KARDEŞ REKABETİ

Kardeş rekabeti, kardeşi olan her bireyin yaşayabileceği oldukça normal bir durumdur.
Konumları fark etmeksizin, hem büyük hem küçük çocuklar kardeşlerine yönelik rekabet
içeren olumsuz duygular besleyebilir. Bu doğal sürecin çocuğun ruhsal gelişimini ne ölçüde
etkilediği sürecin ebeveynler tarafından nasıl yönetildiğiyle belirlenir. Süreç sağlıklı şekilde
yönetilemediğinde, döneme özgü rekabet duyguları, bireyin kişiliğinin bir parçası haline
gelerek yetişkin yaşamında rekabetçi bir kişiliğin köklenmesine neden olabilir.
Kardeşin doğumuyla birlikte, büyük çocuğun kazanılmış alışkanlıklarında daha önceki
gelişim basamağına gerileme olan regresyon meydana gelebilir. Örneğin; tuvalet alışkanlığı
kazanıldığı halde altına kaçırma, parmak emme, bebeksi konuşma, yemeğini kendi
yiyebilirken annenin yedirmesini isteme vb. davranışlar gözlemlenebilir. Kardeşe yönelik
beslenilen duygular, ebeveynin ilgi ve sevgisinden mahrum kalmamak için, tam tersi yönde,
abartılı bir sevme ve ilgilenme davranışları şeklinde yaşanabilir. Ayrıca, anneye yapışma,
evden ayrılmayı reddetme (okul rutinlerine ilişkin yaşanan zorluklar vb.), içe kapanma, dikkat
çekmeye ilişkin davranışlar görülebilir.
Kardeş Rekabetini Yönetmek
Her çocuğun kendine özel ve biricik olduğunu unutmadan; çocukları, istendik ve
istenmedik davranışları üzerinden birbirleriyle kıyaslamamak önemlidir. Çocuktan
beklentinin, kardeş sıralaması (büyüklük-küçüklük) üzerinden dile getirilmesi çocukların iç
dünyalarında yaşanması muhtemel rekabet duygusunun tetiklenmesine neden olabilir. Bu
bağlamda; "sen büyük olduğun için..."veya "o senden büyük olduğu için..."ibi söylemlerden
kaçınmak önemlidir. Bunun yerine; örneğin ev içi sınır ve rutin belirlemeye ilişkin
beklentiler, her iki kardeş için veya tüm aile bireylerini kapsayacak şekilde ifade edilebilir:
"kardeşin uyuyor, sessiz olmalısın"yerine ‘’biri uyuduğu için hepimiz sessiz olmalıyız" vb.
Büyük çocuğun kardeşe ilişkin olumsuz duygu içeren sözlü veya davranışsal ifadelerini
engellemek, çocuğun duygularının baskılanmasına yol açarak kardeşler arası ilişki
dinamiğinin öfke zemini üzerinde inşa edilmesine neden olabilir. Bunun yanında, her iki
çocuğun da duygularını yaşamasına izin verilirken, belirli sınırlar çerçevesinde, duygunun
uygun yolla dışavurulmasını sağlamak önemlidir. İki tarafı da koruyan sınırlar aracılığıyla,
kardeşlerden birinin diğerine veya kardeşlerin birbirlerine zarar verici davranışlarının önüne
geçilmesi kolaylaşır.
Çocuklar henüz agresif duygu ve dürtülerini kontrol edebilecek gelişmiş bir ruhsal
kapasiteye sahip değillerdir. Ebeveynin uygun müdahalesi, çocuğu olumsuz duygularının
yıkıcılığından, dolayısıyla olası suçluluk hissinden korur. Öfke ve suçluluk hislerini
pekiştirebilecek "o senin abin olduğu için saygı göstermelisin" veya "o senden küçük,
anlamadığı için böyle yapıyor"gibi söylemler yerine her iki kardeşi de kapsayacak şekilde
"birbirimize vurmuyoruz/zarar vermiyoruz"; vb. ifadelerin kullanılması önemlidir. Çocukların
olumsuz duygularını dışavurmalarının ardından ";ama o senin kardeşin, o seni çok seviyor"
gibi olumlama cümleleri yerine çocuğun duygusunu sağlıklı bir şekilde ifade edebilmesi adına
duygusunu sorup, yansıtarak ("kızdın, üzüldün" vb.) kendisini anlaşılmış hissetmesi
desteklenebilir.
Kardeş eğer yeni doğansa, büyük çocuk kardeşin bakım sürecine basit sorumluluklar
verilerek dahil edilebilir. Bu noktada herhangi bir zorlama olmadan çocuğun istediği alanlarda
ve ölçüde fırsat verilmesi önemlidir. Küçük kardeşin karşılanması gereken ihtiyaçlarına
sıklıkla atıfta bulunmak"o küçük olduğu için ben onun yemeğini yedirmek zorundayım"gibi
ifadeler de çocuğun iç dünyasındaki olumsuz duygusunu pekiştirebilir. Bu bağlamda, bebeksi
ihtiyaçlarının sembolik oyun aracılığıyla giderilmesi için alan oluşturulabilir. "Mış" gibi
yapma yoluyla, örneğin oyunda "bebekmiş"gibi davranarak yemek yedirmek, çocuk için
önemli bir rahatlama ve sağaltım aracıdır.
Kardeşin doğumundan önce olduğu gibi, anne babanın tümüyle çocuğa ait olduğu özel
vakitler (anne-çocuk, baba-çocuk saati) belirlemek önemlidir. Çocuklar kardeşin doğumuyla
birlikte sadece kendilerine ait olan ebeveynin sevgi, ilgi ve zamanını bir ötekiyle paylaşmak
zorunda kalırlar. Biricik olmaktan mahrum kalmanın gerçekliğiyle baş edebilmek için,
eskiden olduğu gibi, ona özel zamanların planlanması sürecin sağlıklı bir şekilde
yönetilmesinde önemli rol oynar.

