Doktorsitesi.com

Narsisistik Kişilik Bozukluğu incelemesi

Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu
Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu
25 Mart 2017260 görüntülenme
Randevu Al
Narsisistik Kişilik Bozukluğu incelemesi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Narsisistik Kişilik Bozukluğu Nedir?

Günlük hayatta ve medyada sıklıkla karşılaştığımız narsist (doğru kullanımıyla narsisist) kelimesi, genellikle halk arasında "bencil" veya "küstah" anlamlarında kullanılmaktadır. Ancak ruh sağlığı profesyonelleri için bu kavram, çok daha derin bir psikolojik yapıyı ifade eder. Narsisizm, kendilik psikolojisine göre bir kişilik bozukluğu, nesne ilişkileri kuramına göre ise bir kişilik örgütlenmesidir.

Toplumda görülme sıklığı yaklaşık %1 civarında olan narsisistik kişilik bozukluğu, cinsiyet dağılımı açısından belirgin bir fark göstermektedir. Yapılan araştırmalar, bu tanıyı alan kişilerin %70'inden fazlasının erkek olduğunu ortaya koymaktadır.

DSM-V Kriterlerine Göre Narsisizm Belirtileri

DSM-V (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) verilerine göre narsisizm; erken erişkinlikte başlayan, büyüklenme, beğenilme gereksinimi ve eş duyum (empati) yapamama ile karakterize yaygın bir örüntüdür. Bir kişiye bu tanının konulabilmesi için aşağıdaki özelliklerden en az beşinin bulunması gerekir:

  1. Büyüklenme: Başarılarını ve yeteneklerini abartır, üstün görülme beklentisi içindedir.
  2. Sınırsız Düşlemler: Güç, zeka, başarı, güzellik veya kusursuz sevgi hayalleriyle meşgul olur.
  3. Özel Olduğuna İnanma: Eşi benzeri bulunmaz biri olduğunu ve ancak üstün kişilerce anlaşılabileceğini düşünür.
  4. Aşırı Beğenilme İhtiyacı: Sürekli olarak hayranlık ve ilgi bekler.
  5. Hak Etme Duygusu: Kendisine ayrıcalıklı davranılacağına dair mantıksız beklentiler taşır.
  6. Sömürücü İlişkiler: Kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarını kullanır.
  7. Empati Yoksunluğu: Başkalarının duygularını ve ihtiyaçlarını anlamak istemez.
  8. Haset: Başkalarını kıskanır ya da herkesin kendisini kıskandığına inanır.
  9. Küstah Tutumlar: Saygısız, kendini beğenmiş ve kibirli davranışlar sergiler.

Narsisistik Kişilik Bozukluğunun Kökeni: Ebeveyn-Çocuk İlişkisi

Nesne ilişkileri ve kendilik psikolojisi kuramları, bu bozukluğun temelinde erken çocukluk dönemindeki ebeveyn yetersizliklerinin yattığını savunur. Gelişim evresinde çocuğun ihtiyaçlarını karşılamak yerine onu kendi duygusal ihtiyaçları için kullanan ebeveynler, çocuğun sağlıklı bir benlik geliştirmesine engel olur. Bu süreçte çocuk, hayatta kalabilmek adına ilkel savunma düzenekleri ve uyum bozucu davranış örüntüleri geliştirir.

Sağlıklı ve Patolojik Gelişim Farkları

Gelişim TürüTemel Özellikler
Sağlıklı GelişimKoşulsuz sevgi, kabul, öz değerlilik duygusu ve güvenli bağlanma.
Patolojik Gelişimİhmal, reddedilme, tutarsızlık ve dış dünyaya karşı temel güvensizlik.

Bazı annelerin duygusal olarak soğuk ve istismar edici olması, çocuğun ayrılma-bireyleşme ihtiyacını göz ardı etmesine neden olur. Anne tarafından sadece mükemmeliyetçi beklentileri karşıladığında onaylanan çocuk, yaşayacağı depresyona karşı savunma olarak "büyüklenmeci kendiliğini" korumaya alır. Dış dünyayı tehlikeli ve öngörülemez bulan çocuk, sevgi yatırımını dışarıdan çekerek kendi içine yöneltir.

Klinik Görünüm ve Tanı Süreci

Narsisistik kişilik bozukluğuna sahip bireyleri dışarıdan tanımak oldukça güçtür; genellikle ihtişamlı, renkli ve mutluluk vaat eden bir imaj çizerler. Ancak bu maskenin ardında bencil tutumlar, manipülasyon ve tutarsızlıklar yer alır.

Klinik tabloda öne çıkan diğer özellikler şunlardır:

  • Manipülasyon: Davranışları içtenlikten uzaktır; sürekli hükmetme çabası içindedirler.
  • Sömürücü Yapı: Duyguları, emeği ve parayı sömürmeye meyillidirler; materyalist bir dünya görüşüne sahiptirler.
  • Suça Eğilim: Empati yetenekleri zayıf olduğu için karmaşık suçlara karışabilirler; ancak yakalanma riskini minimize edecek stratejiler geliştirirler.
  • İlişki Dinamikleri: Eşleri üzerinde baskı kurarlar; partnerleri kendilerinden uzaklaştıkça kovalar, yakınlaştıkça kaçarlar.

Bu bireyler genellikle büyük bir yıkım yaşamadıkları veya ek bir psikiyatrik bozukluk gelişmediği sürece uzmana başvurmazlar. Tanı koyma sürecinde, klinik gözlemin yanı sıra projektif testler ve aile görüşmeleri büyük önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki, bu özelliklerin bir kısmının bulunması her zaman bir kişilik bozukluğuna işaret etmeyebilir; profesyonel bir değerlendirme şarttır.

Etiketler

Narsisistik kişilik bozukluğuSabri burhanoğlu

Yazar Hakkında

Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu

Dr. Öğr. Üyesi Sabri Burhanoğlu

Yard. Doç. Dr. Sabri Burhanoğlu, tıp eğitimini 1996 yılında başladığı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde 2002 yılında tamamlamış ve ardından aynı yıl Londra King's College Hospital, Luminal Gastroenterology Unitesinde gözlemci olarak görev yapmıştır. Uzmanlık eğitimine ise 2003 yılında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Genel Cerrahi bölümünde başlamış ancak bu alandaki eğitimini kendi isteği ile yarıda bırakmış ve 2004 yılında azi Üniversitesi Tıp Fakültesinde Psikiyatri uzmanlığı eğitimine başlamıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.