Doktorsitesi.com

Depresyon, antidepresanlar ve cinsellik

Prof. Dr. Özgür Öztürk
Prof. Dr. Özgür Öztürk
5 Kasım 20142926 görüntülenme
Randevu Al
  • Depresyon, dünya genelinde 350 milyon kişiyi etkileyen ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre küresel ölçekte iş gücü kaybına yol açan birinci sıradaki sağlık sorunudur.
  • Hastalığın tedavisi standartlaşmış olsa da hastaların çoğu fiziksel şikayetlerle yanlış branşlara başvurmakta ve sadece %10'u yeterli psikiyatrik tedaviye ulaşabilmektedir.
  • Antidepresanlar tedavide yüksek başarı sağlarken, hem hastalığın kendisinden hem de ilaç yan etkilerinden kaynaklanan cinsel işlev bozuklukları uzman kontrolünde yönetilmelidir.
Depresyon, antidepresanlar ve cinsellik
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Depresyonun Küresel Boyutu ve Toplumsal Etkileri

Depresyon, günümüzün en yaygın psikiyatrik hastalığı olarak kabul edilmektedir. Mevcut verilere göre dünya genelinde 350 milyon kişi bu hastalıkla mücadele etmektedir. Daha da çarpıcı olanı, büyük çoğunluğu depresyon hastası olan 20 milyon kişinin her yıl intihar teşebbüsünde bulunması ve bunlardan bir milyonunun hayatını kaybetmesidir. Ayrıca, doğum yapan kadınların yaklaşık %10'u doğum sonrası depresyon adı verilen ağır bir sendromla karşı karşıya kalmaktadır.

İş Gücü Kaybında Birinci Sırada: Depresyon

Dünya genelinde iş gücü kaybının temel nedeninin romatizma, ankilozan spondilit veya uzuv kaybı gibi fiziksel yetersizlikler olduğu düşünülse de gerçek tablo oldukça farklıdır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) istatistiklerine göre depresyon, en fazla iş gücü ve işlevsellik kaybına yol açan birinci sebep olarak gösterilmektedir. Buradaki kayıp, sadece ekonomik bir zarar değil, bireyin iş yapabilme kapasitesinin tamamen ortadan kalkmasıdır.

Tanı ve Tedavi Sürecindeki Eksiklikler

Depresyon, bir psikiyatrist tarafından kolayca teşhis edilebilen ve tedavi süreci dünya genelinde standartlaşmış bir hastalıktır. Ancak bu kolaylığa rağmen, tedavi edilebilir durumdaki hastaların sadece %10'u tatminkar bir tedaviye ulaşabilmektedir. Bu durum, ruh sağlığı alanında küresel ölçekte kat edilmesi gereken uzun bir yol olduğunu kanıtlamaktadır.

Fiziksel Maskeleme ve Yanlış Uzman Tercihleri

Birçok ülkede ruhsal sorunlar nedeniyle doğrudan bir psikiyatriste başvurmak halen zorlayıcı bir süreç olarak görülmektedir. Bu nedenle hastalar, depresyonun neden olduğu fiziksel şikayetlerle farklı branşlara yönelmektedir:

  • Kronik ağrılar nedeniyle fizik tedavi uzmanlarına,
  • Geçmeyen baş ağrıları nedeniyle nörologlara,
  • Sertleşme sorunu veya ağrılı cinsel ilişki nedeniyle ürolog veya kadın doğum uzmanlarına başvurulmaktadır.

Aslında bu şikayetlerin temelinde yatan neden depresyondur. Bu durum, gerçek neden saptanmadan yapılan cerrahi müdahaleleri veya ilaç kullanımlarını birer trajediye dönüştürebilmektedir.

Cinsel İsteksizlik ve Libido Azalması

Cinsel isteksizlik ve libido azalması, depresyonun en önemli klinik bulgularından biridir. Bazı vakalarda diğer depresif belirtiler belirgin olmasa dahi cinsel işlev bozuklukları ortaya çıkabilmektedir. Kadın hastalarda bu durum adetten kesilmeye kadar varabilen ağır tablolara yol açabilir. Uzman klinisyenler, cinsel disfonksiyon durumlarında mutlaka ruhsal nedenleri de değerlendirme kapsamına almalıdır.

Antidepresan Kullanımı ve Etkinlik Oranları

Depresyon tedavisinde ilaçlar, özellikle orta ve ağır şiddetli vakalarda vazgeçilmez bir konumdadır. Bilimsel çalışmalar, antidepresanların etkinliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır:

Tedavi Yöntemiİyileşme Oranı (3 Ay)
Antidepresan Kullanımı%60
Plasebo (Etkisiz İlaç)%30

Bu veriler, antidepresanların plaseboya göre iki kat daha etkili olduğunu göstermektedir. Günümüzde en sık kullanılan ilaç grubu, beyindeki serotonin seviyesini artıran SSRI tipi ilaçlardır.

Tedavi Sürecinde Cinsel Yan Etkilerin Yönetimi

Depresyonu iyileştiren serotonin artışı, paradoksal bir şekilde cinsel isteksizliğin devam etmesine veya artmasına neden olabilir. Bu yan etki her hastada görülmemekle birlikte, bazı durumlarda şiddetli seyredebilir. Tedavi sürecinde izlenmesi gereken stratejiler şunlardır:

  1. İlacın bir süre kullanımından sonra yan etkilerin azalması beklenebilir.
  2. Yan etkiler sebat ederse, hekim kontrolünde doz azaltımı yapılabilir.
  3. Doz azaltımı riskliyse, cinsel yan etki profili daha düşük olan alternatif ilaçlara geçiş düşünülebilir.

Sonuç olarak, doğru bir tedavi planı ile depresyon kontrol altına alındığında, hem hastalığın kendisinden kaynaklanan hem de ilaç yan etkisine bağlı olan cinsel sorunlar ortadan kalkacaktır. Birey, iyileşme ile birlikte sağlıklı cinsel yaşamına geri dönebilmektedir.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Özgür Öztürk

Prof. Dr. Özgür Öztürk

1973 yılında doğdu. İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nden mezun olan Özgür Öztürk, 1991 yılında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde başladığı lisans eğitimini 1997 yılında tamamladı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.