Doktorsitesi.com

Meme Kanserinde güncel yaklaşım; Meme koruyucu Cerrahi

Op. Dr. Fatih Kul
Op. Dr. Fatih Kul
15 Mart 2016276 görüntülenme
Randevu Al
Meme Kanserinde güncel yaklaşım; Meme koruyucu Cerrahi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Meme Kanseri Cerrahisinde Modern Yaklaşımlar

Meme kanseri, günümüzde kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Geçmişte meme kanseri tespit edildiğinde; memenin, koltuk altının, göğüs kaslarının ve hatta kemiklerin dahi çıkarıldığı radikal ameliyatlar rutin bir uygulama olarak gerçekleştirilmekteydi. Ancak günümüzde meme kanserinin cerrahi tedavisinde devrim niteliğinde değişiklikler yaşanmıştır.

Modern tıpta, kasların da alındığı radikal mastektomi operasyonları artık uygulanmamaktadır. Bunun yerine, meme ve koltuk altının çıkarıldığı modifiye radikal mastektomiye en güçlü alternatif olarak Meme Koruyucu Cerrahi (MKC) yöntemi ön plana çıkmıştır.

Meme Koruyucu Cerrahi (MKC) Nedir?

Meme koruyucu cerrahi, tümörün ve etrafındaki bir miktar sağlam dokunun, güvenli sınırlarla ve mümkün olan en az seviyede çıkarılarak memenin estetik formunun korunması işlemidir. Bu yöntem, hastanın yaşam kalitesini artırırken psikolojik açıdan da daha olumlu sonuçlar vermektedir.

MKC kapsamında uygulanan temel teknikler şunlardır:

  • Kadrantektomi
  • Lumpektomi
  • Tümörektomi
  • Parsiyel mastektomi
  • Segmenter mastektomi

Bu operasyonların en büyük avantajlarından biri, sadece koltuk altına kanser yayılımı saptanan hastalara aksiller diseksiyon yapılmasıdır. Diğer hastalarda koltuk altına dokunulmayarak, kolda oluşabilecek ciddi şişlik ve ödem (lenfödem) riski ortadan kaldırılmaktadır.

MKC İçin Uygun Hasta Seçimi ve Tanı Süreci

Tedavi yöntemine karar verilmeden önce kanserin doğru evrelendirilmesi kritik öneme sahiptir. Tanı sürecinde uzmanlar tarafından şu yöntemler kullanılır:

  1. Fiziksel muayene
  2. Meme ultrasonu (USG)
  3. Mamografi
  4. Gerekli görülen vakalarda Meme MR

Erken evre meme kanseri olan hastalarda cerrahi tedavi için iki ana seçenek sunulur: Meme koruyucu cerrahi ile birlikte uygulanan adjuvan radyoterapi (ameliyat sonrası ışın tedavisi) veya mastektomi.

Ameliyat Tekniğinin Belirlenmesinde Temel Kriterler

Hangi tekniğin seçileceği belirlenirken uzmanlar şu faktörleri titizlikle değerlendirir:

Değerlendirme KriterleriAçıklama
Tümör BoyutuGenellikle 4 cm'den küçük kitleler uygundur.
Meme Hacmi OranıTümör çıkarıldıktan sonra kalan dokunun kozmetik yeterliliği.
MultifokaliteMemede birden fazla odak olup olmadığı.
Hasta Tercihi ve YaşHastanın beklentileri ve genel sağlık durumu.

Meme Koruyucu Cerrahinin Uygulanamayacağı Durumlar (Kontrendikasyonlar)

Aşağıdaki durumlarda MKC yerine mastektomi tercih edilebilir:

  • Multisentrik hastalık: Memenin farklı bölgelerinde birden fazla tümör odağı bulunması.
  • Diffüz malign kalsifikasyonlar: Yaygın kötü huylu kireçlenmeler.
  • İnflamatuar meme kanseri.
  • Geçmişte göğüs duvarına veya memeye radyasyon tedavisi alınmış olması.
  • Cerrahi sınırlarda temiz doku sağlanamaması.

MKC ve Mastektomi Arasındaki Başarı Oranları

Uzun dönemli bilimsel çalışmalar, meme koruyucu cerrahi ile modifiye radikal mastektomi arasında; hastalıksız sağkalım, nüks (relaps) riski ve genel sağkalım açısından hiçbir fark olmadığını kanıtlamıştır. Radikal mastektominin MKC'ye göre ek bir avantajı bulunmamaktadır.

Nitekim, A.B.D. Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH), 1990 yılında yayımladığı konsensus bildirisinde, erken evre meme kanserinin cerrahi tedavisinde meme koruyucu cerrahiyi tercih edilmesi gereken yöntem olarak ilan etmiştir.

Etiketler

Meme kanserleriMeme koruma ameliyatıMeme kanserinde cerrahiMeme koruyucu cerrahi (lumpektomi)

Yazar Hakkında

Op. Dr. Fatih Kul

Op. Dr. Fatih Kul

Op. Dr. Fatih Kul, 1979 yılında doğdu. İlkokul eğitimini Giresun'un Eynesil ilçesinde; ortaokul ve lise eğitimini ise Giresun Hamdi Bozbağ Anadolu Lisesi'nde tamamladı. 1998 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesinde tıp eğitimine başladı ve 2004 yılında mezun oldu.  Mezuniyetinin ardından, 2005 yılında Uludağ Üniversitesi Genel Cerrahi bölümünde Genel cerrahi ihtisasını sürdürdü. Kolorektal, hepatobilier, üst gastrointestinal sistem, endokrin ve meme cerrahisi eğitimini 2010 yılında tamamlayarak genel cerrahi uzmanı unvanını aldı, ''Total tiroidektominin Hemitiroidektomi aşamasında çalışılan İPTH ile postoperatif hipoparatiroidizm arasındaki ilişkinin araştırılması'' konulu tezini yazdı ve 2011 yılında, Türk cerrahi Derneğinin düzenlemiş olduğu Board sınavını başarı ile tamamladı ve Türk Cerrahi Yeterlilik Belgesi almaya hak kazandı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.