Doktorsitesi.com

Polikistik over sendromu (PKOS)

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit
26 Eylül 2025217 görüntülenme
Randevu Al
Polikistik over sendromu (PKOS) tüm kadınların %5-10’nu etkileyen bir hastalıktır (9, 68). Kronik anovulasyon, oligo-amenore ve hiperandrojenemi PKOS’ un ana belirtileridir (47, 77). PKOS, diabetes mellitus (81, 87) ve koroner arter hastalığı (8, 104, 108, 118) için bir risk faktörü olarak benimsenmektedir. Bunun nedeni, PKOS’ un insülin direnci (IR), obezite, dislipidemi ve hipertansiyon gibi belirtilerle yakından ilgili olmasıdır. Yukarıda sayılan risk faktörleri ile TNFα, IL-6 ve IL-10 plazma düzeyleri ve bu sitokinleri kodlayan genlerin polimorfik varyantları arasında bir ilişki söz konusudur (26, 67, 103). TNFα, IL-6 ve IL-10 ateroskleroz, koroner arter hastalığı, osteoporoz, pree-klampsi, DM ve otoimmün bozukluklar gibi birçok hastalığın etiyopatogenezinde önemli rol oynamaktadır (43, 44, 57, 101). Pro-inflamatuar etkili TNFα (69) ve IL-6 (45, 114), ve anti-inflamatuar etkili IL-10 (111) sitokinlerinin plazma düzeyleri, bu sitokinlerin üretiminden sorumlu olan genlerin promotör bölgelerindeki tek nükleotid polimorfizmi ile yakından ilgili olduğu öne sürülmektedir. Bununla birlikte bu hipotezi desteklemeyen çalışmalara da rastlanılmaktadır (86, 100, 112). Yapmış olduğumuz literatür taramasında PKOS’ lu kadınlarda TNFα (-308), ve IL-6 (-174) gen polimorfizmi ile ilgili az sayıda araştırmalar yapılmış olmasına rağmen, bu sonuçlar oldukça karmaşıktır (32, 80, 116). PKOS’ lu kadınlarda IL-10 (-1082) gen polimorfizmi ile ilgili bir çalışmaya ise rastlamadık. Bu bilgilerin ışığında, çalışmamızım ilk amacı, TNFα (-308 G/A), IL-6 (-174 G/C) ve IL-10 (-1082 G/A) gen polimorfizmleri ile PKOS arasındaki ilişkiyi incelemektir. İkinci amacımız ise genotipler ile hastalığın bazı klinik ve laboratuar belirtileri arasında bir bağlantı olup olmadığını araştırmaktır.
Polikistik over sendromu (PKOS)
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Polikistik Over Sendromu (PKOS) Nedir?

Polikistik Over Sendromu (PKOS), doğurganlık çağındaki kadınların %6.5 ile %20'sini etkileyen, multisistemik, reprodüktif ve metabolik bir bozukluktur. Günümüzde kadın infertilitesinin en yaygın nedenlerinden biri olarak kabul edilen bu sendrom; insülin direnci, obezite, Tip II Diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar gibi uzun dönemli sağlık risklerini beraberinde getirmektedir.

PKOS Tanı Kriterleri ve Prevalans

PKOS tanısında kullanılan kriterler zamanla evrilmiştir. 1990 NIH kriterlerine göre prevalans %6.5-8 iken, 2003 Rotterdam kriterleri ile bu oran 2-3 kat daha yüksek saptanmaktadır.

Rotterdam 2003 Tanı Kriterleri

Aşağıdaki üç kriterden en az ikisinin varlığı (diğer etiyolojik nedenler dışlandıktan sonra) PKOS tanısı için yeterlidir:

  1. Oligo-anovulasyon (seyrek veya hiç yumurtlama olmaması).
  2. Hiperandrojenizm (klinik veya biyokimyasal belirtiler).
  3. Polikistik over yapısı (ultrasonda 10'dan fazla folikül izlenmesi).

Klinik Belirtiler ve Bulgular

PKOS kliniği genellikle ergenlik döneminde başlayan adet düzensizlikleri ile kendini gösterir. Hastalığın en belirgin klinik yansımaları şunlardır:

  • Hirsutizm: Yüz, çene ve göğüs gibi bölgelerde erkek tipi tüylenme. Bu durum Ferriman-Gallwey (FG) skoru (≥ 6) ile değerlendirilir.
  • Menstrüel Düzensizlikler: Oligomenore (seyrek adet), amenore (adet yokluğu) veya disfonksiyonel kanamalar.
  • İnfertilite: Kronik anovulasyona bağlı gelişen kısırlık.
  • Dermatolojik Bulgular: Akne, ciltte yağlanma ve insülin direncinin bir göstergesi olan Akantozis Nigrikans (koyu, kadifemsi plaklar).
  • Obezite: Hastaların %40-60'ında, özellikle bel/kalça oranının arttığı santral obezite görülür.

