Duygusal Dayanıklılık: Zor Zamanlarda Ayakta Kalabilmek

Duygusal Dayanıklılık: Zor Zamanlarda Ayakta Kalabilmek
Hayat hiç kimse için dümdüz bir çizgide ilerlemez. Hepimiz zaman zaman beklenmedik
zorluklarla, kayıplarla, hayal kırıklıklarıyla karşılaşırız. Böyle dönemlerde bazı insanlar daha
çabuk toparlanırken, bazıları uzun süre zorlanır. Bu farkın temelinde çoğu zaman “duygusal
dayanıklılık” dediğimiz beceri yatar.
Duygusal dayanıklılık, hiç üzülmemek ya da olumsuz duygular yaşamamak demek değildir.
Aksine, zor duygularla baş edebilme kapasitesidir. Düşsek bile yeniden kalkabilmek,
yaşananlardan öğrenebilmek ve hayata uyum sağlayabilmek.Rüzgarla birlikte eğilebilmektir.
Birçok kişi güçlü olmayı “hiç etkilenmemek” olarak yorumlar. Oysa gerçek güç, duyguları
inkâr etmek değil; onları kabul edebilmekten geçer. Esnemezsek kırılırız.Üzüldüğümüzde
bunu fark etmek, yorulduğumuzda durabilmek, gerektiğinde destek isteyebilmek
dayanıklılığın en önemli parçalarıdır.
Duygusal dayanıklılık doğuştan gelen bir özellik değildir; zamanla gelişir. Kendimize şefkatli
davranmak, düşünce biçimimizi esnetmek, küçük de olsa adım atmaya devam etmek bu
beceriyi güçlendirir. Her zor deneyim, doğru ele alındığında kişisel gelişim için bir fırsata
dönüşebilir.
Zor zamanlarda kendimize sormamız gereken önemli bir soru vardır:
“Bu durum bana ne öğretmeye çalışıyor?”
Bu bakış açısı, yaşananları daha anlamlı bir yere koymamıza yardımcı olur. Elbette her şeyi
tek başına taşımak zorunda değiliz. Bazen profesyonel destek almak, bazen sevdiklerimize
yaslanmak en sağlıklı seçimdir.
Unutmayalım:
Dayanıklılık, hiç kırılmamak değil;
kırıldıktan sonra yeniden toparlanabilmektir.
Hayat iniş çıkışlarıyla devam ederken, kendimize vereceğimiz en büyük hediye, duygusal
olarak esneyebilmeyi öğrenmektir.
Psikolog Beyza Çoban




