“Zaman zaman kendimi çok mutsuz hissediyorum ve bu his bazen dayanılmaz bir hale geliyor. İşte o zaman gerçekten umutsuzluğa kapılıyorum. Her şeyi bir kenara bırakıp hiçbir şey yapmak istemiyorum. Bir süre sonra, işleri tam yoluna koydum diyorum, aniden bir şey oluyor ve ben yine aynı yere dönüyorum. Sonra iyice öfkeleniyorum...”

Mutsuzluk duygusunu yaşamayan, kendini çaresiz hissetmeyen ya da umutsuzluğa kapılmayan bir insan düşünmek çok da gerçekçi değildir. Bu durum her ne kadar kötü görünse ve kişiye kendisini kötü hissettirse de dengeli bir şekilde bu duyguları yaşamak aynı zamanda sağlıklı bir ruh haline sahip olduğumuzun da göstergesidir. Ancak bazı kişiler bu döngüyü çok sık yaşadıkları ve bununla baş etmekte zorlandıkları için terapiye başvurabilmektedir.

Genel olarak bu şikayetlerle terapiye başvuran kişiler sıklıkla kendilerini mutsuz ve kötü hissettiklerini ve asıl problemlerinin mutsuz hissetmeleri olduğunu dile getirmektedirler. Yaygın olarak rastlanılan böyle bir durum karşısında terapist ve terapinin amacı ise çoğunlukla kişiyi mutsuz eden şeyin gerçekte ne olduğunu bulmak ve uygun stratejilerle müdahale edip değişimi gerçekleştirmektir.

Aslında terapide neyi bulmaya çalıştığımızı ve hedeflediğimizi bir vaka örneği üzerinden kısaca açıklayacak olursak; Bülent Bey güzel bir örnek olabilir:

Bülent Bey, 28 yaşında, bekar, Üniversite mezunu, bir fabrikada insan kaynakları biriminde çalışıyor. Terapiye kendisini mutsuz hissettiği ve son zamanlarda hiçbir şey yapmak istemediği için başvurdu. Mutsuzluk duygusuna nelerin sebep olabileceği irdelendeğinde bu durumunun iş yeri problemleri yüzünden kaynaklandığını söyledi. Konu biraz daha konuşulduğunda“ İşyerinde kendi işlerimi halledip diğerlerinin görevlerine bile yardım ediyorum. Hatta neredeyse her hafta kendi isteğimle mesaiye kalıyorum. Yine de yaranamıyorum. Sadece iş yeri değil geçen hafta 3 saat trafik çekip kuzenimin yanına gittim. Sonuç: Bu hafta onlar gelmedi. Neymiş trafik varmış...” diye ifade etti.

İlerleyen seanslarda Bülent Bey şunu fark etmeye başladı. Aslında mutsuzluk duygusu onun davranış biçimi ve değerlendirmelerinin bir sonucuydu. Sosyal ve iş ilişkilerinde sorumluluklarından fazlasını yaparak gereğinden fazla özveride bulunan Bülent Bey karşı taraftan sürekli bir beklenti içerisine giriyor ve bu beklentiler karşılanmadığında da kendisini bazen değersiz ve mutsuz hissediyordu. Terapinin çalışma konularından biri de buydu. Görüşmelerde öz veri şeması ve değersizlik hisleri üzerine çalışıldıkça ve bu konu üzerinde ilerleme sağlandıkça Bülent Bey kendisini daha iyi hissetmeye başlamıştı.

Örnekte olduğu gibi kişi bazen içerisinde bulunduğu duygusal yoğunluk, zorlu yaşam olayları ya da başka bir sebeple, mevcut problemi sıklıkla yaşamasına rağmen probleminin kaynağını bulamıyor olabilir. Bir başka kişi bulmasına rağmen uygun çözüm seçenekleri üretemiyor ya da üretmesine rağmen bunu uygulamaya koyup bir değişim yaratamıyor olabilir. İşte tam da böyle durumlarda kişiye uygun psikoterapi yönteminin belirlenip uygun müdahalenin yapılması ve kişinin kendisini yeniden tanıması, keşfetmesi ve değişimi gerçekleştirmesi için terapiye başvurması büyük önem taşımaktadır.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!