Doktorsitesi.com

Özgürlük mü, İşkence mi? "En İyisini" Aramaktan Vazgeçmediğiniz Sürece Asla Mutlu Olamayacaksınız

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
17 Ocak 20267 görüntülenme
Randevu Al
Basit bir yemek siparişi vermek veya akşam izleyeceğiniz filmi seçmek bile sizin için saatler süren bir işkenceye mi dönüşüyor? Sorun iradesizliğinizde değil; modern çağın psikolojik sorunu olan 'Analiz Felci'nde (Analysis Paralysis). Bu makalede; 'En İyisini Arayan' (Maximizer) mükemmeliyetçi zihnin neden kilitlendiğini, karar yorgunluğunun hayat kalitenizi nasıl düşürdüğünü ve bu zihinsel hapishaneden kurtulmanın bilimsel yollarını anlattım.
Özgürlük mü, İşkence mi? "En İyisini" Aramaktan Vazgeçmediğiniz Sürece Asla Mutlu Olamayacaksınız

Senaryoyu çok iyi biliyorsunuz: Yorucu bir günün ardından eve geldiniz. Tek istediğiniz güzel bir yemek yemek ve kafanızı boşaltacak bir film izlemek. Uygulamayı açtınız. Önünüzde yüzlerce restoran, binlerce film seçeneği var.

Mantıken "Özgürsünüz", değil mi? İstediğinizi seçebilirsiniz. Ama pratikte "Tutsaksınız".

Hamburgere bakarken aklınız pizzada kalıyor. Pizzaya bakarken "Ya suşi daha taze geldiyse?" diye düşünüyorsunuz. Puanlara bakıyor, yorumları okuyor, fragmanları izliyorsunuz. Ve 45 dakika sonra... Hala açsınız, yorgunluğunuz iki katına çıkmış ve muhtemelen sıkılıp her zamanki o "garanti" diziyi açtınız.

Kendinize "Neden bu kadar basit bir kararı bile veremiyorum?" diye kızmayın. Sorun sizin iradenizde değil; sorun beyninizin "Mükemmeli Arama" (Maximizing) ayarlarında.

 

Psikolojide karar vericiler ikiye ayrılır:

  1. Tatmin Olanlar (Satisficers): Kriterlerine uyan ilk iyi seçeneği gören ve "Tamam, bu işimi görür" diyip seçenler. Onlar mutludur.

  2. En İyisini Arayanlar (Maximizers - Yani SİZ): Sadece "iyi" olanı değil, "mümkün olan en mükemmel" seçeneği arayanlar.

 

Bir Maximizer için; bir şeyi seçmek, diğer tüm seçenekleri öldürmek demektir. Siz o İtalyan filmini seçtiğinizde, izlemediğiniz diğer 1000 filmin "daha harika olma ihtimalinin" yasını tutarsınız. Bu yüzden seçim yapmak, sizin için bir kazanım değil, bir kayıptır.

Eskiden sadece iki çeşit peynir varken, birini seçip mutlu olurdunuz. Şimdi rafta 50 çeşit peynir var. Hangisini seçerseniz seçin, marketten çıktıktan sonra içinizde o kurt kemirmeye devam eder: "Acaba o diğer, trüf mantarlı olan daha mı güzeldi?"

Seçenek sayısı arttıkça, beklentiniz de artar. Ve beklenti o kadar yükselir ki (kusursuz film, kusursuz partner, kusursuz yemek), gerçeklik asla o beklentiyi karşılayamaz. Sonuç: Kronik hayal kırıklığı.
 

Şunu unutmayın: Beyninizin günlük sınırlı bir "Karar Verme Enerjisi" vardır. Sabah ne giyeceğinizi, öğlen

ne yiyeceğinizi, akşam ne izleyeceğinizi seçerken kılı kırk yararsanız; pilinizi tüketirsiniz.

Bu duruma "Analiz Felci" (Analysis Paralysis) diyoruz. Yemek seçerken harcadığınız o 40 dakika, aslında sadece zamandan değil; hayat kalitenizden, sabrınızdan ve huzurunuzdan çalınan 40 dakikadır.

 

Bu zihinsel hapishaneden kaçmanın tek bir yolu var: Standartlarınızı Bilinçli Olarak Düşürmek.

  1. %80 Kuralı: Hedefiniz %100 mükemmel seçim değil, %80 tatmin edici seçim olsun. Mükemmel, iyinin düşmanıdır. "Yeterince iyi", harikadır.

  2. Seçeneği Sınırla: Kendinize yapay sınırlar koyun. "Sadece 4.5 puan üzerine bakacağım ve ilk çıkan 3 seçenekten birini alacağım." Seçeneği azaltmak, beyni özgürleştirir.

  3. Kararı Geri Alınamaz Kılın: Siparişi verdikten veya filmi açtıktan sonra "Acaba?" diye geriye bakmayı kendinize yasaklayın. Araştırmalar, kararını sorgulamayan insanların (koşullar daha kötü olsa bile) daha mutlu olduğunu gösteriyor.

 

Hayatta "En Doğru Seçenek" diye bir şey yoktur. Sadece "Sizin Seçtiğiniz" ve sonucunu yaşadığınız seçenek vardır.

En kötü film bile, kararsızlığın o soğuk bekleme odasında saatlerce fragman izlemekten daha iyidir. Bugün hayatı izlemeyi bırakın ve o "Play" tuşuna basın.

Etiketler

MükemmeliyetçilikKararsızlıkKarar Verme GüçlüğüYaygın Anksiyete BozukluğuTükenmişlik SendromuBilişsel Davranışçı TerapiObsesif Kompulsif BozuklukStres YönetimiSeçim YapamamaFOMOKişisel GelişimAnkara Psikolog

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Uzm. Klinik Psikolog, İhsan Onur Kızılkan, Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümünde başladığı eğitimini onur belgesiyle tamamlayarak 2014 yılında Psikolog unvanı almıştır. Yüksek Lisansını Beykent Üniversitesi – Klinik Psikoloji Programında yaparak ‘ Ergenlerde Akran Zorbalığı, Sosyal Destek ve Depresyon Arasındaki İlişkilerin Değerlendirilmesi’ konulu tezi ile uzmanlığını tamamlamıştır. Eğitim ve çalışma hayatı boyunca yurtiçi ve yurtdışı birçok çalışma alanında faaliyet göstermiştir. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde Klinik Psikoloji stajını tamamlamış; çocuk yuvası, anaokulu, özel eğitim okulu ve özel danışmanlık merkezlerinde Klinik Psikolog olarak görevler yürütmüş, Fenerbahçe Spor Kulübü’ nde  Spor Psikoloğu olarak staj çalışmaları yapmıştır. Avrupa Birliği projeleri kapsamında Hollanda, Fransa ve Belçika ‘da ülkemizi temsilen sosyal duyarlılık projelerinde yer almıştır. Yurtiçi bir çok sosyal duyarlılık çalışmasına da katılmış olup bunların arasında Belediyeler, Kansersiz Yaşam Derneği , Sokakta Çalışan ve Yaşayan Çocuklar (SOYAÇ) bulunmaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.