Doktorsitesi.com

İnternet Bağımlılığı ve Bağlanma Kuramı

Uzm. Psk. Dan. Büşra Şentürk
Uzm. Psk. Dan. Büşra Şentürk
12 Nisan 2022219 görüntülenme
Randevu Al
Günümüzde teknolojinin gelişmesi ve internet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte çocuk ve ergenler çok erken dönemde bilgisayar ve internet ile tanışmaktadır. İnternetin aşırı kontrolsüz ve bilinçsiz kullanımı “internet bağımlılığı” kavramını ortaya çıkarmıştır. Yapılan çalışmalar internet bağımlılığı ile bağlanma örüntüleri arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Bowlby bağlanma davranışını başka bir kişiye karşı yakınlık arama ve bu yakınlığı devam ettirme olarak tanımlamaktadır. Bebeğe ilk bakım veren kişi ile bebeğin kurduğu ilişki modeli, kişinin bütün hayatını etkileyecek düzeyde devam eden bağlanma davranışları oluşturmaktadır ve kişinin diğer insanlar ile kurduğu yakın ilişkilerde etkisini göstermektedir (Tuna,2015). Bu çalışmanın amacı bağlanma kuramı çerçevesinde internet bağımlılığı kavramının incelenmesidir. İnternet bağımlılığının oluşumu ile ilgili önleyici hizmetlere yer verilmesi gerekmektedir. Ayrıca internet bağımlılığının önlenmesi amacıyla yapılabilecek çalışmaları sunmaktır. Bu çalışmanın internet bağımlılığı konusunda genel çerçeveyi göz önünde tutarak bağlanma kuramı açısından incelenmesi ve psikolojik danışmanlara, internet bağımlılığı çalışan terapistlere ve bu konuyla ilgilenenlere yol gösterici olacağı düşünülmektedir.
İnternet Bağımlılığı ve Bağlanma Kuramı
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İnternet Bağımlılığı ve Sosyal İlişkiler Üzerindeki Etkileri

Günümüzde sürekli internet kullanan bireylerin sosyal çevreleri ile olan ilişkilerinde çeşitli sorunlar yaşadığı gözlemlenmektedir. Yoğun internet kullanımı, bireylerde yalnızlık ve mutsuzluk gibi duyguların derinleşmesine, yüz yüze ilişkilerde ise asosyal semptomların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Özellikle ergenlik döneminde, sosyal izolasyondan kaynaklanan gerginlik hissi bireyleri daha fazla internet kullanımına itmekte ve bu durum internet bağımlılığı riskini artırmaktadır (Ögel, 2012).

İnternette gereğinden fazla zaman geçiren kişilerin, zamanla aile ve arkadaş çevresinden uzaklaştığı ve öz bakımlarını ihmal etmeye başladığı vurgulanmaktadır. Araştırmalar, bu bağımlılık türü ile bireylerin çocukluk döneminde geliştirdikleri bağlanma stilleri arasında doğrudan bir ilişki olduğunu göstermektedir (Musluoğlu, 2016). Ebeveynlerin, çocukların zorlayıcı duygularını yatıştırmak amacıyla teknolojiyi bir araç olarak kullanmaları, gelecekte teknoloji kötüye kullanımı ve duygu düzenleme sorunlarına zemin hazırlayabilmektedir (Karateke, 2020).

Bağımlılık Kavramı ve Davranışsal Bağımlılıkların Tanımı

Bağımlılık, zararlı sonuçlarına rağmen bir maddenin kullanımı veya bir davranışın ödül hissi nedeniyle sürekli tekrarlanmasıdır. Beynin ödül, güdülenme ve hafıza merkezlerini etkileyen bu kronik rahatsızlık; biyolojik, psikolojik ve sosyal sorunlarla kendini gösterir (Başgün, 2020). Kişinin haz duyduğu davranışa odaklanarak günlük hayatını bu doğrultuda şekillendirmesi, yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmektedir (Köknel, 1998).

Davranışsal bağımlılıklar, kimyasal bağımlılıklarda olduğu gibi tolerans, yoksunluk ve çatışma gibi özellikler taşır. Bu süreçte dışarıdan psikoaktif bir madde alınmasa da beyindeki ödüllendirme mekanizması devreye girerek biyokimyasal süreçleri başlatır (Görür, 2019). Yaygın görülen davranışsal bağımlılık türleri şunlardır:

  • Kumar oynama ve aşırı yemek yeme
  • Sosyal medya ve akıllı telefon kullanımı
  • Bilgisayar ve çevrim içi oyun bağımlılığı
  • Sürekli seks yapma isteği

İnternet Bağımlılığı Tanı Kriterleri ve Klinik Yaklaşımlar

İnternet bağımlılığı, bireyin internet kullanma arzusunu kontrol edememesi ve çevrim dışı kaldığında aşırı gerginlik yaşaması olarak tanımlanmaktadır (Tuna, 2015). Dr. Ivan Goldberg tarafından literatüre kazandırılan bu kavram, DSM-IV kriterlerine uyarlanarak yedi temel madde ile sınıflandırılmıştır. Goldberg'e göre, on iki aylık süre içinde aşağıdaki belirtilerden en az üçünün görülmesi klinik bir bozukluğa işaret eder:

