Doktorsitesi.com

Diyabetik Retinopati Hakkında

Prof. Dr. Nilüfer Berker
Prof. Dr. Nilüfer Berker
9 Ekim 2019182 görüntülenme
Randevu Al
Diyabetik Retinopati Hakkında
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Diyabetik Retinopati Nedir?

Diyabetik retinopati, şeker hastalığına (diyabet) bağlı olarak gelişen ve gözleri doğrudan etkileyen ciddi bir komplikasyondur. Bu durum, gözün arka kısmında yer alan ve ışığa duyarlı olan retina tabakasındaki kan damarlarının hasar görmesi sonucunda ortaya çıkar. Başlangıç aşamasında herhangi bir belirti vermeyebilir veya hafif görme sorunlarına yol açabilir; ancak tedavi edilmediği takdirde körlüğe neden olabilen bir hastalıktır.

Bu göz rahatsızlığı, hem Tip 1 hem de Tip 2 diyabet hastalarında gelişme riski taşır. Şeker hastalığına sahip olduğunuz süre uzadıkça ve kan şekeri kontrolünüz zayıfladıkça, bu komplikasyonla karşılaşma olasılığınız o oranda artış gösterir.

Diyabetik Retinopati Belirtileri Nelerdir?

Hastalığın erken evrelerinde genellikle belirgin bir semptom görülmez. Ancak durum ilerledikçe, hastalar aşağıdaki belirtileri deneyimlemeye başlayabilir:

  • Görüş alanında uçuşan lekeler veya koyu çizgiler (yüzdürücüler)
  • Bulanık görme ve dalgalı görüş
  • Renkleri algılamada bozulmalar
  • Görüş alanında karanlık veya boş bölgelerin oluşması
  • Kısmi veya tam görme kaybı

Diyabetik retinopati tipik olarak her iki gözü de aynı anda etkileyen bir süreçtir. Görüşünüzde ani bir değişiklik, puslanma veya lekelenme fark ettiğinizde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmanız hayati önem taşır.

Hastalığın Nedenleri ve Gelişim Süreci

Kandaki şeker oranının uzun süre yüksek seyretmesi, retinayı besleyen küçük kan damarlarının tıkanmasına yol açar. Göz, kesilen kan akışını telafi etmek için yeni kan damarları üretmeye çalışır. Ancak bu yeni damarlar sağlıklı gelişemez ve sızıntı yapmaya oldukça meyillidir.

Diyabetik Retinopati Türleri

Hastalık temel olarak iki ana evrede incelenir:

  1. Erken Diyabetik Retinopati (NPDR): Proliferatif olmayan bu evrede yeni damar oluşumu yoktur. Damar duvarları zayıflayarak mikroanevrizma adı verilen küçük şişkinlikler oluşturur ve retinaya sıvı/kan sızdırabilir. Retinadaki sinir lifleri şişebilir ve merkezin (makula) etkilenmesiyle maküler ödem gelişebilir.
  2. İleri Diyabetik Retinopati (PDR): Bu şiddetli evrede, hasarlı damarlar tamamen kapanır ve retinada anormal yeni damarlar büyür. Bu damarlar gözün merkezindeki jölemsi maddeye (vitreus) sızabilir. Zamanla oluşan skar dokusu retina dekolmanına veya göz içi basıncın artmasıyla glokoma yol açabilir.

Risk Faktörleri

Diyabet hastası olan herkes bu riski taşır ancak bazı faktörler süreci hızlandırabilir:

Risk FaktörüAçıklama
Diyabet SüresiHastalık süresi uzadıkça risk artar.
Kan Şekeri KontrolüKontrolsüz şeker seviyeleri ana nedendir.
Ek HastalıklarYüksek tansiyon ve yüksek kolesterol riski tetikler.
Özel DurumlarGebelik ve tütün kullanımı süreci kötüleştirir.
Etnik KökenAfrikalı-Amerikalı, İspanyol veya Yerli Amerikalı olmak riski artırabilir.

