Doktorsitesi.com

Depresyon Hastalarına Yapılmaması Gerekenler

Klinik Psikolog Emine Özdemir
Klinik Psikolog Emine Özdemir
26 Aralık 2018206 görüntülenme
Randevu Al
Depresyon Hastalarına Yapılmaması Gerekenler
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Depresyon: Sosyal ve Bireysel Yaşamı Tehdit Eden Psikolojik Hastalık

Depresyon, son yıllarda görülme sıklığı artan ve hem bireyi hem de yakın çevresini doğrudan etkileyen en kritik psikolojik hastalıklardan biridir. Bu rahatsızlık, yalnızca duygusal bir çöküntü değil; kişinin sosyal hayattan ve iş yaşamından uzaklaşmasına neden olan, bedensel ve sosyal açıdan yıpratıcı bir süreçtir. Depresyon sürecindeki bireylerde belirgin bir enerji kaybı ve psikolojik tükenmişlik gözlemlenmektedir.

Depresyonun İş Hayatı ve Verimlilik Üzerindeki Etkileri

Depresyonun yarattığı olumsuzluklar, bireyin özel yaşantısıyla sınırlı kalmayıp profesyonel iş verimliliğini de ciddi oranda düşürmektedir. Hastalığın beraberinde getirdiği isteksizlik, motivasyon eksikliği ve karamsarlık, hem kamu hem de özel sektörde büyük iş kayıplarına zemin hazırlamaktadır.

Güncel veriler ışığında depresyonun iş dünyasındaki etkisi şu şekildedir:

  • İş Gücü Kaybı: Depresyon, dünya genelinde iş gücü kaybına yol açan hastalıklar sıralamasında 5. sırada yer almaktadır.
  • Performans Düşüşü: Hareketsizlik ve odaklanma sorunları, operasyonel süreçlerde verim kaybına neden olur.
  • Gelecek Öngörüsü: Önümüzdeki yıllarda bu hastalığa bağlı ekonomik ve iş gücü kayıplarının artacağı öngörülmektedir.

Hasta Yakınlarının Kaçınması Gereken Teselli Hataları

Hasta yakınlarının iyi niyetle kurduğu bazı cümleler, iyileşme sürecini desteklemek yerine hastalığın seyrini kötüleştirebilmektedir. Özellikle "Haline şükret, senden kötüleri düşün" veya "Kafana takma, iyi düşün iyi olsun" gibi ifadeler, hastada beklenen olumlu etkiyi yaratmaz.

Depresyon hastalarında düşünce yapısını değiştirmek neredeyse imkansızdır ve klinik tedavide en son müdahale edilen aşamadır. Bu nedenle, hastalara neyi düşünüp düşünmemeleri gerektiği konusunda telkinde bulunmaktan kesinlikle kaçınılmalıdır.

İlaç Tedavisi ve İntihar Riski Arasındaki İlişki

Depresyon, hayati risk taşıyan ciddi bir sağlık sorunudur. Toplumda yaygın olan "ilaçlar bağımlılık yapar" veya "uyuşturur" gibi yanlış algılar, hastaların tedaviden uzaklaşmasına neden olmaktadır. Özellikle majör depresyon vakalarında, ilaç desteği olmadan günlük yaşama dönüş oldukça güçtür.

Depresyon ve İntihar İstatistikleriOran
İntihar düşüncesi taşıyan hastalar%60
Bu düşünceyi eyleme dönüştürenler%15

İlaç tedavisi, beyindeki serotonin hormonunu dengeleyerek kişinin daha huzurlu ve sakin hissetmesine yardımcı olur. Bu hayati önemdeki tedavi sürecini engelleyecek telkinlerden uzak durulması, hayati bir sorumluluktur.

