Doktorsitesi.com

Düşünce Hataları

Klinik Psikolog Miray Özcan
Klinik Psikolog Miray Özcan
4 Temmuz 2022152 görüntülenme
Randevu Al
Gün içinde o kadar fazla düşünüyoruz ki bazen bunların farkında olamıyoruz bile. Peki, düşüncelerimiz her zaman hatasız mıdır? Her sağlıklı insan gibi bazen olayları gerçekte olduğundan farklı algılayabiliriz.
Düşünce Hataları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Düşünce Hataları Nedir ve Psikolojik Sağlığımızı Nasıl Etkiler?

Gün içerisinde zihnimizden sayısız düşünce geçer ve çoğu zaman bu sürecin farkında bile olmayız. Ancak her sağlıklı bireyde olduğu gibi, bazen olayları gerçekte olduğundan farklı algılayabiliriz. Özellikle stresli ve sıkıntılı anlarda aniden beliren, ilk bakışta mantıklı görünen fakat beraberinde olumsuz duyguları ve bedensel tepkileri getiren varsayımlar, hayat kalitemizi doğrudan etkiler.

Bu düşünce hataları sağlıklı insanlarda da görülse de, asıl sorun bu hataların sayısının, sıklığının ve şiddetinin artmasıyla başlar. Bireyin aile, iş, okul ve arkadaşlık gibi temel yaşam alanlarında işlevselliğinin bozulması, bu bilişsel çarpıtmaların bir sonucudur. Deneyimler sonucu sabitleşen inanışlarımız ve şemalarımız bu hataların temelini oluştururken, düşünce hataları da psikolojik bozuklukların çekirdeğini meydana getirir.

En Sık Karşılaşılan Bilişsel Çarpıtmalar ve Tanımları

Bilişsel süreçlerimizi anlamak ve daha özgür bir zihne sahip olmak için en yaygın görülen düşünce hatalarını ve bunların günlük hayattaki yansımalarını incelemek kritik bir öneme sahiptir.

1. Aşırı Genelleme

Aşırı genelleme, kişinin bir veya birkaç sınırlı olaya dayanarak tüm durumları kapsayan genel sonuçlar çıkarmasıdır. Dr. David Burns’e göre bu durum, tek bir olumsuzluğu hiç bitmeyecek bir başarısızlık gibi görmektir. Yaşanılan tek bir olay, o duruma dair katı bir kural haline getirilir.

  • Örnek: Sevgilisinden ayrılan birinin "Benimle hiç kimse ilgilenmeyecek ve sevilmeyeceğim" diye düşünmesi.
  • Örnek: Bir konuda haksız bulunan birinin "Kimse beni desteklemiyor" sonucuna varması.

2. Ya Hep Ya Hiç (Kutuplaştırma)

Bu hata, durumları ve kişileri sadece en iyi ya da en kötü uçlarda değerlendirip ara seçenekleri yok saymaktır. Siyah-beyaz düşünme olarak da bilinen bu eğilim, mülkemmeliyetçi kişilik özelliklerine sahip bireylerde daha sık görülür. Hayatın büyük bir kısmının geçtiği gri alanlar ve ara basamaklar bu bakış açısında gözden kaçırılır.

3. Hatalı Falcılık (Geleceği Okuma)

Gelecekteki olayların kötü sonuçlanacağına dair tahminler yapıp, bu tahminleri gerçekleşmiş olgular gibi kabul etme durumudur. Bu durum kişiyi umutsuzluğa ve çaresizliğe sürükleyerek, kontrol edebileceği alanlarda bile pasif kalmasına neden olur.

Düşünce HatasıTipik Örnek Cümle
Hatalı Falcılık"İşler asla düzelmeyecek."
Hatalı Falcılık"Onunla konuşmam bir işe yaramayacak."