Olası Komplikasyonlar

Anormal kan damarlarının büyümesi, geri dönüşü zor olan ciddi görme problemlerine zemin hazırlar:

  • Vitreus Kanaması: Yeni damarların göz içine kan sızdırmasıdır. Az miktarda kan uçuşan noktalara, yoğun kanama ise görüşün tamamen kapanmasına neden olur.
  • Retina Dekolmanı: Yara dokusunun retinayı gözün arkasından ayırmasıdır; ışık çakmaları ve ciddi görme kaybı ile karakterizedir.
  • Glokom: Yeni damarların sıvı akışını engelleyerek göz içi basıncını artırması ve optik sinire zarar vermesidir.
  • Körlük: Tedavi edilmeyen vakalarda süreç tam görme kaybı ile sonuçlanabilir.

Korunma ve Önlem Alma Stratejileri

Diyabetik retinopatiyi her zaman tamamen önlemek mümkün olmasa da, riskleri minimize etmek sizin elinizdedir. Düzenli göz muayenesi, kan şekeri yönetimi ve erken müdahale en güçlü silahlarınızdır.

  • Diyabet Yönetimi: Sağlıklı beslenme ve haftalık en az 150 dakika aerobik aktiviteyi rutininize ekleyin.
  • Takip: Kan şekerinizi düzenli ölçün ve Hemoglobin A1C testinizi (hedef genellikle %7 altıdır) takip edin.
  • Kontrol: Tansiyon ve kolesterolünüzü sağlıklı seviyelerde tutun.
  • Alışkanlıklar: Sigara ve tütün kullanımını tamamen bırakın.
  • Göz Muayenesi: Görüşünüz iyi olsa bile yılda en az bir kez genişletilmiş göz muayenesi yaptırın. Hamilelik döneminde bu kontrolleri sıklaştırın.

Tedavi Yöntemleri

Tedavi yaklaşımı, hastalığın evresine ve şiddetine göre değişir. Temel amaç, görme kaybının ilerlemesini durdurmaktır.

Erken Evre Tedavisi

Hafif veya orta dereceli NPDR vakalarında hemen cerrahi müdahale gerekmeyebilir. Bu aşamada endokrinolog ile iş birliği yaparak kan şekeri kontrolünü optimize etmek, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için en etkili yoldur.

İleri Evre Tedavisi

PDR veya maküler ödem varlığında acil cerrahi seçenekler değerlendirilir:

  • Fotokoagülasyon (Fokal Lazer): Sızıntıları durdurmak için damarlar lazerle yakılır.
  • Panretinal Fotokoagülasyon: Anormal damarları daraltmak için retinanın geniş alanlarına lazer uygulanır. Gece görüşünde hafif azalmaya neden olabilir.
  • Vitrektomi: Gözün ortasındaki kanın ve yara dokusunun küçük bir kesiyle temizlenmesi işlemidir.
  • İlaç Enjeksiyonları: Anti-VEGF (Vasküler endotel büyüme faktörü inhibitörleri) ilaçlar, yeni damar oluşumunu tetikleyen sinyalleri bloke etmek için göze enjekte edilir.

Unutulmamalıdır ki cerrahi müdahale bir kesin çözüm değil, süreci yavaşlatan bir yöntemdir. Diyabet ömür boyu sürdüğü için tedavi sonrası düzenli kontroller hayati önemini korumaya devam eder.

Etiketler

RetinopatiDiyabetik retinopatiileri diyabetik retinopati

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Nilüfer Berker

Prof. Dr. Nilüfer Berker

Prof. Dr. Nilüfer Berker, 1973 yılında  Ankara'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerinin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinde eğitimini başarıyla tamamlayarak  Tıp Doktoru Unvanı almıştır. İhtisasını ise, Ankara Ulucanlar Göz Eğitim Ve Araştırma Hastanesinde tamamlayarak Uzman Doktor Unvanı almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.