Doktorsitesi.com

Jandarma Seri Katiller

Klinik Psikolog Ege Ebrar Önür
Klinik Psikolog Ege Ebrar Önür
23 Ekim 2023128 görüntülenme
Randevu Al
Jandarma Seri Katiller
Jandarma Seri Katiller
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kriminal Psikolojik (Adli) Profilleme Nedir?

Kriminal-psikolojik profil, suç kabul edilen saldırgan eylemlerden sorumlu olan kişinin kişilik yapısını, olay anındaki ruhsal durumunu ve sosyo-demografik özelliklerini belirlemek amacıyla yapılan bilimsel çalışmaları tanımlayan bir terimdir. Bu disiplin, failin kimliğine dair isabetli tahminlerde bulunarak adli süreçlere rehberlik eder. Prof. Dr. Gökhan Oral ve Ege Ebrar Önür tarafından ele alınan bu konu, suçlu davranışlarının derinlemesine analizini içerir.

Adli Profil Çalışmasının Temel Özellikleri

Adli profil çalışmaları, tek bir uzmanın görüşünden ziyade Adli Tıp ve adli bilimler profesyonellerinden oluşan bir ekip çalışmasıdır. Bu yöntem, özellikle soruşturmanın sonuç vermediği veya sınırlı kaldığı çözümlenmemiş olgularda devreye girer. Temel amaç, saldırganın yakalanmasını kolaylaştıracak spesifik kişilik özelliklerini ve davranış kalıplarını öngörmektir.

Süreç boyunca uzmanlar şu kritik sorulara yanıt ararlar:

  • Failin temel kişilik, davranış ve tutum özellikleri nelerdir?
  • Beklenen bir sonraki saldırgan davranış ne olabilir?
  • Failin derin psikolojik yapısı ve sosyo-demografik karakteristikleri nasıldır?
  • Kişide gelişimsel veya psikiyatrik bir bozukluk mevcut mudur?

Adli Bilimler Açısından Profillemenin İşlevi

Adli profil oluşturma süreci, sadece faili bulmaya yaramaz; aynı zamanda şiddetin doğasını anlamak ve toplumsal güvenliği sağlamak için geniş bir yelpazede fayda sunar. Bu çalışmalar, seri suçlarda muhtemel yeni eylemleri engellemeye ve saldırgan bireyler için rehabilitasyon prensipleri geliştirmeye yardımcı olur. Ayrıca, gereksiz gözaltı işlemlerini önleyerek temel hak ve hürriyetlerin korunmasına katkı sağlar.

Adli tıp profesyonelleri; olay yeri bulguları, otopsi raporları, kurban ifadeleri ve tıbbi kayıtları sentezleyerek saldırganın motivasyonunu analiz eder. Bu süreçte bilirkişinin objektif ve nötral tutumu, yargı sürecinin sağlıklı işlemesi için hayati önem taşır.

Profilleme Tarihçesi ve Önemli Vakalar

Kriminal profillemenin tarihsel gelişimi, 1888 yılındaki ünlü "Karındeşen Jack" (Jack the Ripper) soruşturmasına kadar uzanmaktadır. Dr. Thomas Bond'un Mary Jane Kelly vakası üzerine hazırladığı raporlar, bu alanın ilk örnekleri kabul edilir. Tarih boyunca siyasi figürler ve seri katiller üzerinde de önemli çalışmalar yapılmıştır:

  • Adolf Hitler (1942-44): Dr. William Lange tarafından yapılan analizde; grandiosite, seçilmişlik inancı ve yoğun yetersizlik hissi gibi bulgular saptanmıştır.
  • Andrei Chikatilo (Rostov Canavarı): Dr. Bukhanovsky, faili kanibalistik, sadistik ve pedofilik bir profil olarak tanımlamıştır.
  • FBI ve Kurumsallaşma: 1978'de Quantico'da Davranış Bilimleri Birimi (BSU) kurulmuş, ardından VI-CAP ve CASKU gibi programlar hayata geçirilmiştir.