4. Olumsuzlukları Büyütmek (Olumsuz Süzgeç)

Bu bilişsel çarpıtmada kişi, sadece olumsuz ayrıntılara odaklanarak gerçeğin bütününü olumsuzlaştırır. Herhangi bir aksilik yaşandığında geçmişteki tüm olumsuzluklar hatırlanır ve durumun sadece bunlardan ibaret olduğu varsayılır.

5. Olumluyu Geçersiz Kılma

Hayattaki olumlu olayları yok sayma veya bunları geçersiz kılma eğilimidir. Kişi, elde ettiği başarıları şansa veya dış etkenlere bağlayarak kendi yetkinliğini reddeder.

  • Örnek: "Sınav iyiydi çünkü hoca kolay sormuş, şansım yardım etmese yapamazdım."

6. "Me'li / Ma'lı" Şeklinde Düşünmek

Kendimiz, hayatımız ve çevremiz için belirlediğimiz katı kuralları gerçek olgular gibi değerlendirmektir. Bu sabit fikirler gerçekleşmediğinde derin bir moral bozukluğu yaşanır.

  • "Her zaman güçlü ve mutlu olmalıyım."
  • "İyi bir arkadaş, ben söylemeden ne istediğimi anlamalıdır."

7. Etiketleme

Kişilerin veya durumların asla değişmeyeceği varsayımıyla, onlara genelleyici ve olumsuz atıflarda bulunmaktır. Davranışın nedenini araştırmak yerine, duruma bir etiket yapıştırıp sorgulamaksızın rafa kaldırmayı ifade eder.

  • Örnek: "Ben hep kaybederim" veya "O çok agresif biri."

8. Kişiselleştirme

Kişinin doğrudan sorumlu olmadığı durumlarda bile suçu tamamen kendi üzerine almasıdır. Olayın tek sorumlusu kendisiymiş gibi bir algı geliştirir.

  • Örnek: Çocuğu düşük not alan bir annenin "Ben kötü bir anneyim" demesi.
  • Örnek: "Ne zaman şemsiye almasam yağmur yağar" düşüncesi.

9. Felaketleştirme

Karşılaşılan sorunların çözülememesi durumunda dünyanın sonu geleceği hissine kapılmaktır. Yaşanılan aksilikler, gelecekteki büyük felaketlerin habercisi olarak algılanır.

  • Örnek: "Bu hata okul hayatımın sonu olacak, asla düzeltemem."

10. Duygusal Mantık Yürütme

Somut kanıtları yok sayarak, sadece öyle hissedildiği için bir durumun olumsuz olduğuna karar vermektir. Gerçeklik, nesnel koşullarla değil, o anki duygularla değerlendirilir.

  • Örnek: "İşler iyi gidiyor ama başarısız biri olduğumu hissediyorum, o halde başarısızım."

11. Zihin Okuma

Elde kanıt olmaksızın, başkalarının ne düşündüğünü bildiğini varsaymaktır. Bu varsayımlar genellikle olumsuz sonuçlar doğurur ve doğruluğu araştırılmaz.

  • Örnek: "Aramadı, çünkü benim önemli olmadığımı düşünüyor."
  • Örnek: "Gelmediğine göre beni beğenmedi."

Sonuç olarak; genellemelerden, katı kurallardan ve felaket senaryolarından uzaklaşmak, bireyin daha özgür ve sağlıklı bir ruha sahip olmasını sağlar. Gerçeklerle, aşırı genelleme yapmadan yüzleşmek, geçici hayal kırıklıkları yaratsa da ciddi psikolojik rahatsızlıkların önüne geçer.

