Öğrenilmiş Çaresizlik: Psikolojik Bir Öğrenme Süreci Olarak Vazgeçme Davranışı

Öğrenilmiş Çaresizlik: Psikolojik Bir Öğrenme Süreci Olarak Vazgeçme Davranışı Bazen insanlar, aslında bir şeyleri değiştirme şansları varken bile hiçbir şey yapmamayı tercih eder. “Denesem de olmayacak”, “Zaten hep böyle”, “Ben yapamıyorum” gibi düşünceler zamanla kişinin hayatına yön verir. İşte bu durum psikolojide öğrenilmiş çaresizlik olarak adlandırılır. Öğrenilmiş çaresizlik, kişinin geçmişte yaşadığı tekrar eden olumsuz deneyimler sonucunda, çabasının bir işe yaramadığına inanmasıyla ortaya çıkar. Başka bir deyişle kişi, çaresiz olmayı öğrenir. Bu öğrenme süreci çoğu zaman farkında olmadan gelişir. Çocuklukta sürekli eleştirilen bir birey, okulda defalarca başarısızlık yaşayan bir öğrenci ya da ilişkilerinde hep reddedilen bir kişi zamanla “ben ne yaparsam yapayım sonuç değişmiyor” düşüncesini benimseyebilir. Bu düşünce yerleştikçe, kişi artık denememeye başlar. Yeni bir adım atmak yerine geri çekilir, risk almaktan kaçınır ve pasifleşir. Örneğin; bir sınavdan defalarca düşük not alan bir öğrenci çalışmayı bırakabilir, iş yerinde emeği görülmeyen biri fikirlerini paylaşmamayı seçebilir ya da ilişkilerinde sürekli hayal kırıklığı yaşayan bir birey duygularını ifade etmekten vazgeçebilir. Ortak nokta, kişinin kontrol duygusunu kaybetmiş hissetmesidir. Öğrenilmiş çaresizlik, bireyin aslında değiştirebileceği bir durumda bile pasif kalmasıyla kendini gösterir. Kişi, geçmişte gösterdiği çabaların sonuçsuz kaldığını deneyimlediği için artık denememeyi tercih eder. Bu durum “nasıl olsa değişmeyecek” düşüncesiyle beslenir. Zamanla birey, başarısızlığı kendi yetersizliğine bağlar ve kontrol duygusunu kaybeder. Bu da motivasyon düşüklüğü, umutsuzluk ve özgüven kaybı gibi sorunları beraberinde getirir. Öğrenilmiş çaresizlik sadece davranışları değil, duyguları ve düşünceleri de etkiler. Kişide umutsuzluk, yetersizlik hissi, özgüven kaybı ve isteksizlik sık görülür. Zamanla bu durum depresif belirtilerle iç içe geçebilir. “Ben yetersizim”, “Bu hep böyle olacak” ve “Bu durum hayatımın her alanını etkiliyor” gibi düşünceler, kişinin kendisine ve geleceğine dair bakışını olumsuz yönde şekillendirir. Ancak önemli bir nokta vardır: Öğrenilmiş çaresizlik öğrenilmiş bir durumdur ve değiştirilebilir. Kişinin yaşadığı çaresizlik, onun gerçekte güçsüz olduğu anlamına gelmez. Aksine, geçmiş deneyimlerin bugünkü algıyı şekillendirdiğini gösterir. Bu farkındalık, değişimin ilk adımıdır. Psikoeğitim sürecinde amaç, kişinin bu döngüyü fark etmesini sağlamaktır. “Gerçekten hiçbir şey yapamaz mıyım, yoksa böyle mi öğrendim?” sorusu çok kıymetlidir. Küçük ve ulaşılabilir hedefler belirlemek, kişinin tekrar kontrol duygusu kazanmasına yardımcı olur. Küçük başarılar, “deneyince oluyor” inancını yeniden inşa eder. Psikoterapi sürecinde ise bireyin kendisiyle ilgili geliştirdiği olumsuz inançlar ele alınır. Özellikle bilişsel davranışçı terapi, öğrenilmiş çaresizlikle çalışmada etkili bir yaklaşımdır. Kişinin düşünce, duygu ve davranışları arasındaki ilişki anlaşılır hale geldikçe, pasiflik yerini deneme cesaretine bırakabilir. Sonuç olarak, öğrenilmiş çaresizlik bir kader değildir. Kişi, yeniden denemeyi ve kontrol edebileceği alanları fark etmeyi öğrendiğinde, hayatında anlamlı değişimler mümkün hale gelir. Çünkü vazgeçmek de öğrenilir, umut etmek de.

