Doktorsitesi.com

Obsesif kompulsif bozukluk (okb) ve psikoterapi

Klinik Psikolog Gonca Gül
Klinik Psikolog Gonca Gül
13 Aralık 2021340 görüntülenme
Randevu Al
Obsesif kompulsif bozukluk (okb) ve psikoterapi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Nedir?

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), kişinin zihninde istem dışı şekilde tekrar eden rahatsız edici düşüncelere (obsesyon) maruz kalmasıyla karakterize psikolojik bir bozukluktur. Birey, bu düşüncelerin yarattığı yoğun huzursuzluktan kurtulmak ve rahatlamak için belirli zihinsel veya davranışsal tepkilere (kompulsiyon) başvurur. Bu döngü, kişinin günlük işlevselliğini ciddi şekilde etkileyebilir.

Obsesyon ve Kompulsiyon Kavramlarını Anlamak

Obsesyonlar, kişide yoğun kaygı uyandıran rahatsız edici düşünce, kuşku, dürtü veya zihinsel görsellerden oluşan takıntılardır. Bu takıntılarla birlikte birey; gerginlik, korku veya tiksinti gibi güçlü duygular yaşar. Bu olumsuz duyguları bastırmak veya etkisiz hale getirmek amacıyla geliştirilen kasıtlı ve tekrarlayıcı tepkilere ise kompulsiyon adı verilir.

Günlük Yaşamdan OKB Örnekleri ve Belirtileri

OKB, farklı temalarda kendini gösterebilir. Kişiye mantıksız gelse dahi bu düşünceler engel olunamaz bir huzursuzluk yaratır. Yaygın görülen bazı vaka örnekleri şunlardır:

  • Kontrol Etme: Arabanın kapısını kilitlediğinden emin olamayıp defalarca kontrol etmek ve edilmediğinde arabanın çalınacağı kaygısıyla baş edememek.
  • Zarar Verme Korkusu: Elinde kesici alet varken kontrolünü kaybedip sevdiklerine zarar vermekten korkarak bu aletlerden uzak durmak.
  • Düzen ve Simetri: Mutfak eşyalarının belirli bir sıraya göre dizilmesine aşırı önem vermek; düzen bozulduğunda yoğun sinir ve gerginlik hissetmek.
  • Cinsel ve Dini Obsesyonlar: Kişinin kendi değer yargılarına aykırı (eşcinsellik, küfür vb.) düşüncelere kapılması ve bu düşünceleri uzaklaştırmak için kendine vurma veya azarlama gibi ritüeller geliştirmesi.

OKB Neden Ortaya Çıkar?

Obsesif Kompulsif Bozukluğun kesin nedenleri henüz tam olarak belirlenememiş olsa da, rahatsızlığın gelişiminde birden fazla faktörün rol oynadığı bilinmektedir. Yapılan araştırmalar, biyolojik ve çevresel etkenlerin birleşimine işaret etmektedir.

Faktör GrubuEtkileyen Unsurlar
Genetik FaktörlerAile bireylerinde (anne, baba vb.) OKB öyküsünün bulunması.
Kişilik ÖzellikleriTitiz, kuralcı, ayrıntıcı ve mükemmeliyetçi yapıya sahip olmak.
Biyolojik BulgularBeyindeki serotonin seviyesiyle ilgili yaşanan dengesizlikler.
Geçmiş DeneyimlerTakıntıların tetiklenmesine yol açabilecek çocukluk çağı travmaları.

OKB'nin Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkileri

OKB sahibi bireyler için gündelik yaşam oldukça yorucu ve stresli bir hal alabilir. Zihin sürekli olarak kontrol etme arzusuyla meşgul olduğu için kişi, hedeflerini gerçekleştirmesini engelleyecek düzeyde vakit kaybı yaşar. Bazı durumlarda kompulsiyonlar, kendine vurma gibi fiziksel zarar verici boyutlara ulaşabilir.

