Doktorsitesi.com

ÖFKE DUYDUĞUMUZ BİR KİMSEYİ ASLA TERK EDEMEYİZ

Klinik Psikolog Gülçin Sanlı
Klinik Psikolog Gülçin Sanlı
2 Ocak 2023151 görüntülenme
Randevu Al
ÖFKE DUYDUĞUMUZ BİR KİMSEYİ ASLA TERK EDEMEYİZ
ÖFKE DUYDUĞUMUZ BİR KİMSEYİ ASLA TERK EDEMEYİZ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yaşam Senaryosu ve Nesiller Arası Aktarım

Kişiler, yaşam senaryosunu genellikle önceki nesillerden devralır ve bu mirası sanki kendi yazgısıymış gibi sahiplenirler. Bu süreçte, yerini aldığımız aile bireylerine ait fiziksel rahatsızlıkların hissedilmesi ve yaşanması durumuna oldukça sık rastlanır. Ait olduğumuz sosyal grubun değerlerini öğrenme ve uygulama isteğimiz, temel hayatta kalma güdümüzle doğrudan bağlantılıdır.

Sosyal grubun dışına çıkma korkusunun temelinde, hem kendimizin hem de çocuklarımızın sosyal tecride uğraması ve reddedilmesi yatar. Kişi farkında olmasa da, bilinçaltında reddedilmek ölümle eşdeğerdir. Annemiz, babamız ve atalarımız bizim yaşamla olan bağımızı temsil eder; onlar hakkında hissettiklerimiz, aslında yaşamın geneline dair duyduğumuz hislerin bir yansımasıdır.

Reddedilenin Gücü ve Kabul Süreci

Kişisel olgunlaşma ve bireysel gelişim çalışmalarının temel ilkesi, kişilikte reddedilip dışlanmış ne varsa ortaya çıkararak bunların kabul edilmesini sağlamaktır. Bu ilke sadece bireysel özellikler için değil, önceki nesillerde dışlanmış aile bireyleri için de geçerlidir. Aile sisteminde dışlanan bireylerin tekrar dahil edilmesi, tanınması ve sevgiyle anılması psikolojik bütünlük için kritiktir.

  • Direnç ve Güç: Reddettiğimiz her şey, reddedildiği sürece üzerimizde büyük bir güce sahip olmaya devam eder.
  • Yüzleşme: Korkulan durumlarla yüzleşmek ve onlara "evet" diyebilmek, içsel bir dönüşümü başlatır.
  • Dönüşüm: Korku nesnelerinin aslında birer yanılsama olduğunu keşfettiğimizde, onlara duyduğumuz bastırılmış sevgiyle yüzleşme imkanı doğar.

Öfke ve Sevgi: Bağlayıcı İlişkiler

Öfke duyduğumuz bir kimseyi asla terk edemeyiz. Bu durumun temel sebebi, öfkenin de en az sevgi kadar güçlü ve bağlayıcı bir ilişki biçimi olmasıdır. Başkalarıyla kurduğumuz her ilişkide aslında kendi iç dünyamızı ve keşfedilmemiş parçalarımızı tanırız. Bir diğerine duyduğumuz ihtiyaç, aslında kendi bireyselliğimizde sahip çıkmadığımız parçalarımızı tamamlama arzusudur.

İlişki TürüTemel DinamikSonuç
Bağımlı İlişkiEksik parçaları başkasında aramaÖzgürlüğün kısıtlanması
Bütünleşmiş İlişkiKendi bütünlüğüne ulaşmaSevginin özgürleşmesi
Öfke BağlantısıReddetme ve çatışmaSürekli bağlı kalma

Kalıcı Mutluluğun Kaynağı

Kendi bütünlüğüne ulaşmış bireylerde, diğerlerine duyulan bağımlılık azalır ve sevgi bir ihtiyaç olmaktan çıkarak yeni bir nitelik kazanır. Kişisel gelişim için iki temel unsur gereklidir: Bir başkasına ihtiyaç duyduğumuzun farkına vararak ilişkinin zorluklarını kabul etmek ve sevgiyi bilinen boyutların ötesine taşımak.

Kalıcı mutluluk, dış dünyanın arzularımızı yerine getirmesine bağlı değildir. Eğer mutluluk dış dünyaya bağlıysa geçici; kişinin kendi varlığının doğal bir niteliği olarak içten filizleniyorsa özgün ve kalıcıdır.

Etiketler

ÖFKE

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Gülçin Sanlı

Klinik Psikolog Gülçin Sanlı

Uzm.Klinik Psikolog Gülçin SANLI lisans eğitimini Aydın Üniversitesi Psikoloji bölümünden "onur derecesi" bitirmiştir. Ardından Yüksek Lisans eğitimini Arel Üniversitesi'nde Klinik Psikoloji üzerine tamamlamıştır. Yüksek lisans bitirme tezinde "Duygusal (emosyonel) Yeme üzerine çalışmıştır. AYKUŞAĞI Enstitüsü ve FREYA Psikoloji'nin kurucusudur. Çocuk-ergen terapileri, zeka ve gelişim testleri ve yetişkinlerle grup terapileri yürütmektedir. Aynı zamanda Beslenme Psikolojisi alanında alan öğrencilerine ve uzmanlarına eğitimler vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.