İlişkiler: Çocukluktan Taşınan Bir Senaryo

Bir ilişkiyi neden seçtiğimizi, neden aynı yerden yaralandığımızı ya da neden tekrar tekrar benzer biçimde hayal kırıklığı yaşadığımızı çoğu zaman anlamlandıramayız. Oysa psikodinamik kurama göre ilişkiler tesadüf değildir. Her ilişki, çocuklukta yazılmış bir senaryonun güncel bir sahnesidir.
Freud, bireyin geçmiş ilişkisel deneyimlerini farkında olmadan bugünkü ilişkilerine taşıdığını “aktarım” kavramı ile açıklar (Freud, 1912/2005). Kişi yalnızca karşısındaki kişiyi değil, kendi içindeki eski nesne temsillerini de ilişkiye getirir. Böylece partner, çoğu zaman bugünün kişisi olmaktan çıkar; çocuklukta tamamlanmamış bir ilişkinin temsilcisi hâline gelir.
⸻
İlişki, İçsel Nesnelerin Sahnesidir
Nesne ilişkileri kuramına göre birey, yalnızca insanlarla değil; onların ruhsallıkta bıraktığı temsillerle ilişki kurar. Fairbairn, bireyin sevgi nesnesini kaybetmemek adına acı veren ilişkileri bile iç dünyasında tutabildiğini ve bu ilişkilerin yetişkinlikte tekrar tekrar sahnelendiğini belirtir (Fairbairn, 1952).
Bu nedenle bazı bireyler:
• Sürekli uzak partnerleri seçer,
• Değersiz hissettiren ilişkilerde kalır,
• Kendini terk eden kişilerle bağ kurar.
Bu seçimler bilinçli değildir; iç dünyada tanıdık olanın güvenli hissettirmesiyle ilgilidir.
⸻
Bağlanma mı, Bağımlılık mı?
Winnicott’a göre sağlıklı ilişki, iki ayrı benliğin bir arada kalabildiği bir alanda mümkün olur (Winnicott, 1965). Ancak çocuklukta yeterince “tutulamamış” bireyler, ilişkide ayrı kalabilmeyi değil, kaybolmamayı öğrenir.
Bu kişiler için ilişki:
• Birliktelik değil, tutunma biçimidir.
• Yakınlık değil, varlığını koruma mücadelesidir.
Bu nedenle ayrılıklar yalnızca bir kayıp değil, benliğin dağılması gibi yaşanır.
⸻
Tekrarlama Zorunluluğu: Aynı Hikâye, Farklı Yüzler
Freud’un “tekrarlama zorunluluğu” olarak tanımladığı bu olgu, bireyin çözülmemiş çatışmalarını farklı kişilerle yeniden yaşamasına neden olur (Freud, 1920/2011).
Bu tekrarlar çoğu zaman şu cümlelerle ifade edilir:
“Neden hep aynı tip insanları seçiyorum?”
“Her ilişki başta güzel, sonra aynı yere geliyor.”
Aslında gelen yer yeni değildir; tanıdıktır.
⸻
Terapötik İlişki: Senaryonun Yeniden Yazıldığı Yer
Psikodinamik terapide ilişki yalnızca konuşulan bir konu değil, yaşanan bir deneyimdir. Danışan, çocuklukta kuramadığı bağları terapötik ilişkide yeniden dener. Terapist, danışanın eski ilişki örüntülerini bugünün bağlamında fark etmesine ve dönüştürmesine alan açar.
Kernberg, terapötik ilişkinin bireyin içsel nesne dünyasını yeniden yapılandırma potansiyeline sahip olduğunu vurgular (Kernberg, 1984). İlişki artık kader olmaktan çıkar; öğrenilebilir ve değiştirilebilir bir alana dönüşür.
⸻
Sonuç
İlişkiler, bugünün hikâyesi gibi görünür; oysa çoğu zaman geçmişin devamıdır. Kimi sevdiğimiz, kime tutunduğumuz ve kime kızamadığımız… hepsi bir zamanlar kurulmuş, yarım kalmış ya da hiç yaşanamamış bağların bugünkü izdüşümüdür.
Bir ilişkiyi anlamak, çoğu zaman bir insanı değil; bir iç dünyayı tanımaktır.
⸻
Kaynakça (APA 7)
Fairbairn, W. R. D. (1952). Psychoanalytic studies of the personality. Tavistock.
Freud, S. (2005). The dynamics of transference. In The standard edition of the complete psychological works of Sigmund Freud (Vol. 12, pp. 97–108). Hogarth Press. (Orijinal çalışma 1912)
Freud, S. (2011). Haz ilkesinin ötesinde (Çev. E. Kapkın). Metis Yayınları. (Orijinal çalışma 1920)
Kernberg, O. F. (1984). Severe personality disorders: Psychotherapeutic strategies. Yale University Press.
Winnicott, D. W. (1965). The maturational processes and the facilitating environment. Hogarth Press.

