Doktorsitesi.com

Neden Sürekli Düşünüyorum? Zihnin Durmayan Döngüsünü Anlamak

Psk. Öykünaz Banaz
Psk. Öykünaz Banaz
22 Şubat 202620 görüntülenme
Randevu Al
Sürekli düşünme, diğer adıyla zihinsel aşırı meşguliyet (overthinking), birçok kişinin yaşadığı ancak kontrol etmekte zorlandığı bir durumdur. Kişi olayları tekrar tekrar analiz edebilir, olası senaryoları zihninde canlandırabilir veya geçmiş konuşmaları defalarca gözden geçirebilir. Bu durum çoğu zaman kaygı ile ilişkilendirilse de psikolojik açıdan bakıldığında aşırı düşünmenin altında kontrol ihtiyacı, belirsizlik toleransının düşüklüğü ve erken dönem deneyimlerle şekillenen duygusal düzenleme biçimleri bulunabilir. Bu yazıda sürekli düşünme eğiliminin psikolojik kökenleri ve terapi sürecinde nasıl ele alınabileceği ele alınmaktadır.
Neden Sürekli Düşünüyorum? Zihnin Durmayan Döngüsünü Anlamak

Bazı insanlar zihinlerinin hiç susmadığını fark ederler. Gün içinde yaşanan küçük bir olay saatlerce düşünülmeye devam edebilir, yapılacak bir konuşma önceden defalarca prova edilebilir ya da geçmişte söylenen bir cümle günler sonra bile akla gelebilir. Kişi çoğu zaman bunun gereksiz olduğunu bilir ancak düşünmeyi durduramaz. Hatta çoğu zaman düşünmenin kendisi yeni bir kaygı kaynağına dönüşür ve kişi “Neden bu kadar düşünüyorum?” sorusunu sormaya başlar.

Psikolojik açıdan bakıldığında aşırı düşünme çoğu zaman zayıflık değil, zihnin kontrol sağlamaya yönelik bir çabasıdır. Belirsizlik insan beyni için tehdit algısı yaratabilir ve zihin tehdit algısını azaltmak için analiz etmeye yönelir. Olası riskleri önceden hesaplamak, hataları tekrar gözden geçirmek veya geleceği planlamak kısa vadede güvenlik hissi sağlayabilir. Ancak bu süreç yoğunlaştığında kişi düşünmenin içinde sıkışmış gibi hissedebilir. Düşünme artık çözüm üretmek yerine kaygıyı artıran bir döngüye dönüşür.

Bu döngünün kökeni çoğu zaman kişinin yaşam deneyimleriyle ilişkilidir. Özellikle erken dönemlerde hata yapmanın yoğun eleştiriyle karşılandığı, performans baskısının yüksek olduğu ya da duygusal güvenliğin sınırlı olduğu ortamlarda büyüyen kişilerde zihinsel kontrol ihtiyacı daha belirgin olabilir. Zihin adeta sürekli tetikte kalmayı öğrenir. Bu durum yetişkinlikte riskleri önceden tahmin etmeye çalışan, her ihtimali hesaplayan bir düşünme biçimi olarak ortaya çıkabilir. Kişi aslında kendini korumaya çalışırken zihinsel yorgunluk yaşayabilir.

Aşırı düşünmenin bir diğer önemli yönü duygularla ilişkidir. Bazı insanlar duyguları doğrudan hissetmek yerine düşünerek düzenlemeye çalışırlar. Üzüntü, öfke veya korku gibi duygular yoğun geldiğinde zihin analiz moduna geçer. Bu durum kısa vadede duygusal yoğunluğu azaltabilir ancak uzun vadede kişinin duygularla temasını zorlaştırabilir. Düşünme arttıkça hissetme azalır gibi görünse de aslında altta yatan duygular çözülmeden kalır ve zihinsel döngü devam eder.

Psikoterapi sürecinde sürekli düşünme eğilimi yalnızca düşünceleri durdurmaya çalışmak üzerinden ele alınmaz. Daha derinde, bu düşünme biçiminin hangi duygusal ihtiyaçlara hizmet ettiği anlaşılmaya çalışılır. Kişi zamanla düşünmenin ne zaman koruyucu, ne zaman sınırlayıcı olduğunu fark edebilir. Aynı zamanda duygularla temas kurma kapasitesi arttıkça zihinsel döngünün yoğunluğu azalabilir. Özellikle psikodinamik terapi sürecinde kişinin geçmiş deneyimleriyle bugünkü zihinsel tepkileri arasındaki bağlantıları kurması değişim açısından önemli bir adım olabilir.

Sürekli düşünmek çoğu zaman zihnin düşmanlığı değil, korunma çabasıdır. Ancak bu çaba kişinin yaşam kalitesini düşürmeye başladığında anlaşılması ve üzerinde çalışılması gereken bir alan haline gelir. Zihin bazen susturulmaya değil, anlaşılmaya ihtiyaç duyar. Anlaşılan süreçler zamanla daha esnek hale gelebilir ve kişi düşüncelerinin içinde kaybolmak yerine onları yönetebildiğini hissedebilir.

Etiketler

Kaygı bozukluğuAnksiyeteAnksiyete ve stresPsikodinamik psikoterapiYetişkin terapisi nedirOverthinking

Yazar Hakkında

Psk. Öykünaz Banaz

Psk. Öykünaz Banaz

İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji bölümünden tam burslu olarak yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur. Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimine İstanbul Okan Üniversitesi’nde devam etmektedir.

Dinamik/analitik yönelimle ergen ve yetişkin danışanlarla bireysel psikoterapi çalışmalarını online ve yüz yüze olarak sürdürmektedir. Terapi süreçlerini etik ilkeler ve bilimsel temeller doğrultusunda, düzenli süpervizyon eşliğinde yürütmektedir.

Çalışmalarında bireyin içsel süreçlerini ve ilişki örüntülerini anlamaya odaklanan bir yaklaşım benimsemektedir. Mesleki gelişimini desteklemek amacıyla çeşitli terapi eğitimleri almış olup klinik çalışmalarına aktif olarak devam etmektedir. Türk Psikologlar Derneği üyesidir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.