  1. Tolerans Gelişimi: İstenilen hazzı almak için internet kullanım süresinin sürekli artması.
  2. Yoksunluk Belirtileri: İnternete erişilemediğinde ajitasyon, bunaltı ve takıntılı düşüncelerin oluşması.
  3. Kontrol Kaybı: Planlanandan çok daha uzun süre internette kalınması.
  4. Başarısız Bırakma Girişimleri: Kullanımı azaltma çabalarının sonuçsuz kalması.
  5. Aşırı Zaman Ayırma: İnternetle ilgili eylemlere (dosya düzenleme, yeni siteler arama vb.) gereğinden fazla vakit harcanması.
  6. İşlevselliğin Bozulması: Sosyal, mesleki ve akademik aktivitelerin ihmal edilmesi.
  7. Sorunlara Rağmen Devam Etme: Fiziksel veya psikolojik zararlara rağmen kullanımın sürdürülmesi.

Bağlanma Kuramı ve Kişilik Gelişimi

Bağlanma kuramı, bireyin doğumdan itibaren bakım veren kişiyle (genellikle anne) kurduğu duygusal bağın, yaşam boyu sürecek toplumsal ilişkilerini nasıl şekillendirdiğini açıklar. Bebeklik dönemindeki ihtiyaçların karşılanma niteliği, bireyin gelecekteki güven duygusunun temelini oluşturur (Şipit, 2019). Bowlby'ye göre, anne ile kurulan bu psikobiyolojik bağ, bireyin yaşlılığa kadar tüm ilişkilerinde odak noktasını oluşturur (Bowlby, 2015).

Bireylerin bağlanma figürlerine ulaşılabilirliğine göre geliştirdikleri temel stiller şunlardır:

Bağlanma StiliTemel Özellikleri
Güvenli BağlanmaKendine ve başkalarına karşı olumlu tutum, yüksek kontrol algısı ve stresle başa çıkma becerisi.
Kaygılı Bağlanmaİlişkilerde aşırı hassasiyet, reddedilme korkusu ve sürekli onay arayışı.
Kaçıngan BağlanmaDuygusal yakınlıktan kaçınma ve bağımsızlık üzerine aşırı vurgu.

Bağlanma Stilleri ve İnternet Bağımlılığı İlişkisi

Araştırmalar, güvenli bağlanma stiline sahip bireylerin internet bağımlılığına karşı daha dirençli olduğunu, güvenli olmayan bağlanma stillerinin ise bağımlılık riskini artırdığını göstermektedir (Savcı ve Aysan, 2016). Özellikle kaygılı ve kaçıngan bağlanan lise öğrencilerinde teknoloji bağımlılığının daha yaygın olduğu tespit edilmiştir (Kocairi vd., 2020). Bu durum, bireylerin gerçek dünyada kuramadıkları güvenli bağları sanal dünyada arama eğiliminden kaynaklanabilmektedir.

Sonuç ve Önleyici Öneriler

Teknoloji ve internet bağımlılığı ile mücadelede, sorunun kaynağına inen kapsamlı stratejiler geliştirilmelidir. Bu doğrultuda şu adımların atılması önerilmektedir:

  • Ebeveyn Bilgilendirme: Ailelere güvenli bağlanmanın önemi ve teknolojinin duygusal bir kaçış aracı olarak kullanılmaması gerektiği anlatılmalıdır.
  • Psiko-eğitim Programları: Okullarda psikolojik danışmanlar aracılığıyla öğrencilere sağlıklı teknoloji kullanımı rehberliği sunulmalıdır.
  • Sosyal Yönlendirme: Bireylerin arkadaşlık ilişkilerini güçlendirecek sosyal ortamlara katılımı teşvik edilmelidir.
  • Duygu Düzenleme Becerileri: Çocukların zorlayıcı duygularla başa çıkabilmesi için duygu düzenleme becerileri geliştirilmelidir.

İnternet bağımlılığı sadece bir zaman yönetimi sorunu değil, aynı zamanda derin bir duygu durum ve bağlanma meselesidir. Bu nedenle tedavi süreçlerinde bebeklikten itibaren gelen bakım veren-çocuk ilişkisinin niteliği mutlaka ele alınmalıdır.

Etiketler

Bağımlılık tedavisiİnternet bağımlılığı tedavisiGençlerin internet bağımlılığıbağlanmabağımlılıkinternet bağımlılığı

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Dan. Büşra Şentürk

Uzm. Psk. Dan. Büşra Şentürk

Büşra Şentürk ilkokul, ortaokul ve lise öğrenimini Kastamonu’da tamamlamıştır. Başkent
Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Programı lisans eğitiminden onur derecesiyle
mezun olmuştur. Byron Norton ve Nilüfer Devecigil'den Deneyimsel Oyun Terapisi
eğitimlerini almıştır. Uluslararası akredite Deneyimsel Oyun Terapisi® uygulayıcısıdır. Milli
Eğitim Bakanlığı onaylı Aile Danışmanıdır. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rehberlik ve
Psikolojik Danışmanlık yüksek lisans eğitimini başarı ile tamamlamıştır.
Uzman Psikolojik Danışman Büşra Şentürk mesleki çalışmalarına Pusula Psikolojik
Danışmanlık Merkezi'nde devam etmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.