya biyokimyasal hiperandrojenizm bulgusu, PKOS açı- sından tanı kriteri olarak belirlenmiştir. 2003 yılında ortaya konulan Rotterdam kriterleri ise, oligo-ame- nore, hiperandrojenizmin klinik ve/veya laboratuar bulguları, ultrasonografide polikistik over görünümü bulgularından en az ikisinin bulunması ve diğer en- dokrin hastalıkların dışlanmasını kapsamaktadır.4 Son olarak PKOS tanısında Androgen Excess Society (2006 ve 2009) tarafından, hiperandrojenizm (hirşu- tizm ve/veya hiperandrojenemi), ovulatuar disfonk- siyon (oligo-anovulasyon ve/veya polikistik over) ve diğer androjen yüksekliği yapan endokrinopatilerin dışlanması kriterleri ortaya konulmuştur.5,6 Etyopa- togenezin net olarak bilinmemesi PKOS tanısıyla il- gili arayışları günümüze kadar sürdürmektedir. Polikistik over sendromu tanı kriterlerine dahil edil- memiş olan ancak klinikte sık olarak karşılaşılan ve etyopatogezde göz önünde bulundurulması gereken antimüllerian hormon (AMH) yüksekliği, insülin di- renci, hiperinsülinemi, artmış ovarian stromal kan akımları gibi laboratuar ve klinik bulgular görülmek- tedir. İnsülin direnci PKOS hastalarının yaklaşık %40-50’sini etkilemektedir ve özellikle obez olan- larda hiperinsülinemi oranı yaklaşık %80’leri bul- maktadır.7-9 İnsülin duyarlılaştırıcı ilaçların, PKOS’un bir çok semptomu üzerine iyileştirici etkisi, insülin direnci ile PKOS etyopatogenezi arasında bir ilişki olabileceğini düşündürmektedir. PKOS hasta- larında, üreme çağındaki problemlere ek olarak, ileri yaşlarda kardiyovasküler hastalık, diyabet ve kanser riskinin (meme, endometrium ve over) arttığı belir- tilmektedir.10,11 Bu nedenle hastalığın tanı, tedavi ve takip süreci önem taşımaktadır.
Polikistik over sendromu (PKOS),
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Polikistik Over Sendromu ve Myoinositol: Kapsamlı Bir Bakış

Myoinositol (MYO), inositol molekülünün doğada yaygın bulunan dokuz stereoizomerinden biridir. Hem hayvansal hem de bitkisel hücrelerde bulunan bu molekül, hücre içinde glikozdan sentezlenebildiği gibi beslenme yoluyla da vücuda alınabilir. Hücre içi sinyal iletiminde ikinci haberci olarak kritik bir rol üstlenen MYO; hücre büyümesi, sinir gelişimi, osteogenezis ve üreme sistemleri üzerinde doğrudan etkilidir.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, MYO ve bir diğer izomer olan D-chiro inositol (DCI) moleküllerinin Polikistik Over Sendromu (PKOS) tedavisinde umut verici sonuçlar sunduğunu göstermektedir. Bu içerikte, MYO kullanımının PKOS hastalarındaki hormonal denge, yardımcı üreme teknikleri ve ovaryan kan akımı üzerindeki etkileri bilimsel veriler ışığında ele alınmaktadır.

Myoinositol ve Hormonal Düzenleme

Myoinositol, PKOS patofizyolojisinde yer alan birçok hormonal yolak üzerinde düzenleyici etkiye sahiptir. Hücre içi ikinci haberci rolü sayesinde özellikle şu parametreleri etkilediği saptanmıştır:

  • İnsülin ve İnsülin Direnci: Hücrenin insüline verdiği yanıtı optimize eder.
  • Androjen Seviyeleri: Erkeklik hormonlarının dengelenmesine yardımcı olur.
  • LH ve FSH Oranı: Luteinizan hormon (LH) seviyelerini ve LH/FSH oranını düzenler.
  • Antimüllerian Hormon (AMH): Yumurtalık rezervi ve folikül gelişimi ile ilişkili AMH düzeylerini etkiler.

İnsülin Direnci Üzerindeki Etkiler ve Metformin Karşılaştırması

PKOS hastalarında sıklıkla görülen santral obezite ve hiperinsülinemi, kas ve karaciğer dokularındaki insülin duyarlılığının azalmasından kaynaklanır. Tedavide yaygın olarak kullanılan metformin, etkili bir antidiyabetik olsa da gastrointestinal yan etkileri nedeniyle hasta uyumunu zorlaştırabilmektedir.

MYO ve DCI molekülleri, vücutta sinerjik bir şekilde çalışarak insülin benzeri etkiler gösterir. MYO, epimeraz enzimi aracılığıyla DCI'ye dönüşür; ancak insülin direnci olan bireylerde bu dönüşüm yetersiz kalabilir. Yapılan çalışmalar, MYO ve DCI takviyesinin şu avantajları sağladığını göstermektedir:

  • İnsülin direncinin (HOMA-IR) ve serum insülin seviyelerinin düşürülmesi.
  • Vücut Kitle İndeksi (VKİ) değerlerinde azalma.
  • Trigliserit ve VLDL düzeylerinde iyileşme.

Özellikle MYO'nun, metformin ile benzer etkinlik gösterirken yan etki profili açısından daha avantajlı olduğu ve hasta uyumunu artırdığı kaydedilmiştir.

