Fazla kilolar günümüz insanının en büyük sorunlarından biri haline gelmiştir. Fazla kilolardan kurtulmak bu kadar arzulanan bir şey olunca “zayıflatma” diye yeni bir sektör türemiştir. Gazetelerde, televizyonlarda ve internette onlarca hatta yüzlerce zayıflama yönteminin reklamını görmek mümkündür.

Biz her konuya olduğu gibi bu konuya da bilimsel bir perspektiften bakıyoruz. Bunu basamak basamak anlatmaya çalışalım. Önce şu sorunun sorulması lazım. İnsanlar neden kilo alırlar? İnsanlar başlıca iki ana nedenden kilo alırlar. Birincisi organik nedenlerdir. Tiroid bezi bozukluğu ya da birtakım hormonal bozukluklar kişinin kilo almasına neden olur. Bu durumda ancak bir tıp doktorunun müdahalesiyle var olun sorun ortadan kaldırılırsa kişi normal kilosuna dönebilir. Biz tıp doktoru olmadığımız için işin bizim çalışma alanımıza giren ikinci kısmını irdeleyeceğiz. Bunu anlamak ve kavramak çok daha basittir. Bunu tek cümleye indirgeyebiliriz. İnsan vücudunun girdileri çıktılarından fazlaysa insan kilo alır. Mesele aslında bu kadar basittir.

Peki mesele bu kadar basit de neden binlerce insan onlarca yöntem denediği halde tek gram bile veremez? İyi bir diyetisyen kendisine başvuran bir kişinin vücudunun girdilerini ve çıktılarını iyi ayarlarsa başarılı sonuçlar elde edebilir. Ancak kişinin psikodinamik yapısında bir problem varsa siz eline dünyanın en popüler ve en başarısı kanıtlanmış diyet programını da tutuştursanız kişi bunu uygulayamaz. Yeri gelmişken buna birkaç basit örnek verelim. Kişinin bilinçli hali karşınıza gelmiş sizden kilolarından kurtulmak için yardım beklerken bilinçdışı mekanizmaları herhangi bir nedenden kilolu kalmayı tercih ediyor olabilir. Kişi bunun farkında değildir. Ya da kişi kendisine kilo yapan bir besine yine bilinçdışında özel bir anlam yüklemiş olabilir. (Dondurmaya bilinçdışında özel bir anlam yüklemiş olan bir danışanımız her akşam yarım kilo dondurma yemeden yatamıyordu.) Bazı kişilerde ego kapasitesi yeterince gelişmediğinden dürtülerini kontrol edemez. Her yeme dürtüsü geldiğinde kendini buzdolabının önünde bulur. Çünkü o dürtüye dur diyecek ego gücü yoktur. Örnekler daha da çoğaltılabilir.

Psikoterapi tarihi, uzun süreli dinamik psikoterapilerde kilo ile ilgili tek kelime özel bir çalışma yapılmadığı halde danışanın terapi süreci içinde kendisi bile fark etmeden normal kilosuna döndüğü terapi hikayeleriyle doludur. Çünkü psikoterapide kişi içgörü kazanır, mekanizmaların farkına varır, egosu gelişir, dürtüleriyle başa çıkmayı öğrenir ve kendisine kilo yapan nedenleri kendisi ortadan kaldırır.

Hipnozla kilo kontrolü üç basamaklı bir çalışmadan oluşur. Birincisi kilo verme isteğinin bilinçdışına adeta kazınması, ikincisi yeme içme alışkanlıklarının çerçevelenmesi, üçüncüsü de hipnoz altında yaptırılacak egzersiz çalışmalarıdır. Kimi meslektaşlarımız sadece bu istek bilinçdışına yerleştirilip çok yiyerek kilo vereceği telkin edildiğinde bile kişinin kilo verdiğini bildirmektedirler. Bizim tanıklık ettiğimiz böyle somut bir olay yoktur.

Hipnozla kilo kontrolü asla mucizevi bir şey değildir. Ancak doğru kişi tarafından doğru bir şekilde uygulanırsa bilinen diğer yöntemlerden çok daha hızlı ve çok daha kolay şekilde kişiyi ideal kilosuna kavuşturur. Ancak diğer tüm yöntemlerde olduğu gibi verilen kiloların kalıcı olması kişinin haftada birkaç saatini bu işe ayırmasıyla mümkün olabilmektedir. Aksi halde verilen kiloların geri alınması riski vardır.


İstanbul Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!