Doktorsitesi.com

Menapozda Yıllık Kontrat Kavramı ve Yeni Görüşler

Prof. Dr. Timur Gürgan
Prof. Dr. Timur Gürgan
6 Şubat 2012472 görüntülenme
Randevu Al
Menapozda Yıllık Kontrat Kavramı ve Yeni Görüşler
Menopoz dönemi kadınlarda yumurtalıkların hormon ve yumurta üretme fonksiyonun ortadan kalkmasıyla başlayan  bir süreçtir. Bu fonksiyonların tamamen ortan kalkması ile kadının kendi yumurtaları ile hamile kalabilme şanşı ortadan kalkar. Adet görememeye başlar. Yumurtalıkların diğer taraftan östrojen ve progesteron hormon yapımının durması ve diğer bazı hormon yapım oranlarının azalmasıyla bu hormonların etkin olduğu vücüt hücre, organ ve sistemlerinde eksiklik belirtileri ortaya çıkarak kadının bazı fonksiyonlarında kısa ve uzun süreli değişiklikler yapar ve kadının yaşam kalitesinde önemli bozulmalar sebep olabilir. Doğal olarak 48-52 yaşlarında girilen bu dönem özellikle genetik yatkınlık ve  zararlı çevresel faktörlerin etkisi ile çok daha erken yaşlarda ortaya çıkabilir ve kadının çok daha uzun sürelerde hormon yetrsizliği ile karşı karşıya kalmasına yol açabilir. Bu durumda erken menapozdan bahsedilir.
Kadınlarda menapoz öneminde hormon eksikliğinden etkilenme oranları ve belirtilerin şiddetleri kesinlikle aynı değildir ve önemlikişisel farklılıklar gösterir. Genetik yapı, çocukluk ve genç kızlık dönemindeki beslenme tarzı, yaşam tarzı, yaşadığı bölge,beslenme alışkanlıkları, ailesinde ki hastalıklar, kendisinde gelişmiş olan hastalıklar, kullanığı ilaçlar, aile içi ilişkiler, psikolojik  kişilik yapısı, önceki hormonal durumu, doğum sayıları, eğitim ve kültür düzeyi, mesleği, ekonomik durumu vb kadınlarda menapoz dönemini yaşamasında farklılıklara neden olur. Bu farklılıkların değerlendirilmesinin yapılmadan oluşturulacak genellemelerle yapılacak tanı, tedavi ve danışmanlık hizmetlerinin yetersiz kalacağı ve kişinin ihtiyaçlarını karşılayamacağı aşikardır. Bu nedenle son yıllarda menapoz dönemini yaşayan kadınları kişiye özel değerlendirilmesi kavramı önem kazanmaya başlamıştır. Bu farklılıkları göz önüne alınması ile oluşturlan disiplinlerarası koorinasyonla oluşturulmuş tedavi ve takip organizayonun kadınları daha çok ilgilendirdiği, motive ettiği ve kendi bilgi ve katılımları ile oluşturulan protokolleri uygulamalakta daha istekli davranıkları ve uzun süreli olarak devam ettikleri ortaya çıkmıştır.
Menopozda kadınların en önemli problemleri günlük yaşantılarını olumsuz şekilde etkileyecek kadar şiddetli olarak ortaya çıkan östrojen eksikliği belirtileridir. Günde defalarca oluşan ateş basma ve terleme periodları, sinirlilik, uyku bozuklukları, halsizlik, enerji azlığı ve  başağrıları sosyal yaşamın kalitesini bozabilrler. Toplumda zannedilenin aksine bu kadar şiddetli belirtiler ancak %30-35 oranında ortaya çıkar ve çogunluklada birkaç sene içerisinde şiddet azalması gösterir.
Bu belirtilerin etkin şekilde tedavisi ancak kadınların östrojen hormon tedavisine alınması ile olur. Kadınlarca adından çok korkulan hormon tedavisinin, aksine uygun hastalara uygun dozlarda uygun sürelerde kullanıldığında hiç de korkulacak yanları olmadığı bilinmelidir. Burada önemli olan tedavi planlamasının konuya hakim, yeterli eğitim, bilgi, tecrübesi olan kişi ve merkezlerce yapılmasıdır.
1. Hormon tedavisi gerektiğinde kadının ihtiyacına göre östrojen ve progesteron hormonlarının verilmesi esasına dayanır. herkese verilmesine gerek yoktur.
2. Hormon tedavisi mümkünse 3-4 yıldan fazla süre uygulanmamalıdır.
3. Tedavi yapılırken kadının özelliklerine ve memesinin kontrolüne önem verilmelidir. Yıllık meme muayeneleri, ultrason tetkikleri ve mamaografi önerilmelidir. Ailede kanser hikayesi, genetik yatkınlık, geçirilmiş meme kanseri hikayesi olanlarda mümkünse hormon tedavisi tercih edilmemelidir. Fibrokistik hastalık hormon kullanılmasına engel değildir.
4. Hormon  rahim içi zarının korunması için progesteron kullanılması gereklidir. Kadının diabet, mide hastalıkları, hormonal rahatsızlıklarına dikkat edilerek hormonlar değişik yollardan uygulanabilir ve yan etkileri azaltılabilir. Azaltılmış dozlar denenebilir.
5. Kemik erimesinin önlenmesi veya azaltılması için hormon tedavis etkilidir ancak tek seçennek değildir. Bu nedenle kemik erimesinin hızlı ve/veya fazla olduğu hastalarda
