Doktorsitesi.com

Depresyon ve obezite ilişkisi

Klinik Psikolog M. Berk Karaoğlu
Klinik Psikolog M. Berk Karaoğlu
14 Temmuz 2015414 görüntülenme
Randevu Al
Depresyon ve obezite ilişkisi
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Depresyon Nedir? Belirtileri ve Toplumsal Görülme Sıklığı

Depresyon; çökkünlük, mutsuzluk, istek azlığı ve hayattan zevk alamama gibi belirtilerle kendini gösteren ciddi bir duygu durum bozukluğudur. Amerikan Ulusal Akıl Sağlığı Enstitüsü’nün verilerine göre toplumda görülme sıklığı %5,8 civarındadır. Türkiye'de ise yaklaşık 5 milyon insanın duygu durum bozukluğu yaşadığı tahmin edilmektedir.

İstatistiksel veriler, cinsiyetler arasında bu rahatsızlığın farklı oranlarda seyrettiğini göstermektedir. Her 4 kadından birinin ve her 10 erkekten birinin hayatının belirli bir döneminde depresif süreçlerden geçtiği bilinmektedir. Bu durum, hastalığın toplumsal sağlığı ne denli geniş bir ölçekte etkilediğini kanıtlar niteliktedir.

Depresyona Yatkınlık ve Kişilik Özellikleri

Depresyon; yaş, meslek, kültür veya cinsiyet ayrımı gözetmeksizin her bireyde görülebilir. Ancak bazı kişilik yapıları bu duruma daha müsaittir. Özellikle savunma mekanizmalarını içe yönelik geliştiren ve öfkeyi dışa vurmak yerine kendine yansıtan bireylerde risk daha yüksektir.

Depresyona yatkın bireylerde sıklıkla görülen duygu ve düşünceler şunlardır:

  • Kendini suçlama ve değersizlik hissi
  • Aidiyet hissedememe
  • Sorumluluk altına girmekte zorlanma
  • İçselleştirilmiş öfke

Aynı yaşam koşullarına maruz kalan iki kişiden birinin depresyona girmesi, diğerinin ise zihinsel sağlığını koruyabilmesi, bu kişilik dinamikleri ve savunma mekanizmaları arasındaki farktan kaynaklanmaktadır.

Öğrenilmiş Çaresizlik ve Modern Yaşamın Etkileri

Günümüzün yoğun ve rekabetçi yaşam sistemi, bireyleri sürekli bir koşturma ve çaba içerisine itmektedir. Büyük emekler verilmesine rağmen karşılığının alınamadığı hissi, bir süre sonra bireylerde "Öğrenilmiş Çaresizlik" olgusuna yol açmaktadır. Bu olgu, depresyonun temel nedenlerinden biri olarak kabul edilir.

Öğrenilmiş çaresizlik, bir iş için çabaladıktan sonra üst üste olumsuz geri bildirimler alan bireyin, gelecekteki sonuçlar olumlu olabilecek olsa dahi denemekten vazgeçmesidir. Örneğin; mülakatlardan defalarca ret alan birinin, yeni iş başvurusu yapmaktan kaçınması bu duruma somut bir örnektir. Özetle, geçmişteki olumsuz yaşantıların geleceğe yansıtılması depresyonu tetikleyen en büyük unsurdur.

Depresyonun Tıbbi ve Psikolojik Nedenleri

Depresyon her zaman sadece psikolojik kaynaklı olmayabilir; birçok tıbbi hastalık da bu tabloya neden olabilir. Ayırıcı tanı için uzman bir hekim tarafından aşağıdaki durumların incelenmesi kritiktir:

Tıbbi NedenlerNörolojik ve Diğer Etkenler
HipotiroidiParkinson ve Alzheimer
B12 Vitamini EksikliğiMS (Multiple Skleroz)
Kalp Hastalıklarıİlaç Yan Etkileri ve Madde Kullanımı

Psikolojik açıdan ise en sık rastlanan nedenler kayıplar ve travmalardır. Sigmund Freud’a göre depresyon, "değer verilen bir nesnenin kaybıdır". Tedavi sürecinde temel amaç, bireyin kaybettiği nesnenin yerine profesyonel destekle yeni ve sağlıklı bir nesne koyabilmesini sağlamaktır.

Mevsim Geçişleri ve Mevsimsel Depresyon

Sonbahar ve ilkbahar gibi geçiş dönemleri, yaşam stilinde ve alışkanlıklarda zorunlu değişimleri beraberinde getirir. Her mevsim geçişi, aslında alışılmış bir durumun kaybı anlamına gelir. Günlerin kısalması, hava sıcaklığındaki dengesizlikler ve giyim kuşamdaki değişimler bireyin duygu durumunu doğrudan etkiler.

Bahar Aylarında Ruh Sağlığını Korumak İçin Öneriler

Bahar aylarında depresif hissetmemek için şu adımlar atılabilir:

  1. Hazırlık Yapın: Önünüzdeki dominant mevsime (yaz veya kış) zihinsel ve fiziksel olarak hazırlanın.
  2. Orta Vadeli Planlar: Mevsime uygun, heyecan verici sosyal planlar (sinema, tiyatro vb.) yapın.
  3. Beslenmeye Dikkat Edin: Mevsimsel geçişlerde beslenme düzenini korumak ruh sağlığı için kritiktir.

Depresyon ve Obezite Arasındaki Kısır Döngü

Yeme alışkanlıkları ile psikolojik yapı arasında doğrudan bir bağ vardır. Obezite sorunu yaşayan bireylerde sıklıkla "ne yaparsam yapayım kilo veremeyeceğim" şeklinde bir öğrenilmiş çaresizlik görülür. Sosyal veya iş hayatında problem yaşayan kişiler, öfkelerini yemek yiyerek (oral haz) dindirmeye çalışabilirler.

Bu durum; kilo alımı, beden imgesine yönelik saygının azalması ve daha fazla yemek yeme ile sonuçlanan bir kısır döngüye dönüşür. Bu nedenle, obezite tedavisinde diyet desteğinin yanı sıra mutlaka psikolojik destek de alınmalıdır. Özellikle bilinçaltı olumlama programları, kişinin sağlıklı beslenmeye bilişsel ve algısal düzeyde inanmasını sağlayarak tedavinin başarısını artırmaktadır.

Etiketler

Depresyon ve obezite ilişkisi var mıdır?Bahar aylarında depresyona girmemek içinBahar aylarında depresyona girmemek mümkün müSonbaharda depresyon olur mu?Sonbaharda depresyon nasıl anlaşılır?Nedir bu “öğrenilmiş çaresizlik” ?Öğrenilmiş çaresizlik nedir?

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog M. Berk Karaoğlu

Klinik Psikolog M. Berk Karaoğlu

Uzman Klinik Psikolog- Aile Danışmanı M. Berk KARAOĞLU, Eskişehir doğumlu olup kendi adı ile kurduğu çocuk, ergen ve yetişkin birimlerinden oluşan Özel Berk Karaoğlu Aile Danışma Merkezi'nde danışanlarını görmektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.