Doktorsitesi.com

Horlama ve Uyku - Apne Sendromu

Prof. Dr. Hakan Kaynak
Prof. Dr. Hakan Kaynak
1 Ağustos 2012511 görüntülenme
Randevu Al
  • Horlama, üst solunum yolunun daralmasıyla oluşan bir sestir ve solunum durmalarıyla kesintiye uğradığında ciddi bir sağlık sorunu olan uyku apnesine işaret edebilir.
  • Uyku apnesi, gece boyunca kandaki oksijen seviyesini düşürerek yüksek tansiyon, kalp krizi ve felç gibi hayati risklere yol açan ciddi bir hastalıktır.
  • Hastalığın kesin teşhisi uyku laboratuvarındaki testlerle konulurken, en etkili tedavi yöntemi hava yolunun kapanmasını engelleyen CPAP cihazıdır.
Horlama ve Uyku - Apne Sendromu
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Horlama ve Uyku Apne Sendromu Nedir?

Horlama, nefes alma esnasında yutak çevresindeki yumuşak dokuların titreşmesiyle oluşan bir sestir. Genellikle dil arkasındaki üst solunum yolunun daralmasıyla ortaya çıkar ve bu daralma arttıkça horlamanın şiddeti de doğru orantılı olarak yükselir. Eğer horlama, solunum durmalarıyla kesintiye uğruyorsa bu durum Obstrüktif Uyku-Apne Sendromu (uykuda solunum durması) olarak adlandırılan ciddi bir sağlık sorununa işaret edebilir.

Uyku Apnesi ve Şiddetli Horlamanın Belirtileri

Aşağıdaki belirtilerden bir veya birkaçına sahipseniz, uykuda solunum bozukluğu yaşıyor olabilirsiniz:

  • Eşiniz tarafından yan odalardan duyulacak kadar şiddetli horlama,
  • Horlamanın soluk durmaları ile kesilmesi,
  • Geceleri göğüs, baş veya boyun bölgesinde terleme,
  • Sık sık tuvalet ihtiyacı ile uyanma,
  • Sabahları yorgun, uykusunu almamış ve ağız kuruluğu ile kalkma,
  • Gündüz sürekli uyku hali ve sosyal hayattan uzaklaşma,
  • Kilo vermede zorluk, yüksek tansiyon, unutkanlık ve sinirlilik hali.

Horlamanın Toplumdaki Yaygınlığı ve Cinsiyet Faktörü

Toplumda her 100 kişiden 42'si horlama şikayeti yaşamaktadır. Yaş ilerledikçe bu oran artış göstererek 60 yaşında erkeklerde %60’a, kadınlarda ise %40’a ulaşır. Erkeklerde yağlanmanın boyun ve karın bölgesinde yoğunlaşması, yutak çevresinde daha fazla daralmaya neden olarak horlama sıklığını artırır.

Kadınlarda ise kas yapısındaki farklılıklar koruyucu bir rol oynasa da menopoz dönemi sonrası hormonal değişimler bu durumu değiştirir. Menopozla birlikte kas yapısının erkeklerinkine benzemesi, kadınlarda da horlama sıklığının erkeklerle benzer seviyelere ulaşmasına yol açar. Kesintisiz ve düzenli horlama, uykuyu bölmediği sürece çevreye rahatsızlık verse de hastaya doğrudan zarar vermeyebilir.

Obstrüktif Uyku-Apne Sendromu ve Riskleri

En riskli horlama türü, sessizlik dönemleri ile kesilen şiddetli horlamalardır. Bu sessiz dönemler, apne (solunum durması) veya hipopne (solunum azalması) anlarını temsil eder. Gece boyunca yüzlerce kez tekrarlayabilen bu durum, kandaki oksijen düzeyinin %95'ten %50'ye kadar düşmesine neden olabilir.

Uykuda solunum durması, vücudun ancak kısa süreli uyanıklıklarla (5-10 saniye) nefes almayı sürdürmesiyle sonlanır. Hasta bu uyanıklıkları fark etmese de uyku sürekliliği bozulur ve dinlendirici derin uyku evrelerine ulaşılamaz. Bu durum uzun vadede yüksek tansiyon, kalp krizi, felç ve uykuda ani ölüm gibi hayati riskleri beraberinde getirir.

Uyku Laboratuvarı ve Teşhis Süreci

Uykuda solunum bozukluklarının kesin teşhisi, hastanın gece boyunca bir uyku laboratuvarında izlenmesiyle konulur. Vücudun çeşitli noktalarına yerleştirilen hassas sensörler aracılığıyla solunum durmalarının sayısı, süresi ve oksijen seviyeleri kaydedilir. Bu veriler ışığında hastalığın şiddeti objektif olarak belirlenir.

Hastalık SeviyesiSaatteki Solunum Düzensizliği Sayısı
Hafif Düzey5 - 15 Kez
Orta Düzey15 - 30 Kez
İleri Düzey30 ve Üzeri

Uyku Apnesinin Komplikasyonları

Uyku apnesinin sonuçları iki ana grupta incelenmektedir:

  1. Gündüz Uykululuğa Bağlı Sorunlar: Verimlilik azalması, iş kazaları ve sosyal ilişkilerin bozulması görülür. Araştırmalar, trafik kazalarının yaklaşık üçte birinin horlama ve uyku bozukluğu olan kişilerce yapıldığını göstermektedir.
  2. Oksijen Eksikliğine Bağlı Sorunlar: Gece boyu tekrarlayan oksijen düşüşleri kalp büyümesine ve hipertansiyona yol açar. Ayrıca kalp ritminde düzensizlikler (bradi-taşi-aritmi) meydana gelerek hayati tehlike oluşturabilir.

Tedavi Yöntemleri ve CPAP Cihazı

Tedavi planı; hastalığın şiddeti, hastanın yaşı ve psikolojik durumu göz önüne alınarak kişiye özel hazırlanır. Günümüzde uykuda solunum bozukluklarının tedavisinde en etkili ve %100 sonuç veren yöntem CPAP (Continuous Positive Air Pressure) cihazıdır. Bu alet, burun yoluyla sürekli pozitif basınçlı hava vererek hava yolunun kapanmasını engeller.

Diğer tedavi seçenekleri belirli kriterlere uygun hastalarda denense de, uzun dönemde hastalığın tekrarlama riski ve komplikasyonları önleme başarısı bakımından CPAP kadar etkili değildir. Şiddetli horlama ve gündüz uykululuk şikayeti olan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurarak uyku tetkiki yaptırması önerilir.

Yazar Hakkında

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.