Doktorsitesi.com

MUTLU AŞK YOK MU? AŞKIN NÖROBİYOLOJİSİ

Uzm. Psk. Şerivan Demir
Uzm. Psk. Şerivan Demir
16 Nisan 202472 görüntülenme
Randevu Al
MUTLU AŞK YOK MU? AŞKIN NÖROBİYOLOJİSİ
MUTLU AŞK YOK MU? AŞKIN NÖROBİYOLOJİSİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Aşkın Gerçekliği: Sinema Karelerinden Bilimsel Gerçeklere

Pek çoğumuz, binbir zorluktan sonra kavuşan çiftlerin konu edildiği pembe dizilere veya her zaman mutlu sonla biten Hollywood yapımı aşk filmlerine aşinayızdır. Ancak gerçek hayattaki süreçlerin bu kurgularla ne kadar örtüştüğü, üzerinde düşünülmesi gereken derin bir konudur. Bu yazıda, aşkın karmaşık yapısını bilimsel veriler ışığında inceleyerek nihai kararı size bırakacağız.

Aşk, tanımlanması oldukça zor ve karmaşık bir olgu olarak karşımıza çıkar. Bu karmaşıklığın temel nedeni; psikolojik, fizyolojik, kültürel ve duygusal pek çok dinamiğin eş zamanlı etkileşimini içermesidir. Sözlük anlamı itibarıyla aşk; bir kimseye ya da bir şeye karşı duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusu olarak ifade edilmektedir.

Rollo May’e Göre Aşkın Dört Temel Kavramı

Varoluşçu psikolojinin önemli isimlerinden Rollo May, aşkı dört temel kavram üzerine temellendirmiştir. May'e göre aşk, aşağıdaki dört unsurun birleşiminden meydana gelmektedir:

  • Eros: Üretme dürtüsü ve yaratıcılık.
  • Libido: Cinsellik ve bedensel arzu.
  • Filia: Dostluk sevgisi ve paylaşıma dayalı yakınlık.
  • Agape: Diğeri için adanmış, özverili sevgi.

Aşkın Merkezi: Kalp mi, Beyin mi?

Shakespeare’in "Bir Yaz Gecesi Rüyası" adlı eserinde Helena, “Aşkın gözü kördür” derken aslında aşık bir kişinin sevdiğini gözleriyle değil, beyniyle gördüğünü vurgulamak istemiş olabilir. Aşk denilince akla ilk gelen organ kalp olsa da bu durum tamamen fiziksel uyarılmalarla ilgilidir. Sevilen kişi görüldüğünde kalbin hızlı çarpması, aslında beyindeki nöronların bir sonucudur.

Kalp, bu süreçte beynin hizmetinde çalışan bir organ konumundadır. Aşk süreci sadece nöronların aktivasyonuyla değil; güven, inanç, sevgi, kişisel karizma, imaj, gülüş ve konuşma şekli gibi pek çok karmaşık fenomenin birleşmesiyle şekillenir. Duyumsal deneyimler, bu sürecin en önemli tamamlayıcı unsurlarıdır.

Beyinde Aşkın Nörobiyolojik Süreci

Bilimsel beyin görüntüleme çalışmaları (MR), aşk duygusunun beyindeki belirli bölgeleri aktive ettiğini kanıtlamıştır. Bu aktivasyon süreci, vücudun farklı noktalarını etkileyen hormonlar aracılığıyla yönetilir. Sürecin yönetiminde özellikle iki hormon kritik rol oynar:

HormonVücuttaki Etkisi
DopaminKişiye coşku, sevinç ve yüksek enerji hissi verir.
NoradrenalinKalp çarpıntısı, yüz kızarması ve göz bebeklerinin büyümesine neden olur.

Bu hormonal değişimler sonucunda terleme, nabız artışı ve iştah değişiklikleri gözlemlenir. Tüm bu fiziksel tepkilerin sorumluluğu, motor ve duyusal dürtüleri yönlendiren orta beyin bölgesindedir.

Bağlılık Hormonu: Oksitosin ve 3 Yıl Kuralı

İlişkinin başlangıcında zirve yapan coşku dolu duygular, süreç ilerledikçe yerini daha dingin bir yapıya bırakır. Bu aşamada oksitosin hormonu devreye girer. Oksitosin, ilişkilerde temel bağlılık duygusunu oluşturan hormondur. Eğer bu hormon yeterli düzeyde salgılanmazsa, yoğun arzu duyulan kişiye karşı hissedilen aşk duygusu zamanla sona erebilir.

Araştırmalar, aşk duygusundaki bu yoğun çekimin ortalama 3 yıl sürdüğünü saptamıştır. Mutlu sonla biten bir aşkın anahtarı, partnerlerin bu sürenin sonunda tutkuyu kalıcı bir bağlılığa dönüştürüp dönüştüremedikleri ile ilgilidir. Sonuç olarak, ilişkinin devamına dair nihai kararı beyin, hormonlar ve diğer faktörlerin etkileşimi belirler.

Aşkın Psikolojik Kodları: Kolektif Bilinçdışı

Bir ilişkideki çekimin sağlıklı ve uzun süreli olması önceden planlanabilir mi? Ne yazık ki bu sorunun cevabı olumsuzdur. Her birey, yaşamına ait psikolojik kodlarla dünyaya gelir. Bu kodlar; doğduğunuz ev, ebeveyn tutumları, eğitim ve geçmiş deneyimlerle şekillenir.

C.G. Jung, bu durumu kolektif bilinç dışı terimiyle açıklar. Atalarınızdan aktarılan miras ve yaşam boyu biriktirdiğiniz deneyimler, sizin "aşk kodunuzu" oluşturur. İhtiyaçlarınız ve beklentileriniz bu kodlar doğrultusunda açığa çıkar. Sizdeki eksik parçaların tamamlanacağı kişiye karşı duyduğunuz o yoğun çekim, aslında bu içsel yazılımın bir sonucudur.

Uzman Psikolog Şerivan DEMİR

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Şerivan Demir

Uzm. Psk. Şerivan Demir

Psikoloji bölümünden onur derecesi ile mezun oldum. Lisans eğitiminden sonra Üsküdar Üniversitesi Nörobilim (sinirbilim)alanında uzmanlığımı tamamladım. Yüksek lisans sürecini tamamladıktan sonra alanında uzman hocalarımdan Bilişsel ve Davranışçı terapi, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, çocuk ve ergen zeka testi (WISC-4), cinsel terapi, oyun terapisi ve EMDR eğitimlerini aldım. Eğitimler kapsamında uygulayıcı olma yolunda süpervizör süreçlerini tamamladım.
Mesleğin ilk zamanlarında Bakırköy adliyesi aile ve çocuk mahkemesinde, kolejlerde, kreşlerde ve farklı çalışma ortamlarında deneyim kazandıktan sonra danışan kabulüne başladım.
Bakırköy ve Başakşehir olmak üzere iki özel klinikte çocuk, ergen, yetişkin, çift ve Aile terapisti olarak çalışmaktayım.
Şu anda;
Çocuk terapi
Ergen terapi
Yetişkin terapi
Çift ve aile terapi
alanlarında Uzman Psikolog olarak hizmet vermekteyim.
Ayrıca düşünce ve birikimlerimi aktarmak için 2023 yılında haberler.com kadrosunda köşe yazarlığına başladım. Güncel ve eski tüm yazılarıma ulaşabilirsiniz.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.