Hiperandrojenizm ve Klinik Bulgular

PKOS'ta artan LH ve insülin seviyeleri, overlerden androjen üretimini tetikler. Bu durum klinik olarak hirşutizm (tüylenme artışı) ile kendini gösterir. MYO ve DCI kullanımının, insülin yolakları üzerinden etki ederek serum total testosteron, serbest testosteron ve DHEAS seviyelerini anlamlı ölçüde azalttığı gözlemlenmiştir.

İnfertilite Tedavisinde Myoinositolün Rolü

PKOS, anovulasyon kaynaklı infertilitenin en yaygın sebebidir. MYO tedavisinin üreme sağlığı üzerindeki etkileri şu şekilde özetlenebilir:

  1. Menstrüel Düzen: 6 aylık MYO tedavisi sonrası hastaların %88'inde adet düzeninde iyileşme görülmektedir.
  2. Ovulasyon İndüksiyonu: Tek başına MYO kullanımı %61.7 oranında ovulasyon sağlarken, dirençli vakalarda klomifen sitrat ile kombine edildiğinde başarı oranı artmaktadır.
  3. Oosit ve Embriyo Kalitesi: MYO, foliküler sıvıda bulunması gereken temel bir bileşendir. Tedavi süreci; oosit olgunlaşmasını, embriyo kalitesini ve transfer edilebilir embriyo sayısını artırmaktadır.
  4. Yardımcı Üreme Teknikleri (İVF/AŞILAMA): MYO kullanımı, kullanılan rFSH dozunu ve tedavi süresini azaltırken, klinik gebelik oranlarını olumlu yönde etkileyebilmektedir.
ParametreMyoinositol Etkisi
İnsülin DirenciAzalma
Serum AndrojenleriAzalma
Oosit KalitesiArtış
Tedavi Süresi (rFSH)Kısalma
Yan EtkiGözlenmedi

Ovaryan Kan Akımı ve Doppler Bulguları

PKOS hastalarında yüksek LH seviyeleri, ovaryan stromal kan akımlarının artmasına neden olabilir. Literatürdeki sınırlı sayıdaki çalışma, 3 aylık MYO kullanımı sonrasında ovaryan stromal kan akımlarında anlamlı bir azalma olduğunu göstermektedir. Bu etki, MYO'nun LH seviyelerini düşürücü etkisiyle ilişkilendirilmektedir.

Sonuç

Myoinositol, PKOS yönetiminde yan etki riski düşük, güvenilir ve etkili bir insülin duyarlılaştırıcı ajandır. İnsülin direnci, hormonal dengesizlikler ve infertilite üzerindeki olumlu etkileri bilimsel çalışmalarla desteklenmektedir. Yardımcı üreme teknikleri ve kan akımı üzerindeki etkilerinin tam olarak netleşmesi için daha geniş kapsamlı ve randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyulsa da mevcut veriler MYO'nun PKOS tedavisinde güçlü bir seçenek olduğunu kanıtlamaktadır.

Yazar Hakkında

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden yüksek şeref öğrencisi olarak mezun oldum. Eğitim hayatım boyunca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Prof. Dr. Ali Dursun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi’nde çalışmalarda bulundu. Prof. Dr. Selçuk Dağdelen ve Prof. Dr. Okan Bülent Yıldızla diyabet konusunda çalışmalar yaptı.
GATA' da Prof.Dr. Mustafa Ulubay ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Beslenmesinde çalışmalar yaptı.
Gelişimime katkı sağlamak amacıyla Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Diyetisyenliği, Obezite veya Diyabet Tedavisine Güncel Yaklaşımlar, Sezgisel Yeme Psikolojik beslenme bozuklukları gibi birçok eğitim ve kurs programına katıldım.
Şuan da online ve yüz yüze olarak, kilo yönetimi ve hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi hizmetlerimin yanında mide balonu, mide botoksu, sleeve gastrektomi (tüp mide) ve gastrik bypass (MGB, RYGB) olmak üzere obezite cerrahisi alanında hizmet vermektedir.
Şuanda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi Psikiyatri Prof.Dr.Cengiz Kılıç ile birlikte psikolojik tez makale çalışmalarına devam etmektedir
Prof.Dr.Deniz Demiryürekle birlikte Akupunktur,Mezoterapi üzerine çalışmalar devam etmektedir.
Hacettepe üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Prof Asistanı olarak hizmet vermektedir.(Yarın resmi olarak duyurulacaktır)
Hastanemizin Erişkin,Çocuk hastalıklarındaki yaptığımız tedavi çalışmaları devam etmektedir.
En yakın zamanda @hacettepeichastalklar7316 ve @hacettepe.ichastaliklari: hesaplarında aktif şekilde çalışmalar başlayacaktır.
Misyonumuz;
Toplum sağlığının korunması, bireye en üst düzeyde uzmanlaşmış, kaliteli tanı ve tedavi hizmetini, çağın gerektirdiği bilgi ve teknolojiyi buluşturarak vermek yanında, üstün nitelikli ve evrensel standartlarda eğitim, öğretim ve araştırma yapılması için gerekli altyapı desteğinin sağlanmasını amaçlar.
Vizyonumuz;
En ileri bilgi ve teknolojinin, yeterli ve tatmin edici düzeyde, zevkli bir ortam içinde sunulduğu, Yönetimiyle örnek bir model oluşturan, Uluslararası düzeyde tanınan ve tercih edilen, Hasta ve çalışan memnuniyetinin mükemmele ulaştığı, Lider sağlık kuruluşu üyesi olmaktır.
Değerlerimiz;
Özenli, Çalışkan, Güler yüzlü ve Saygılı olmaktır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.