Türkiye'de Kriminolojik Profilleme Çalışmaları

Türkiye'de bu alan, 1997 yılında Adli Tıp Enstitüsü bünyesindeki lisansüstü programlarla akademik bir kimlik kazanmıştır. Üzeyir Garih cinayeti (2001) ve "Testereci Katil" vakası gibi olaylar, profillemenin pratik uygulamalarına örnek teşkil eder. Günümüzde İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma bünyesinde bu çalışmalar titizlikle yürütülmektedir.

Metodolojik Yaklaşımlar: Tümevarım ve Tümdengelim

Profilleme çalışmalarında kullanılan ilkeler, standart polisiye araştırma yöntemlerinden farklılık gösterir. Tümdengelim (Dedüktif) analizin en klasik örneği, Edgar Allan Poe'nun "Morg Sokağı Cinayeti" adlı eserinde görülür. Bu yöntem, olay yeri ve otopsi bulgularından yola çıkarak motivasyonu ve failin spesifik özelliklerini belirlemeye odaklanır. Profilleme sürecinde sadece fiziksel deliller değil, viktimoloji (mağdur bilim) ve pedofilik veya kanibalistik gibi derin motivasyonlar da incelenir.

Cinsel Şiddet Eylemcilerinin Karşılaştırmalı Analizi

Cinsel şiddet failleri; psikiyatri, psikoloji ve kriminoloji disiplinleri tarafından farklı açılardan değerlendirilmektedir. Aşağıdaki tablo, bu farklı bakış açılarının temel parametrelerini özetlemektedir:

ÖzellikGenel İnanışPsikiyatriPsikolojiKriminoloji
TanımlamaAhlaki zayıflıkHastalık/BozuklukGelişimsel duraksamaMotivasyon odaklı tipleme
EtyolojiGenetik/ÇevreselBiyolojik/YapısalÇevreselAlt tipe has farklılıklar
SıklıkNadirNadir (?)Seyrek değilSanıldığından sık
Sosyal PerformansKötüKötüKötüOrtalamadan daha kötü
Fantezinin RolüÖnemliÖnemliÖnemliÇok önemli
Başlangıç YaşıErkenErken/ErgenErken/ErgenErken

Seri Cinayet Faili Profilleme Adımları

Profil oluşturma süreci belirli bir sistematik dahilinde ilerler. Bu süreçte elde edilen veriler, tutuklama aşamasına kadar sürekli bir geri bildirim (feedback) döngüsüyle güncellenir.

  1. Veri Toplama: Olay yeri, zamanı, şahit ifadeleri, mağdur profili ve fiziki bulguların toplanması.
  2. İlk Ayırıcı Tanı: Kurban-saldırgan ilişkisinin, sosyal ortamın ve temel motifin belirlenmesi.
  3. Derin Analiz:
    • Statik Faktörler: Madde kullanımı, kişilik bozuklukları, mental retardasyon.
    • Dinamik Faktörler: Agresyon, bireysel motifler, tetikleyici faktörler ve dramatik elemanlar.

Fail Tipleri ve Sınıflandırmalar

Geberth (1996) tarafından belirtildiği üzere; yaş, cinsiyet, eğitim durumu, iş alışkanlıkları ve parafilik özellikler gibi pek çok unsur profilleme sonrası yorumlanabilir. Özellikle sadistik tip pedofilik seri cinayet failleri, cinsel acı vererek uyarılma ve kurbanı alıkoyma gibi spesifik davranışlar sergilerler.

Genel kriminolojik sınıflamada failler şu gruplara ayrılır:

  • Organize, Dezorganize ve Mikst Tipler
  • Lunatikler (Akıl hastalığı olanlar)
  • Kontrol Yönelimli failler
  • Görev Yönelimli failler
  • Polimorf seri cinayetler

Etiketler

seri katiller

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Ege Ebrar Önür

Klinik Psikolog Ege Ebrar Önür

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.