Doktorsitesi.com

Kelimelerin içi boştur

Psk. Serap Duygulu
Psk. Serap Duygulu
7 Mayıs 201572 görüntülenme
Randevu Al
Kelimelerin içi boştur
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Algı ve Gerçeklik: Bir Psikoloji Deneyi

Bir psikoloji profesörü, gerçekleştirdiği bir test kapsamında öğrencilerinden ilginç bir senaryo üzerine düşünmelerini istemiştir. Bu senaryoda, bir karıncanın çevresindeki hayvanları nasıl ayırt ettiği ve sınıflandırdığı sorgulanmıştır. Ortaya çıkan sonuç, gerçekliğin tamamen bakış açısına bağlı olduğunu kanıtlar niteliktedir.

Karınca, doğadaki hayvanları kendi yaşam mücadelesine göre iki temel sınıfa ayırmaktadır:

  • Zararsız ve İyi Huylu Hayvanlar: Aslan, kaplan ve çıngıraklı yılan gibi, doğrudan karıncaya zarar vermeyen türler.
  • Yırtıcı Hayvanlar: Piliçler, ördekler ve kazlar gibi, karıncaları yiyerek beslenen türler.

Jimm Powers’ın da belirttiği üzere, "Her şey sizin görüşünüze bağımlıdır." Bu yaklaşım, nesnelerin ve olayların kendi başlarına bir anlam taşımadığını, onlara yüklediğimiz anlamların bizim algımızla şekillendiğini vurgular.

Kavramların Boşluğu ve Potansiyel Anlamlar

Eski Tibet bilgeleri, her kelimenin ve her kavramın bir boşluğu olduğunu savunur. Bu felsefeye göre, bir durumun niteliği onu deneyimleyen kişiye göre değişkenlik gösterir. Örneğin, hastalık kavramı bireyler için farklı anlamlar taşımaktadır. Siz hasta olduğunuzda bu durum sizin için maddi kayıp, zaman kaybı ve mutsuzluk kaynağıyken; bir başkası için tamamen farklı bir anlam ifade edebilir.

PaydaşBakış Açısı ve Durumun Anlamı
Hasta BireyMaddi kayıp, fiziksel acı ve mutsuzluk.
Doktor ve EczacıMesleki kazanç ve ekonomik gelir kaynağı.
ToplumSalgın hastalık riski ve dikkat edilmesi gereken bir süreç.

Bu tablo, hastalık kavramının kendi başına iyi ya da kötü olmadığını, sadece iki yönlü bir potansiyel barındırdığını göstermektedir. Kelimenin altındaki bu boşluğu hangi anlamla doldurursanız, gerçekliğiniz o yönde şekillenir.

Stres Yönetimi ve Zihinsel Tutumun Önemi

Günümüzde tıp dünyasının üzerinde ısrarla durduğu nokta, stres ve benzeri duygu durumlarının tamamen olaylara bakış açımızla ilgili olduğudur. Hayatımız boyunca karşılaştığımız her durumun kişiliğimiz üzerinde bir yansıması vardır. Düşünce biçiminiz ve sergilediğiniz tutumlar, olayların gidişatını ve nihai sonucunu doğrudan değiştirme gücüne sahiptir.

Olaylara sürekli olumsuz bir pencereden bakmak, fiziksel sağlığınızı bozabilir ve sizi gerçekten kötü sonuçlarla karşı karşıya bırakabilir. Kelimelerin ve olayların altındaki o gizli boşluğu, arzu ettiğiniz pozitif anlamlarla doldurmak sizin elinizdedir. Karşılaşılan zorluklar, o sürecin mutlaka kötü biteceği anlamına gelmez; davranışlarınız, yaşadığınız tecrübelere yön veren temel unsurdur.

Sonuç: %10 ve %90 Kuralı

Hayatın kendisi büyük bir boşluktan ibarettir ve bu boşluğu anlamlandırmak tamamen bireyin sorumluluğundadır. Yaşça büyük olanların sıkça dile getirdiği "aslında her şey boş" sözü, bu perspektifle değerlendirildiğinde daha derin bir anlam kazanır. Madem her şey bir boşluktan ibarettir, o halde bu boşluğu kendi isteğiniz doğrultusunda doldurmalısınız.

Unutulmaması gereken temel kural şudur:

"Başınıza gelenlerin %10'u gerçekten başınıza gelen olaylardan, %90'ı ise bu olaylara verdiğiniz tepkilerden oluşur."

Etiketler

Hayatın boşluğuAnlamlı kelimelerBoşlukları doldurabilmek

Yazar Hakkında

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap DUYGULU, İstanbul'da doğmuştur. 
Psikoloji dalında gerçekleştirdiği çalışmalarına önemli ölçüde katkılar sağlayan, Sosyoloji, Edebiyat, Kamu Yönetimi alanlarında da Lisans  düzeyinde akademik eğitimler alan Serap Duygulu İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ‘Uygulamalı Psikoloji’ üzerine Yüksek Lisans yapmış ve  "Afazi Hastası Yakınlarında Depresyon ve Olumsuz Otomatik Düşünceler" başlıklı tezi ile lisansüstü derecesini almıştır. 
Ayrıca bu çalışma bu alanda yapılmış ilk ve tek psikolojik araştırma olarak önemini halen korumaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.