Doktorsitesi.com

Nikahta Keramet Olmaz

Doç. Dr. Ömer Özbulut
Doç. Dr. Ömer Özbulut
10 Ocak 202468 görüntülenme
Randevu Al
Nikahta Keramet Olmaz
Nikahta Keramet Olmaz
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kültürel Bakış Açısıyla Evlilik ve Toplumsal Beklentiler

Kültürümüzde evlilik ve yuva kurma kavramları büyük bir önem taşır ve sürekli teşvik edilir. Ergenlik döneminin tamamlanmasıyla birlikte bireylerin evlilik yaşının geldiği kabul edilir; hatta yirmili yaşların başındaki gençlerin, özellikle de kadınların evlenmemesi, toplumda "evde kalmış" algısının oluşmasına neden olabilir.

Gelişim sürecini henüz tamamlamamış yaşlarda evliliğin teşvik edilmesi hatalı bir yaklaşım olsa da, bu durumun toplumsal bir gerçeklik olduğunu kabul etmek gerekir. Uzmanlar olarak temel görevimiz, aydınlatıcı bilgilerle toplumu bu konuda bilinçlendirmektir. Bu süreçte bireylerin beklentileri ve aradıkları özellikler çoğu zaman göz ardı edilmektedir.

"Nikahta Keramet Var" İnancının Riskleri

Evlendirilmek istenen gençlerin çoğu zaman sadece fiziksel beğenileri yeterli görülmekte, asıl tanışma süreci ise evlilik sonrasına bırakılmaktadır. Toplumda kutsallaştırılan "Nikahta keramet vardır" sözü, aslında dibi görünmeyen, girdabı ve taşları bilinmeyen bir göle atlamak gibidir. Bu yaklaşım, çiftlerin birbirini gerçekten tanımadan hayatlarını birleştirmesine yol açar.

Halbuki nikah, bir evlilik kararının resmiyete dökülmesi ve bir evlilik akdidir. Sağlıklı bir birliktelik için olası sorunlar ve talepler nikahtan önce detaylıca konuşulmalıdır. Nikah kıyıldıktan sonra geçmişe bakmak, bireylere sadece "keşke" dedirtmekten başka bir işe yaramaz.

Keşkeler ve Pişmanlık Döngüsü

Keşkeler, pişmanlıkların bir ön aşamasıdır ve bireyin mevcut sorunlara odaklanmasını zorlaştırarak çözümden uzaklaşmasına neden olur. Eksikliklerin fazla olması durumunda bu kelime, zamanla kolaycı bir kaçış kapısına dönüşür. Evliliğin ilk yıllarında yapılan hataları şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Kendi yakın çevresindeki evlilik modellerini eşine zorla dayatmak.
  • Evliliğin doğal süreci içinde şekillenmesine engel olmak.
  • Yeni ve özgün bir yuva kurulduğu gerçeğini göz ardı etmek.

Aile Sınırlarını Belirlemek ve Vedalaşma Süreci

Evlilik sürecinde anne ve babasıyla sağlıklı bir vedalaşma yaşayamayan bireyler, evlilik hayatlarında ciddi sorunlarla karşılaşabilirler. Bu durum, çocuklarının hayatına müdahale eden dominant ebeveynlerin ve bu müdahaleye izin veren etkisiz eşlerin ortaya çıkmasına neden olur. Dış müdahalelere açık olan bir evlilik, kendi içinde olgunlaşamaz.

Sağlıksız TutumlarSağlıklı Tutumlar
Ebeveyne bağımlı kalmakBağımsız bir birey olarak hareket etmek
Müdahalelere açık olmakÇekirdek aile sınırlarını korumak
Geçmiş modelleri dayatmakYeni ve özgün bir aile yapısı kurmak

Ebeveynlerin "çocuğum bensiz yapamaz" veya çocukların "ailem bensiz yapamaz" şeklindeki inanışlarından uzak durması kritiktir. Çekirdek aileyi öncelemek, kök aileyi yok saymak anlamına gelmez; aksine, eşlerin birbirini desteklediği adil bir denge kurulmalıdır.

Bireysel Özgürlük ve Sorumluluk Dengesi

Evliliğin ilk yıllarında yapılan en büyük iletişim hatalarından biri, eşin bir birey olduğunu unutmaktır. Sürekli olarak evliliğin kurumsal baskısını hissettirmek ve sorumlulukları bir yük gibi sunmak ilişkiyi yıpratabilir. Her bireyin kendine ait bir özgürlük alanı olması gerektiği unutulmamalıdır.

Sağlıklı bir farkındalık için birey; hem özgür bir kişilik olduğunu hem de bir eş ve ebeveyn olarak sorumlulukları bulunduğunu bilmelidir. Pişmanlık emaresi olan keşkeleri yaşamamak için sorunlar önceden konuşulmalı ve gerekirse çatışmalar yaşanarak çözüme kavuşturulmalıdır.

Profesyonel Destek ve Sonuç

Kendimizi nikahın kerametine güvenerek belirsizliğe bırakmamalı ve keşkelere mahkum etmemeliyiz. Elbette nikahın evliliği sürdürme motivasyonu üzerindeki etkisi büyüktür; ancak bu durum, mutsuz bir hayatı toplum baskısıyla sürdürmek anlamına gelmemelidir. Özgüven eksikliği nedeniyle sorunlardan kaçmak yerine, bu bakış açısını cesaretle gözden geçirmek gerekir.

Eğer çözüm üretmekte zorlanılıyorsa, sorunları sürüncemede bırakmadan profesyonel yardım almaktan kaçınılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki; evlilik yükünü sadece kutsal olan nikahın sırtına yüklemek doğru bir yaklaşım değildir.

Doç. Dr. Ömer Özbulut
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Psikiyatrist-Psikoterapist

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Ömer Özbulut

Doç. Dr. Ömer Özbulut

Doç.Dr. Ömer Özbulut,
1965 Malatya doğumluyum, Evli dört çocuk babasıyım, Orta öğrenimimi Malatyada yaptım, Dicle üniversitesi Tıp fakültesinde 1990 da mezun oldum, Aynı üniversitede Ruh Sağlığı ve Hastalıklarında Uzmanlığımı aldım. Bir süre Sağlık Bakanlığında çalıştıktan sonra Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp. Fakültesinde (Şimdi Afyon Sağlık Bilimleri Üniversitesi oldu) Psikiyatri Anabilim Dalında Öğretim üyeliğine başladım, 2011’de Psikiyatri Doçenti oldum. 
Üniversitede çalıştığım süre içerisinde çeşitli İdari ve Akademik görevlerde bulundum.
Bilimsel çalışmalar yaptım. Ulusal ve Uluslararası dergilerde bilimsel makalelerim yayımlandı.

Şu anda kendi özel ofisimde Online ve yüz yüze Terapi yapmaktayım…



Mesleğim dışında Felsefe ve Sosyloji-Toplum Bilimi, Amatör şiir yazma denemeleri yapmayı, Sosyal sorunlarla ilgili yazmayı severim.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.