Laboratuvar ve Biyokimyasal Parametreler

PKOS tanısında tek bir test yeterli olmamakla birlikte, aşağıdaki laboratuvar bulguları tanıya yardımcı olur:

ParametrePKOS'taki Durumu
LH / FSH OranıGenellikle 2:1'den büyüktür
TestosteronTotal veya serbest düzeyler artmıştır
İnsülin / Glikozİnsülin direnci ve yüksek glikoz seviyeleri yaygındır
Lipid ProfiliLDL ve Trigliserit artmış, HDL azalmıştır
SHBGAzalmış seviyeler (serbest testosteronu artırır)

Uzun Dönem Sağlık Riskleri

PKOS sadece bir üreme sorunu değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı problemidir. Hastalarda şu riskler artış gösterir:

  • Tip II Diyabet: PKOS'lu kadınlarda genel popülasyona göre risk 3 kat daha fazladır.
  • Kardiyovasküler Hastalıklar: Hipertansiyon, dislipidemi ve ateroskleroz riski yüksektir.
  • Kanser Riski: Karşılanmamış östrojen etkisi nedeniyle endometrium kanseri riski artabilir.

Etiyopatogenez ve Genetik Faktörler

PKOS'un kesin nedeni bilinmemekle birlikte, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan poligenik bir bozukluktur.

İnsülin Direnci ve Sitokinler

İnsülin direnci, overlerde androjen sentezini artırarak kist oluşumunu ve infertiliteyi tetikler. Son yıllarda yapılan araştırmalar, TNFα, IL-6 ve IL-10 gibi sitokinlerin PKOS gelişimindeki rolüne odaklanmıştır.

  • IL-6 (-174 G/C) Polimorfizmi: Araştırmalar, G alleli taşıyan bireylerde glikoz, HOMA (insülin direnci) ve LDL değerlerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.
  • TNFα (-308 G/A): Bu gen bölgesindeki değişikliklerin PKOS gelişimi için doğrudan bir risk faktörü oluşturmadığı, ancak metabolik süreçleri etkileyebileceği düşünülmektedir.

Sonuç ve Öneriler

PKOS, yaşam boyu takip gerektiren kompleks bir sendromdur. Özellikle insülin direnci olan hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri ve kilo kaybı, semptomların iyileşmesinde ve spontan gebelik şansının artmasında kritik rol oynar. Genetik çalışmalar, gelecekte kişiye özel tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine ışık tutmaktadır.

Yazar Hakkında

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Dr.Öğr.Üyesi Büşra Nur Yiğit

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden yüksek şeref öğrencisi olarak mezun oldum. Eğitim hayatım boyunca Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Prof. Dr. Ali Dursun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Beslenme ve Metabolizma Ünitesi’nde çalışmalarda bulundu. Prof. Dr. Selçuk Dağdelen ve Prof. Dr. Okan Bülent Yıldızla diyabet konusunda çalışmalar yaptı.
GATA' da Prof.Dr. Mustafa Ulubay ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Beslenmesinde çalışmalar yaptı.
Gelişimime katkı sağlamak amacıyla Metabolik ve Bariatrik Cerrahi Diyetisyenliği, Obezite veya Diyabet Tedavisine Güncel Yaklaşımlar, Sezgisel Yeme Psikolojik beslenme bozuklukları gibi birçok eğitim ve kurs programına katıldım.
Şuan da online ve yüz yüze olarak, kilo yönetimi ve hastalıklarda tıbbi beslenme tedavisi hizmetlerimin yanında mide balonu, mide botoksu, sleeve gastrektomi (tüp mide) ve gastrik bypass (MGB, RYGB) olmak üzere obezite cerrahisi alanında hizmet vermektedir.
Şuanda Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesi Psikiyatri Prof.Dr.Cengiz Kılıç ile birlikte psikolojik tez makale çalışmalarına devam etmektedir
Prof.Dr.Deniz Demiryürekle birlikte Akupunktur,Mezoterapi üzerine çalışmalar devam etmektedir.
Hacettepe üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde Prof Asistanı olarak hizmet vermektedir.(Yarın resmi olarak duyurulacaktır)
Hastanemizin Erişkin,Çocuk hastalıklarındaki yaptığımız tedavi çalışmaları devam etmektedir.
En yakın zamanda @hacettepeichastalklar7316 ve @hacettepe.ichastaliklari: hesaplarında aktif şekilde çalışmalar başlayacaktır.
Misyonumuz;
Toplum sağlığının korunması, bireye en üst düzeyde uzmanlaşmış, kaliteli tanı ve tedavi hizmetini, çağın gerektirdiği bilgi ve teknolojiyi buluşturarak vermek yanında, üstün nitelikli ve evrensel standartlarda eğitim, öğretim ve araştırma yapılması için gerekli altyapı desteğinin sağlanmasını amaçlar.
Vizyonumuz;
En ileri bilgi ve teknolojinin, yeterli ve tatmin edici düzeyde, zevkli bir ortam içinde sunulduğu, Yönetimiyle örnek bir model oluşturan, Uluslararası düzeyde tanınan ve tercih edilen, Hasta ve çalışan memnuniyetinin mükemmele ulaştığı, Lider sağlık kuruluşu üyesi olmaktır.
Değerlerimiz;
Özenli, Çalışkan, Güler yüzlü ve Saygılı olmaktır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.