KAŞ YAPAYIM DERKEN…

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Popüler Medyanın Ruh Sağlığı Önerileri ve Gizli Tehlikeler
Günümüzde sosyal medya başta olmak üzere, ana akım yazılı ve görsel medya kanallarında ruh sağlığını koruma adına sunulan bazı öneriler, aslında ruh sağlığı üzerinde ciddi bir tehdit potansiyeli taşımaktadır. Özellikle "negatif insanlardan korunma" temalı tavsiyelerin, geniş kitleler tarafından sorgulanmadan birer çözüm yolu olarak benimsendiği görülmektedir. Bu yaklaşım, bireyleri korumaktan ziyade toplumsal ayrışmayı tetikleyen bir yapıya sahiptir.
Dijital mecralarda yapılan aramalarda; enerji vampirleri, toksik insanlar veya zehirli kişiler gibi kavramlarla ilgili binlerce makale, video ve blog yazısına rastlamak mümkündür. Milyonlarca takipçisi olan ve toplumda "kanaat önderi" olarak kabul edilen bazı sosyal medya figürleri, bu tür insanlardan uzak durmanın "doğal bir gereklilik" olduğu algısını pekiştirmektedir. Ancak, kendilerini daha "steril" sayarak başkalarını bu sıfatlarla ayrıştıranların yaklaşımı bilimsel bir temele dayanmamaktadır.
Bilimsel Literatürde Karşılığı Olmayan Kavramlar
Öncelikle vurgulanmalıdır ki; zehirli/toksik insan, enerji vampiri veya negatif insan gibi sıfatların bilimsel literatürde hiçbir karşılığı yoktur. Bu terimler, kullanıcıların başvurduğu birer metafor (mecaz) olmaktan öteye gidemez. Bir grup insanı bu tür metaforlarla kategorize etmek, masum bir benzetme değil, aksine ciddi bir damgalama (stigmatization) sürecidir.
Damgalama Kavramı ve Tarihsel Kökeni
Damgalama, ilk olarak Antik Yunan döneminde ahlaki açıdan "normal" görülmeyen suçlular, köleler ve hainler için kullanılan bir kavramdır. Bireyin, toplum tarafından kabul edilen sınırların dışına çıktığı varsayıldığında, ona karşı yapılan azaltıcı ve eksiltici atıfları ifade eder. Günümüzde de bu yaklaşım; cinsiyet, etnik köken, fiziksel görünüm veya inanç fark etmeksizin uygulanan yıkıcı bir insan hakkı ihlalidir.
Sosyolog Howard Becker'a göre insanlar, kendi koydukları kuralları başkalarına dayatarak bir "sapma" yaratırlar ve bu sapmayı "suçlu" olarak gördükleri kişilere yükleyerek onları "öteki" ilan ederler. Dolayısıyla damgalama, kişinin davranışının bir sonucu değil, başkalarının belirlediği yaptırımların o kişiye yıkılmasıdır.
Mikrosaldırganlık ve Ayrımcılık
İnsanları dışlayıcı sıfatlarla nitelemek, ayrımcılık kapsamında değerlendirilen bir mikrosaldırganlık yaklaşımıdır. Psikolog Ashburn-Nardo tarafından tanımlanan bu terim; bir kişiye veya gruba karşı kasıtlı ya da kasıtsız yapılan, alışkanlık haline getirilmiş aşağılayıcı davranışları kapsar. Günlük hayatta sıkça karşılaşılan şu ifadeler aslında birer mikrosaldırganlık örneğidir:
- "Çok negatif birisin, enerjimi emiyorsun."
- "Sen bayağı kilo almış görünüyorsun."
- "Vah vah, bu engelle yaşamak ne kadar zor."
- "İyi insan ama o bir ateist."
Bu tür yaklaşımlar, maruz kalan bireylerin itibarını, ruh sağlığını ve sosyal ilişkilerini zamanla yerle bir edebilecek düzeye ulaşabilir.
Psikolojik Bir Savunma Mekanizması: Yansıtma (Projection)
İnsanları "enerji emici" veya "zehirli" olarak nitelemek, aslında kişinin kendi içindeki sorunları başkalarına yükleyerek kendini temize çıkardığı bir yansıtma biçimidir. Yansıtma, bireyin kendisinde sevmediği veya kabul edemediği özellikleri bilinçsizce bir başkasına atfetmesidir. Bu mekanizma sayesinde kişi, kendi olumsuz yönleriyle yüzleşme zahmetinden kurtulur.
| Durum | Yansıtma Örneği |
|---|---|
| Fiziksel Özgüvensizlik | Kimseyi beğenmeme ve eleştirme |
| Değersizlik Hissi | Etrafındakileri aşağılama |
| İçsel Karamsarlık | Başkalarını "negatif" olarak etiketleme |
Kendini Tanıma ve Empati Yoksunluğu
Psikoterapist K.R. Koeing, yansıtmaya en yatkın kişilerin aslında kendini yeterince tanımayanlar olduğunu belirtir. Düşük özgüvene sahip veya başarısızlık korkusu yaşayan bireyler, kendi negatif duygularını başkalarına daha fazla yansıtırlar. Buna karşın, kendi zayıflıklarını ve içindeki "kötüyü" kabul edebilen insanların yansıtma yapmaya ihtiyacı yoktur; çünkü bu kişilerin olumsuzlukları deneyimleme tahammülü daha yüksektir.
Elbette çeşitli psikopatolojiler nedeniyle uyum sorunu yaşayan ve zorlayıcı olan kişiler mevcuttur. Bu insanlara sınır koymak bir haktır; ancak onları etiketlemek, dışlamak veya başkalarını bu yönde teşvik etmek bir empati yoksunluğudur. Unutulmamalıdır ki, hepimiz zaman zaman zor, geçimsiz veya karamsar olma potansiyeline sahibiz.
Sonuç olarak; yargılamanın ve ötekileştirmenin konforuna sığınmak yerine, diğerlerini anlamaya çalışarak ve insancıl kalarak daha yaşanılır bir dünya için sorumluluk almalıyız. Herkesle iyi geçiniyor olmak veya sürekli "pozitif" görünmek, her zaman ruhsal açıdan sağlıklı olduğumuz anlamına gelmez.
Bu makaleden yararlandığınızda https://www.nazimserin.com.tr/kas-yapayim-derken/ linkini kaynak göstererek etik davranış sergilemenizi umut ederiz.