Depresyonun Manevi Değerlerle İlişkilendirilmesi Yanlışı

Sıkça yapılan hatalardan bir diğeri ise depresyonu kişinin imanı veya manevi değerleriyle ilişkilendirmektir. Oysa depresyon, hem psikolojik hem de biyolojik boyutları olan tıbbi bir hastalıktır. Herhangi bir bedensel rahatsızlık nasıl maneviyat eksikliği olarak görülmüyorsa, depresyon da aynı şekilde manevi değerlerden bağımsız bir sağlık sorunu olarak kabul edilmelidir.

Sonuç Olarak

Depresyonla mücadele eden bir bireye nasıl destek olunacağını bilmek kadar, nelerin yapılmaması gerektiğini bilmek de hayati önem taşır. Yanlış telkinlerden kaçınmak ve profesyonel tedavi sürecine saygı duymak, iyileşme sürecine sunulacak en büyük katkıdır.

Etiketler

Depresyon nedirDepresyon tedavisi#depresyon

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Emine Özdemir

Klinik Psikolog Emine Özdemir

2001 yılında Çukurova Üniversitesi  Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden mezun oldu.
2017 yılında Mersin Toros Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans Programını bitirdi.
2022 yılında İstanbul Rumeli Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programını tamamladı.
2012 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Aile Danışmanlığı Sertifika programını tamamladı. Yine
aynı sene Prof.Dr.Şahin KESİCİ'den oyun terapisi eğitimi aldı.
2014 yılında Çözüm Var Sorun Yok; isimli ilk kitabı yayınlandı.
2015 yılında ise ;Suçlamayın Yol Gösterin; isimli ikinci kitabı okurlarıyla buluştu.
2015 yılında Bilişsel Davranışçı Terapi Derneğİ; nin kurucusu ve yöneticisi Prof.Dr.Hakan
TÜRKÇAPAR;dan BDT Psikoterapi Kuramsal Eğitimi aldı.
2015 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'den Doç.Dr. Linda FRAIM'den Çözüm Odaklı  Psikolojik Danışmanlık Eğitimi aldı.
2015 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç.Dr.Fatih BAYRAKTAR;dan; Zorbalık konusunda eğitim aldı.
2016 yılında Çukurova Üniversitesi rektör yardımcılığı ve PDR Anabilim Dalı Başkanlığı yapmış olan Prof.Dr.Banu İNANÇ danışmanlığında 'Duygu Yönetimi' Grup terapisi ve yarı deneysel araştırma projesini tamamladı.
2021 yılında Rasyonel Terapi Enstitüsü tarafından American Psychological Association (APA) ve YÖK
Onaylı “Akılcı Duygucu Davranışçı Terapi Eğitimi”ni aldı.
2021'de Türk PDR Derneği'nin düzenlediği “Resim Yorumlama ve Projektif Çizim Testleri Eğitimi”ni tamamladı.
2022'de Davranış Bilimleri Enstitüsü'nün düzenlediği “EMDR 1. Düzey Eğitimi”ni tamamladı.
Prof. Dr. Doğan ŞAHİN tarafından verilen “Dinamik Psikoterapi Temel Eğitimi”ni bitirdi.
Klinik Psikolojide, “Başa Çıkma Stratejilerinin Cinsiyet Açısından İncelenmesi” konusunda bitirme projesi hazırladı.
Prof. Dr. Taşkın YILDIRIM tarafından verilen “Dinamik Yönelimli Kısa Yoğun Acil Psikoterapi Eğitimi”ne katıldı.
İstanbul Psikanaliz Derneği'nin düzenlediği ve Psikanalist Maurice CORCOS ve Talat Parman'ın konuşmacı olduğu "Ergen ve Bedeni" konulu eğitim programına katıldı. Doç.Dr. İlim FIRAT tarafından verilen "Freudçu Düş Yorumu" eğitimine katıldı.
İstanbul Psikanaliz Derneği tarafından düzenlenen "Psikanalitik Kuramda Bilinçdışı Süreçler ve İşleyişi" konulu eğitime katıldı.
Moxo Dikkat Testi Uygulayıcı eğitimini tamamladı.

2022’d

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.