Sosyal ilişkiler de bu süreçten olumsuz etkilenir. Kişinin sergilediği tekrarlayıcı davranışlar dışarıdan garipsenebilir, bu da bireyin etiketlenme korkusuyla yalnızlaşmasına neden olur. Yakın ilişkilerde ise durumun anlaşılamaması yargılamalara yol açabilir. Bu nedenle hem hastanın hem de yakınlarının OKB hakkında bilgi sahibi olması, sürecin sağlıklı yönetilmesi açısından kritiktir.

OKB Tedavisinde Etkili Yöntemler ve İyileşme Süreci

Obsesif Kompulsif Bozukluk, kendiliğinden iyileşme oranı düşük bir rahatsızlık olduğu için profesyonel müdahale şarttır. Tedavi sürecinde en başarılı sonuçlar genellikle şu iki yöntemle alınmaktadır:

  1. İlaç Tedavisi: Psikiyatrist kontrolünde belirlenen ilaçların düzenli kullanımı ile biyolojik dengenin sağlanması amaçlanır.
  2. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Psikoterapide obsesyon ve kompulsiyon arasındaki ilişki incelenir. Kişi, kaygı uyandıran düşüncelerle kalmayı ve kaçınma davranışlarını bırakmayı öğrenir.

Alıştırma tedavileri sayesinde danışan, tehdit olarak algıladığı durumların gerçekliğini kavrar ve sorumluluk algısını işlevsel hale getirir. Obsesyon-kompulsiyon zinciri kırıldığında, kişi rahatsız edici duygulardan kurtularak yaşam kalitesini yeniden kazanır. Rahatsızlığı tanımak ve tedaviyi kabul etmek, iyileşme yolundaki en önemli adımdır.

Etiketler

TerapiPsikoterapiObsesif kompülsifObsesif kompulsif bozukluk tedavisiOkbObsesyonZorlantıTakıntı#psikoloji #psikoterapi #takıntı #zorlantı #obsesyon #okb #obsesifkompulsifbozukluk #terapi #psikolog #klinik psikolog

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Gonca Gül

Klinik Psikolog Gonca Gül

Lisans eğitimini İstanbul Aydın Üniversitesi, Psikoloji bölümünde yüksek lisansını  İstanbul Kent Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünü onur derecesi ile tamamladı. Stajını Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi yatılı servisinde yaptı. Stajı süresince psikiyatri servisindeki hastaların görüşmelerinde yer alarak vizitlere katıldı ve rehabilitasyon süreçlerini  gözlemleyerek psikometrik ölçümlerde bulundu. Grup terapisi, EKT, EEG, MMPI ve Rorschach testi gibi farklı uygulamalarda yer aldı. İstanbul Adalet Sarayı Çocuk Mahkemesinde stajyer psikolog olarak suça sürüklenen çocuklarla görüşmeler yaptı ve Çocuk Mahkemelerine katıldı. Danışmanlık ve psikoterapi merkezlerinde stajyer psikolog olarak çocuk ve ailelerle görüştü. Engelli Bakım Merkezinde üç sene boyunca zihinsel ve ruhsal engelli hastalara psikososyal destek hizmeti verdi ve hasta gözlem ve görüşmelerini raporladı, engelli bireylerin aileleri ile görüşmeler yaptı. Aynı süre boyunca ve daha sonrasında psikoterapi merkezlerinde bireysel psikoterapi seans görüşmeleri yaptı. Kişilik Bozuklukları, kişilik örüntüleri, Kendilik Psikolojisi, ilişkiler, bağlanma alanlarında uzmanlık kazandı. "Bebeklik Dönemi Bağlanma Stillerinin Yetişkinlik Dönemi Yaşam Deneyimlerine Etkisi" adlı bir adet bilimsel çalışması bulunmaktadır.  Psikanaliz, Analitik Psikoloji, Nörobilim ve Mindfulness alanlarında çeşitli araştırma, seminer ve sempozyumlara katıldı. 

<

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.