Evlilik öncesi eğitim
- CİSED, aile yapısını sağlamlaştırmak ve toplumsal sorunları önlemek amacıyla evlilik öncesi eğitimin ve cinsel danışmanlığın yasal olarak zorunlu hale getirilmesini savunmaktadır.
- Sağlıksız aile ortamlarının bireyleri suça eğilimli hale getirdiği ve toplumsal travmaların temelinde bozuk aile yapısının yattığı vurgulanmaktadır.
- Evlilik ve ebeveynlik için biyolojik yeterliliğin ötesinde; iletişim, bilinçli cinsellik ve kişisel gelişimi kapsayan profesyonel bir eğitim ve sertifikasyon süreci önerilmektedir.

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Toplumun Çekirdeği Olan Aileyi Korumak İçin Eğitim Şart
Evlilik ve ebeveynlik, dünyanın en sorumluluk gerektiren görevleri arasında yer almasına rağmen, genellikle en az hazırlık yapılan alanlardır. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), 2000 yılından bu yana aile yapısını sağlamlaştırmak amacıyla evlilik öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesini savunmaktadır. Bu eğitimler sayesinde aile içi şiddet başta olmak üzere pek çok sosyal sorunun önüne geçilmesi hedeflenmektedir.
CİSED’in Kamuoyuna Deklarasyonu (2000)
CİSED, sağlıklı bir toplum yapısı için aşağıdaki maddelerin yasal olarak güvence altına alınması gerektiğini vurgulamaktadır:
- Anaokulundan başlayarak Cinsel Eğitim yasal olarak şart olmalıdır.
- Ergenlik Öncesi Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir.
- Evlilik Öncesi Cinsel Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri yasal çerçeveye oturtulmalıdır.
- Evlilik Öncesi Anne, Baba ve Eş Eğitimleri zorunlu tutulmalıdır.
- Üniversitelerde Seksoloji Anabilim Dalı adı altında ayrı bir bilim dalı oluşturulmalıdır.
- Cinsel sağlık bilimi için multidisipliner bir yaklaşım benimsenmelidir.
Bozuk Aile Yapısının Toplumsal Maliyeti
Türk toplumunda son dönemde yaşanan bozulmalar, genel toplum normlarını ciddi şekilde tehdit etmektedir. Sağlıksız bir aile ortamında büyüyen çocuklar, kendilerini güvende hissetmemekte ve problem çözmek yerine sorunları büyütmeyi öğrenmektedir. Bu durum, bireylerin iş hayatında başarısız olmasına ve suça eğilimli hale gelmesine neden olabilmektedir.
Bütün travmaların temelinde bozuk aile yapısı yatmaktadır. Devletin yıllar önce yaptığı tespitler, terörizm gibi büyük sorunların arkasında bile parçalanmış veya sorunlu aile yapılarının olduğunu göstermektedir. Bu nedenle aile yapısını korumak, bir devlet politikası haline gelmelidir.
Profesyonel Eğitim ve Sertifikasyon Süreci
Dünyadaki her meslek için diploma ve eğitim gerekirken, ebeveynlik ve evlilik için herhangi bir ön koşul aranmaması büyük bir çelişkidir. Sadece biyolojik yeterlilik, karı-koca veya anne-baba olmak için yeterli değildir. Çiftlerin cinselliğin sorumluluğunu taşıyabilecek doğru bilgilere sahip olması elzemdir.
Türkiye'de bu eğitimi verebilecek güçlü bir kadro halihazırda mevcuttur:
| Uzmanlık Alanları | Görev Tanımı |
|---|---|
| Aile Hekimleri | Fiziksel sağlık ve genel bilgilendirme |
| Psikologlar & PDR | Ruhsal hazırlık ve iletişim becerileri |
| Sosyal Hizmet Uzmanları | Sosyal uyum ve aile refahı |
| Hemşireler | Temel sağlık ve bakım eğitimleri |
Bu uzmanlara verilecek 1-2 aylık hızlandırılmış eğitimlerle, kurulacak Aile Danışma Merkezleri üzerinden profesyonel sertifikasyon süreci başlatılabilir.
Eğitim İçeriğinde Neler Yer Almalı?
Evlilik öncesi verilecek eğitimler sadece teorik bilgilerle sınırlı kalmamalı, hayatın pratiğine dokunmalıdır. Bu eğitimlerin temel odak noktaları şunlardır:
- İletişim Becerileri: Sorunları yok saymak yerine çözebilme yetisi kazandırılmalıdır.
- Kişisel Değişim: Başkalarını değiştirmeye çalışmak yerine, bireyin kendi gelişimine odaklanması sağlanmalıdır.
- Bilinçli Cinsellik: Cinsellikteki temel kurallar, doğru bilinen yanlışlar ve etik değerler öğretilmelidir.
- Ebeveynlik Rolü: Çocuklara baskı ile değil, sevgiyle yaklaşmanın ve ahlaki değerleri aktarmanın yolları gösterilmelidir.
- Risk Tespiti: Alkol, uyuşturucu bağımlılığı veya ciddi ruhsal sorunları olan bireyler önceden tespit edilerek tedaviye yönlendirilmelidir.
Sonuç olarak, bu eğitimlerin yasal bir zorunluluk haline getirilmesi; kadına yönelik şiddet, cinsel istismar ve çocuk mağduriyetleri gibi toplumsal yaraların iyileştirilmesinde en kritik adımdır. Türkiye’nin temelinden tuğla çalınmasını engellemek için aile yapısı eğitimle korunmalıdır.




