Öfke Yönetimi: Duygunun Ardındaki Anlamı Görebilmek

Öfke Yönetimi: Duygunun Ardındaki Anlamı Görebilmek
Öfke çoğu zaman yüksek bir sesle kendini gösterir. Sertleşen kelimeler, yükselen ses tonu,
hızlanan kalp atışı… Bu nedenle öfke, genellikle kontrol edilmesi gereken tehlikeli bir duygu
olarak algılanır. Oysa öfke, insanın iç dünyasında önemli bir işaret levhasıdır.
Her öfkenin ardında görünmeyen bir hikâye vardır. Kırgınlık, hayal kırıklığı, değersiz
hissetme ya da sınırların ihlal edilmesi… Çoğu zaman asıl duygu bunlardır; öfke ise yalnızca
yüzeye çıkan sonuçtur. İnsan anlaşılmadığını düşündüğünde, haksızlığa uğradığında ya da
çaresiz hissettiğinde öfkelenir.
Birçok kişi öfkesinden utanır. “Sakin olmalıyım”, “Böyle hissetmem doğru değil” diye
düşünerek duygusunu bastırmaya çalışır. Ancak bastırılan öfke kaybolmaz; yalnızca birikir.
Ve bir gün, beklenmedik bir anda daha yoğun biçimde ortaya çıkar.
Bu nedenle öfkeyi yok etmeye çalışmak yerine onu anlamaya odaklanmak gerekir. “Beni bu
kadar kızdıran ne?”, “Hangi ihtiyacım karşılanmadı?” soruları, duygunun gerçek kaynağına
ulaşmamızı sağlar. Öfkeyi anlamlandırmak, onu daha sağlıklı biçimde ifade edebilmenin
temel adımıdır.
Öfke yönetimi, duyguyu reddetmek değil; zarar vermeden ifade edebilmeyi öğrenmektir.
Bazen durup nefes almak, bazen ortamdan kısa süreliğine uzaklaşmak, bazen de sınırlarımızı
sakin bir dille dile getirebilmektir. Bu beceriler geliştiğinde, ilişkilerde yıkıcı değil yapıcı bir
iletişim mümkün hale gelir.
Unutulmamalıdır ki öfke insanı kötü biri yapmaz. Önemli olan, bu duyguyla nasıl başa
çıkıldığıdır. Duygularını tanıyabilen ve yönetebilen kişi, hem kendisiyle hem de çevresiyle
daha dengeli bir ilişki kurar.Buda ikili ilişkilerinin daha sağlıklı ilerlemesi demektir.
Öfkenin ardındaki anlamı görebildiğimizde, aslında kendimizi daha iyi anlamaya başlarız.
Ve çoğu zaman, gerçek sakinlik de tam olarak bu noktada başlar.
Psikolog Beyza Çoban




