Doktorsitesi.com

Kronik Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin Gereksinimleri Yeterince Karşılanıyor Mu?

Psk. Dan. Veysel Hasan Gül
Psk. Dan. Veysel Hasan Gül
9 Ağustos 2025108 görüntülenme
Randevu Al
Gereksinimler, bireylerin fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden en iyi şekilde gelişmesi için gerekli koşullardır. Maslow’un hiyerarşisine göre bunlar; fizyolojik, güvenlik, sevgi ve aidiyet, saygınlık ve kendini gerçekleştirme basamaklarından oluşur. Kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerin gereksinimleri, hastalığın doğası, yeti yitimleri ve sosyal koşullara bağlı olarak farklılık gösterir. Bu bireyler bilişsel, sosyal ve işlevsel kayıplar nedeniyle günlük yaşamda özel gereksinimlere sahiptir. Yaşam kalitelerinin artması ve topluma uyumlarının sağlanması için aile desteği ve ruh sağlığı profesyonellerinin bütüncül bakımına ihtiyaç duyarlar. Ancak sosyal ilişkiler, sağlık bilgisi, gündüz aktiviteleri ve psikolojik destek gibi birçok alanda gereksinimleri çoğunlukla karşılanmamaktadır. Gereksinimler; yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik durum, hastalık süresi, işlevsellik ve semptom şiddeti gibi faktörlerden etkilenmektedir.
Kronik Ruhsal Bozukluğu Olan Bireylerin Gereksinimleri Yeterince Karşılanıyor Mu?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Gereksinim Kavramı ve Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi

Gereksinimler, bireylerin fiziksel, ruhsal ve toplumsal açılardan en iyi biçimde gelişebilmesi için zorunlu olan temel koşullar olarak tanımlanmaktadır. Ünlü psikolog Abraham Maslow, bu gereksinimleri hiyerarşik bir düzen içerisinde sınıflandırarak beş temel alanda toplamıştır.

Maslow’un hiyerarşik sıralamasına göre temel gereksinim alanları şunlardır:

  • Fizyolojik gereksinimler
  • Güvenlik gereksinimleri
  • Sevgi ve aidiyet gereksinimleri
  • Saygınlık gereksinimi
  • Kendini gerçekleştirme gereksinimi

Kronik hastalıklarda ise gereksinim kavramı; bireyin yeterli yaşam kalitesine ve kabul edilebilir düzeyde sosyal bağımsızlığa sahip olması, ayrıca bu düzeyi sürdürebilmesi şeklinde ifade edilmektedir.

Kronik Ruhsal Bozukluklarda Gereksinimlerin Doğası

Kronik ruhsal bozukluğu olan bireyler için gereksinim; fiziksel ve psikososyal kayıplara bağlı olarak bakım, destek ve nitelikli hizmete erişim ihtiyacıdır. Bu bireylerin gereksinimleri; hastalığın doğası, yeti yitimlerinin yol açtığı sorunlar ve bireysel, ailesel veya toplumsal faktörlere göre farklılık göstermektedir.

Bu bağlamda, kronik ruhsal hastalığı olan bireyler mevcut hastalıklarının ötesinde, karşılaştıkları çeşitli durumlar nedeniyle çok boyutlu gereksinimler yaşamaktadır. Ayrıca, bu ihtiyaçlar hastalığın farklı evrelerinde değişkenlik arz eder. Bu durum, söz konusu bireylerin gereksinimlerinin diğer bireylerden daha özel, farklı ve bireysel olduğunu kanıtlamaktadır.

Bilişsel ve Sosyal Kayıpların Gereksinimlere Etkisi

Kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerin gereksinimleri; bilişsel, sosyal ve işlevsel becerilerde yaşanan kayıplar nedeniyle özelleşmiş bir yapıdadır. Hasta bireylerin yaşadığı bu kayıplar, günlük yaşam aktivitelerini sürdürebilmek adına birtakım özel gereksinimleri beraberinde getirmektedir.

Bireylerin topluma uyum sağlaması ve yaşam kalitelerinin artırılması için profesyonel bir yaklaşım şarttır. Bu süreçte hastalar, ruh sağlığı profesyonellerinin ve aile üyelerinin sunduğu bütüncül bakıma ihtiyaç duyarlar.

Karşılanamayan Psikososyal Gereksinimler ve Belirleyici Faktörler

Araştırmalar, hastaların sosyal ve yakın ilişkiler, fiziksel sağlık, tedavi süreci hakkında bilgilendirme, gündüz aktiviteleri ve psikolojik sıkıntı gibi psikososyal gereksinimlerinin çoğunlukla karşılanmadığını göstermektedir. Bireylerin bu ihtiyaç düzeyleri, çeşitli sosyo-demografik ve klinik değişkenlerden doğrudan etkilenmektedir.

Gereksinimleri Etkileyen Temel Faktörler:

Sosyo-Demografik ÖzelliklerKlinik ve Ekonomik Değişkenler
Yaş ve CinsiyetHastalık Tanısı ve Süresi
Etnik KökenYatış Sayısı
Sosyo-ekonomik Durumİşlevsellik ve Semptom Şiddeti

Sonuç olarak, kronik ruhsal bozukluğu olan bireylerin gereksinimleri karmaşık bir yapıya sahiptir ve bu ihtiyaçların karşılanması, bireyin toplumsal işlevselliği açısından kritik önem taşımaktadır.

Etiketler

Ruhsal bozuklukRuhsal sağlıkOnline terapiOnline psikolojik danışmanlıkKronik ruhsal bozukluk

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Veysel Hasan Gül

Psk. Dan. Veysel Hasan Gül

Veysel Hasan Gül, Çukurova Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı üniversitede Sınıf Öğretmenliği Bölümü’nü de tamamlayarak çift anadal yapmıştır. Ayrıca Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü yandal programını bitirmiştir. Lisans eğitimini takiben, Millî Eğitim Bakanlığı Ankara Hizmet İçi Eğitim Enstitüsü’nden "Özel Eğitim Alan Uzmanlığı" almıştır. Aile Danışmanlığı eğitimini ise doğrudan Millî Eğitim Bakanlığı'nın akreditasyonu ve yetkilendirmesi ile tamamlamıştır. Psikoloji alanında kuramsal eğitimlerine varoluş psikoterapi üzerine doktor Erkan Kalem'den temel eğitim ve süpervizyon eğitimlerini almış olup, vaka süpervizyonlarını sürdürmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimini Prof. Dr. Şükrü Uğuz'dan almıştır. Çocuk ve ergenlerde gelişim alanında ilkel refleks eğitimi ve öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu üzerine Brainfit eğitimini Dr. Mehmet Engin Uysal'dan almıştır, süpervizyonlarına devam etmektedir. Birçok özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde kuruculuk, eğitim koordinatörlüğü, okul psikolojik danışmanlığı görevlerinde bulunmuştur. Ayrıca Adana UCİM (Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği) Rehabilitasyon Başkanlığı görevinde bulunmuştur. 2013 yılından bu yana aktif olarak sahada görev yapan Gül, 10 yılı aşkın mesleki deneyime sahiptir. Kariyeri boyunca bireysel danışmanlık, çocuk ve ergen danışmanlığı, aile danışmanlığı ve ruh sağlığı alanlarında çeşitli çalışmalar yürütmüştür. Hâlen Adana’nın Seyhan ilçesinde bulunan Varlık Psikolojik Danışmanlık Merkezi'nde hizmet vermeye devam etmektedir. Poyep Çocuk ve Ergen Gelişim markasının kurucusudur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.