Östrojen hormonu eksikliğinin beyinde çeşitli bölgeleri etkileyerek algılama, konsantrasyon, düşünme ve özellikle hatırlama fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilediği onları psikolojik olarak hassas, içe kapanık ve örselenebilir hale getirebileceği bilinmektedir. Bazı hanımlar ise aksine sinirli ve kırıcı olabilmektedir.
Kadınların çogu menopoz dönemi hakkında yetersiz bilgisi vardır. Bu dönemi yaşamaktan korkmaktadırlar. Kadınlık fonsiyonlarını, cinselliklerinin, fiziksel kuvvet ve çekiciliklerinin bittiğini veya bitmesi gerektiğini düşünmekte kendilerini aktif hayattan soyutlama eğilimi göstermektedirler. Kilo alma eğilimindedirler, hastalıklardan korkmakta ve çeşitli psikolojik sıkıntılar yaşayabilmekte ve kocası, çocukları ve çevresine karşı uyumsuzluk  göstermekte ve fazla olumsuz reaksiyonlar göstermekte ve onlarla yaşama katılmamaktadırlar. Bu davranış biçimi sıkıntılarını daha arttırabilmektedir. Onaları yanlızlığa itebilmekte ve yaşam kalitelerini dahada bozmaktadır. Menopozdaki kadınların yaşadıkları dönem hakkında bilinçlendirilmesi, bilgilendirilmesi ve destek programlarının yapılmasının önemi aşikar hale gelmiştir. Hayatla barışık ve adapte yaşabilmeleri ancak bu şekilde mümkün olabilmektedir. Kişinin ihtiyaçlarına göre yapılacak planlamalarla gerekli ve uygun hallerde verilecek diyet rejimleri, psikolojik danışmanlık ve hayat tarzı değişiklikleri ve muhatemel hastalıkların erken tanısı için yapılacak tanısal testler ve tedaviler kişileri daha bilinçli, etkin ve aktif hale getirebilecektir. Kadınların sedanter, hareketsiz bir yaşam tarzına rağbet etmemelerine yönelik çalışmalar öncelik kazanır. Aktif egzersiz, yürüyüş planları yapılmalıdır. Yeni  ilgi alanları ve hobiler edinilmesine destek olunmalıdır. Yaşlanmanında getirdiği ilave sıkıntıları önlemek, konsantrayonları arttırmak, vucudu destekleyerek hastalanmayı azaltabilmek için çeşitli vitaminler, mineraller ve vucut destekleyicilerin kullanılması son yıllarda önem kazanmıştır. Özellikle A, B, C vitaminleri ve bunların öncül molekülleri, magnezyum, çinko, bakır ve selenyum gibi eser elementler ile hücre ölümünü arttıran zaralı maddelerin vucuttan atılmasını veya etkisiz hale getirilmesini sağlayan bitkisel kaynaklı tedavi metodları ağırlık kazanmaya başlamıştır. Bu tedaviler arasında vucudun başta östrojen olmak üzere vucudun  kendi hormonlarını yeterli dozda üretmesine olanak sağlayacak yan etkisi olmayan destekleyici tedavilerle elde edilen sonuçlar yüzgüldürücür. Yine vucudun eneji düzenlemesini sağlayarak onu güçlendiren, günlük stresle başa çıkabilmeyi mümkün kılarak hastalıkların oluşmasında kısıtlayıcı rol oynayan ve hayatın daha mutlu yaşanabilmesine katkıda bulunan akupuntur, homeopati, pozitif enerji oluşturulması ve yoga tekniklerinin faydalı olabileceği düşünülmektedir. 
Menopoz dönemini yaşayan kadınların sounlarının tek başına ele alınması çogunlukla yetersiz kalmaktadır. Hayatını paylaştığı erkek ve onunla olan ilişkilerinin  ihmal edilmesi önemli bir eksikliktir ve maalesef ülkemizde büyük bir eksikliktir. Çoğunlukla kadınla aynı yaşta olan erkektede 40 lı yaşlar sonrasında önemli hormonal ,psikoljik  değişikliklerin yaşndığı ve bu durumun erekeğin hayat kalitesini ve eşiyle olan ilişkilerini önemli derece bozbileceği son yıllarda ortaya çıkmıştır. Kadının menopoz döneminde eşiyle beraber bilgilendirilmesinin ve doktora onunla beraber gitmesini ve bilgiler almasının gerekli olduğunu akılda tutulmalıdır. Bu ziyaretler esnesında erkekte oluşabilecek problemler hakkında bilgi verilmesi,yaşına göre tekiklerinin planlanlası ve tedavisinde koordinasyon görevinin üstlenilmesi çağdaş menopoz kliniklerini görevi haline gelmiştir. Çünki  birlikte sağlıklı yaşlanmanın ve paylaşmanın bu dönemlerde en önemli gereksinim ve mutluluk verici bir etken olduğu kesindir. 

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Timur Gürgan

Prof. Dr. Timur Gürgan

Prof. Dr. Timur GÜRGAN, lisans öncesi eğitimlerini bitirmesinin ardından Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1976 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise 1980 yılında yine aynı üniversitenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı'nda tamamlamış ve Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.