Etiketler

Aşırı genelleme (overgeneralization)KutuplaştırmaOlumsuz süzgeçEtiketlemek

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Miray Özcan

Klinik Psikolog Miray Özcan

2018 yılında Özyeğin Üniversitesi Psikoloji bölümünden yüksek onur derecesi ile mezun oldum. Lisans eğitimim sırasında Denizli Devlet Hastanesinin çocuk poliklinikleri ve AMATEM bölümünde, Servergazi Devlet Hastanesinin polikliniği ve Toplum Ruh Sağlığı Merkezinde (TRSM) staj yaptım. Stajların yanı sıra Özyeğin Üniversitesindeki lisans eğitimim sırasında yürüttüğümüz proje kapsamında dezavantajlı lise öğrencilerini üniversite sınavına hazırladığımız projemiz kapsamında dil anlatım ve edebiyat dersleri verdim. Aynı zamanda okulumuzun psikoloji kulübüyle aktif olarak çalışıp psikoloji günleri düzenledim. Her biri alanında çok değerli hocalarımız ile buluştuğumuz çeşitli seminer ve atölyelerin düzenlendiği bu etkinlikler teorik bilgilerle donandığımız lisans günlerimizde pratik bilgiler edinmemize yardımcı oldu. Yine Özyeğin Üniversitesinde lisans okurken okulumuzun vakfı tarafından gerçekleştirilen sosyal sorumluluk projesi ile Van, Tatvan, Bitlis bölgelerindeki ilkokul ve ortaokul öğrencilerine dokunduğumuz bir proje gerçekleştirdik. Lisans eğitimimi tamamlarken kapsamlı teorik bilginin yanında bizi her açıdan geliştiren bu deneyimleri yaşamak sadece meslek hayatım için değil aynı zamanda kişisel gelişimim açısından da bana birçok şey kattı. Tabii ki insanla birebir temasın var olduğu böylesine zor, bir o kadar da keyifli olan bu mesleğin sadece teorik bilgilerle yürümeyeceğinin farkındaydım. Psikoloji bilimi sürekli gelişen ve değişen dinamikleriyle hayat boyu okuma, yazma ve en önemlisi merak duygusu ile araştırmanın devam ettiği bir meslek dalıdır. Bu sebeple, hayatlarına dokunacağım danışanlarım karşındaki sorumluluk hissim ve sürekli üzerine bir şeyler koyarak kendimi geliştirme arzum Acıbadem Üniversitesinde yüksek lisans sürecimi başlattı. 2021 yılında mezun olduğum yüksek lisans eğitimim sırasında oldukça farklı deneyimleri tecrübe etme fırsatı yakaladım. Bunlardan kısaca bahsetmek gerekirse, alanlarında oldukça yetkin olan hocalarımızdan aldığımız dersler ve onların pratik deneyimleri, yürüttüğümüz projeler, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinde kadın/erkek yataklı servisleri ve TRSM klinik stajım, Acıbadem Üniversitesi bünyesinde yürüttüğümüz yüz yüze danışan seanslarımız ve ekollerimiz yönelimde bu seansları süpervizörümüz ile değerlendirdiğimiz ve pratiğimizi geliştirdiğimiz dolu dolu bir programla yüksek lisans eğitimini tamamladık. Bu süreçte seanslarımda ağırlıklı olarak uyguladığım ‘Bilişsel Davranışçı Terapi’ yönelimli psikoterapi eğitimini, The International Society of Schema Therapy (ISST) onaylı Şema Terapi temel eğimini ve EMDR terapisi eğitimini tamamladım. Son olarak, sağlıklı beslenme takıntısı olarak tanımlanan ‘Ortoreksiya Nervoza’ eğiliminin etiyolojisini araştırmak üzere yazdığım tezimle birlikte keyif alarak okuduğum Acıbadem Üniversitesi’ndeki Klinik Psikoloji yüksek lisans deneyimim sonlanmış oldu. Tezimi yazarken de araştırmaktan çok keyif aldığım yeme bozukluklarına dair merakım bu alanda kendimi geliştirme isteğimi daha da arttırdı. Bu sebeple, bireylerin yeme tutumları ve bozukluklarına spesifik müdahaleler yapabilmek adına Psikodiyet Akademiden eğitim aldım. Bunun haricinde kaygı bozuklukları, depresyon, panik bozuklukları, özgüven problemleri, sosyal fobi, sınav stresi, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu, ilişki problemleri ve iş hayatında yaşanan problemler gibi birçok psikopatolojiyle de çalışmaktayım.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.