Doktorsitesi.com

DİYETİSYENLER TÜRKİYE’YE MİLYONLAR KAZANDIRABİLİR

Dyt. Süheyla Subaşı Uçar
Dyt. Süheyla Subaşı Uçar
22 Şubat 2023157 görüntülenme
Randevu Al
  • Diyetisyen Süheyla Subaşı Uçar, doğru beslenme alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasının Türkiye ekonomisine yaklaşık 10 adet Boğaziçi Köprüsü maliyetinde tasarruf sağlayabileceğini belirtmektedir.
  • Türkiye, Avrupa'da obezite oranında ilk sırada yer alırken, yetişkin nüfusun üçte birinde kalp krizi ve inme riskini artıran metabolik sendrom görülmektedir.
  • Kronik hastalıkların tedavi ve ilaç maliyetleri ülke ekonomisine büyük yük getirdiğinden, diyetisyenler eşliğinde yürütülen koruyucu sağlık hizmetleri toplumsal refah için kritik önem taşımaktadır.
DİYETİSYENLER TÜRKİYE’YE MİLYONLAR KAZANDIRABİLİR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sağlıklı Beslenme ve Diyetisyenlerin Ülke Ekonomisine Katkısı

Diyetisyen Süheyla Subaşı Uçar, toplumda doğru beslenme ve hareketli yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasının Türkiye ekonomisine devasa bir katkı sağlayacağını belirtti. Uçar, diyetisyenlerin rehberliğinde kazanılacak sağlıklı yaşam disiplini sayesinde Türkiye’ye yaklaşık 10 adet Boğaziçi Köprüsü maliyetinde tasarruf sağlanabileceğini vurguladı. Bu süreçte diyet kavramına olan yanlış bakış açısının değiştirilmesi, toplumsal sağlığın ve ekonominin korunması adına kritik bir önem taşımaktadır.

Diyet ve Perhiz Arasındaki Temel Farklar

Toplumda diyet kelimesinin genellikle "perhiz" veya "denetçi" kavramlarıyla karıştırıldığını ifade eden Süheyla Subaşı Uçar, aç kalarak ya da ekmeği keserek yapılan uygulamaların gerçek bir diyet olmadığını belirtti. Diyet kelimesinin anlamı aslında "yemek yemek" demektir ve bu süreç anne karnında başlayıp yaşamın sonuna kadar devam eder.

Kalıcı bir başarı için diyetin geçici bir heves değil, bireyin yaşam tarzına uygun, mutlu bir şekilde sürdürebileceği sağlıklı beslenme alışkanlıkları bütünü olması gerekir. Kısa süreli kısıtlamalar yerine, ömür boyu sürecek bir yaşam biçimi benimsenmelidir.

Türkiye’de Obezite ve Metabolik Sendrom Tehlikesi

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre Türkiye, Avrupa’da obezite konusunda 1. sırada yer almaktadır. Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırması (TBSA) 2019 verileri ise tablonun ciddiyetini ortaya koymaktadır. Türkiye’de 20 yaş üstü nüfusun 1/3’ünde metabolik sendrom görülmektedir.

Metabolic Sendrom, aşağıdaki risk faktörlerinin birleşmesiyle oluşan ciddi bir klinik tablodur:

  • Şeker hastalığı (diyabet)
  • Göbek çevresinde aşırı yağlanma
  • Kan yağı düzeylerinde bozukluk
  • Yüksek kan basıncı (tansiyon)

Bu sendroma sahip bireylerde kalp krizi veya inme riski 3 kat, ölüm riski ise 2 kat artış göstermektedir.

Metabolik Sendrom Tanı Kriterleri

Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF) tanımlamasına göre, karın bölgesinde yağlanma (bel çevresi kadınlarda >90 cm, erkeklerde >100 cm) ile birlikte aşağıdaki kriterlerden en az ikisinin bulunması tanı için yeterlidir:

KriterDeğer Aralığı
Açlık Kan Şekeri≥100 mg/dl veya Tip 2 Diyabet
Kan Basıncı≥130/85 mmHg veya ilaç kullanımı
HDL KolesterolErkek <40 mg/dl, Kadın <50 mg/dl
Trigliserid≥150 mg/dl

Kronik Hastalıkların Ülke Ekonomisine Maliyeti

Metabolik sendromu olan her birey; geleceğin potansiyel şeker, kalp ve tansiyon hastası adayıdır. Türkiye’de yaklaşık 19 milyon 824 bin 867 kişide görülen bu tablonun tedavi edilmemesi, ülke kaynaklarının verimsiz kullanılmasına neden olmaktadır.

Hastaların yıllık ortalama ilaç maliyetleri şu şekildedir:

  • Diyabet Hastası: 20.000 TL
  • Tansiyon Hastası: 1.000 TL
  • Kolesterol Hastası: 1.500 TL

Bu maliyetlerin toplamı, Türkiye’nin Gayri Safi Yurt İçi Hasıladsı'nın (GSYH) üzerinde bir yük oluşturma potansiyeline sahiptir. İş gücü kaybı ve yaşam kalitesindeki düşüş ise bu maliyetin hesaplanamayan diğer boyutlarını oluşturmaktadır.

Koruyucu Sağlık Sisteminde Diyetisyenlerin Rolü

Vatandaşları hasta olmadan korumak ve bilinçlendirmek, sağlık sisteminin en temel görevidir. Beslenme ve Diyetetik mezunu diyetisyenler, verdikleri eğitimlerle sadece ekonomik tasarruf sağlamakla kalmaz, aynı zamanda sağlıklı nesillerin oluşmasına katkıda bulunur.

Sağlıklı beslenme; bireylerin uyku kalitesinden öz güvenine, enerji seviyesinden yaşlılık dönemindeki kişisel bakım yetisine kadar her alanı doğrudan etkiler. Diyetisyenlik mesleğinin desteklenmesi; diyabet, kalp, böbrek ve kolesterol gibi beslenme kaynaklı hastalıkların önlenmesinde ve toplumsal refahın artırılmasında kilit rol oynamaktadır.

Etiketler

İlaçlarDiyabet artışıTansiyon hastasıKronik hastalıklarMİLLİ SERMAYE

Yazar Hakkında

Dyt. Süheyla Subaşı Uçar

Dyt. Süheyla Subaşı Uçar

Diyetisyen Süheyla Subaşı Uçar 1991 yılında Sivas merkezde dünyaya geldi. 2015 yılında Gazi Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden stajlarını başarıyla tamamlayarak iyi bir derece ile mezun oldu. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.