Doktorsitesi.com

Kısırlık - (İnfertilite)- Çocuğumuz Neden Olmuyor ?

Op. Dr. Dilek Aslan
Op. Dr. Dilek Aslan
27 Temmuz 2017210 görüntülenme
Randevu Al
Kısırlık - (İnfertilite)- Çocuğumuz Neden Olmuyor ?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İnfertilite (Kısırlık) Nedir?

İnfertilite ya da halk arasında yaygın bilinen adıyla kısırlık, daha önce hiç gebelik oluşmaması veya bir gebelik yaşanmış olmasına rağmen sonradan yeni bir gebeliğin gerçekleşememesi durumudur. Tıbbi verilere göre, kadınların yaklaşık %25'i yaşamlarının belirli bir döneminde bu sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Üreme sağlığı söz konusu olduğunda, doğru zamanda doğru uzman desteği almak sürecin yönetimi açısından kritik önem taşır.

Yaş Faktörü ve Doğurganlık Oranları

Kadınlarda doğurganlığın en yüksek olduğu dönem 25 yaş civarıdır. Özellikle 35 yaşından itibaren yumurta rezervi ve kalitesindeki değişimlere bağlı olarak doğurganlıkta belirgin bir azalma gözlenir. Çiftlerin gebelik planlarken zamana yayılmış başarı oranlarını bilmesi, stres yönetimini kolaylaştırır.

Düzenli ilişki ile gebeliğe ulaşma şansı şu şekildedir:

SüreGebelik Başarı Oranı
3 Ay%57
6 Ay%72
1 Yıl%85
2 Yıl%93

Ne Zaman Uzmana Başvurulmalı?

Genç çiftlerin tedavi ve tetkik süreçlerinde aceleci davranmaması önerilir. 25 yaşından genç olan çiftlerde, tetkiklere başlamadan önce 2 yıl kadar beklenmesi uygundur. Ancak 30 yaş üzerindeki çiftlerde, 6 ile 12 ay boyunca gebelik oluşmaması durumunda uzman değerlendirmesine geçilmelidir. Unutulmamalıdır ki, başlanan bir tedavi protokolünün sonuç vermesi için en az 6 ay sürdürülmesi ve sürecin sabırla takip edilmesi gerekmektedir.

İnfertilite Nedenleri ve Görülme Sıklığı

İnfertilite sorunu sanılanın aksine sadece tek bir tarafa bağlı değildir; çiftlerin her ikisi de bu durumdan hemen hemen aynı derecede sorumludur. Yapılan araştırmalar, kısırlık nedenlerinin dağılımını şu şekilde göstermektedir:

  • Kadına bağlı sebepler: %40 - 55
  • Erkeğe bağlı sebepler: %25 - 40
  • Her iki eşe de bağlı sebepler: %10 - 15
  • Açıklanamayan sebepler: %10 - 15

Erkeklerde yaşın üretkenlik (fertilite) üzerindeki etkisi hala tartışmalı bir konudur. Erkek üretkenliği 35 yaş civarında zirveye ulaşır ve 45 yaşından sonra düşüşe geçer. Ancak erkeklerin 80'li yaşlarda bile baba olabildiği bilinmekte, bu nedenle erkek yaşı kadın yaşı kadar belirleyici bir faktör olarak görülmemektedir.

Erkek İnfertilitesi Tanısı: Spermiyogram (Sperm Tahlili)

Çiftlerin değerlendirilmesinde ilk adım detaylı bir görüşme ve fiziksel muayenedir. Ardından, en temel ve kolay tetkiklerden biri olan spermiyogram (sperm tahlili) aşamasına geçilir. Bu test için erkeğin yaklaşık 2-5 günlük bir cinsel perhiz sonrası mastürbasyon yoluyla örnek vermesi gerekir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Kruger Kriterleri

Laboratuvar ortamında incelenen sperm örneğinde; sayı, hareketlilik, canlılık oranı ve yapısal özellikler (morfoloji) değerlendirilir. Dünya Sağlık Örgütü kriterlerine göre normal kabul edilen değerler şunlardır:

  1. Sperm Sayısı: Mililitrede en az 20 milyon.
  2. Hareketlilik: Spermlerin en az yarısının canlı/hareketli olması veya ileri doğru hareket edenlerin oranının en az %25 olması.
  3. Morfoloji (Yapı): Detaylı değerlendirme (Kruger Kriterleri) ile normal şekilli sperm oranının %14 ve üzerinde olması.

Tek bir anormal spermiyogram sonucu ile kesin kısırlık tanısı koymak doğru değildir. Sperm değerleri dönemsel dalgalanmalar gösterebileceği için, anormallik saptanması durumunda tetkikin 4-6 hafta ara ile en az 2 kez tekrarlanması önerilir.

Etiketler

İnfertilite tedavisiÇocuk olmamasıKısırlıkİnfertilite

Yazar Hakkında

Op. Dr. Dilek Aslan

Op. Dr. Dilek Aslan

Op. Dr. Dilek ASLAN,1970 yılında Turgutlu'da doğmuştur. 1995 yılında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirerek Tıp Doktoru ünvanı almıştır. 1995 yılından itibaren 2 yıl süreyle İzmir Atatürk Eğitim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği'nde ihtisas yapmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.