çocuklar ve kaygı

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Çocukluk Dönemi Kaygıları ve Nevrotik Davranışların Kökeni
Kaygı, bireyin korku verici veya tehdit edici bir duruma karşı geliştirdiği, istemsiz olarak ortaya çıkan ruhsal ve bedensel bir tepkidir. Yetişkinlik döneminde gözlemlenen nevrotik davranışların, yani sağlıklı ilişkiler kuramama ve içsel çatışmalar yaşama durumlarının kökeni büyük ölçüde çocukluk dönemine dayanmaktadır. Uzmanlar, çocukluk dönemi kaygılarının temelinde anne ve baba tutumlarının yattığını vurgulamaktadır.
Kaygı, en yalın haliyle yapmak istediklerimiz ile mevcut koşullar arasındaki çatışma veya dışa vurmak istediklerimizle bunu yapamama arasındaki gerilimden kaynaklanır. Bu çatışmaların bizi en çok etkilediği dönem ise çocukluk evresidir.
Temel Kaygı Tetikleyicisi: Sevgisizlik ve Güvensiz Ortam
Psikoloji biliminin önemli kuramcılarından Karen Horney, nevrotik bireylerin çocukluk öykülerinde ortak bir payda bulmuştur. Kaygının ana tetikleyicisi, gerçek bir cana yakınlık ve sevecenlik yokluğudur. Bir çocuk; sütten kesilme, fiziksel cezalar veya zorlayıcı deneyimler gibi travmatik olaylara, içten içe sevildiğini ve istendiğini hissettiği sürece dayanabilir.
Çocuğun yeterli sıcaklığı alamamasının temel nedenleri şunlardır:
- Ebeveynlerin kendi nevrozları nedeniyle sevgi verme yetisinden yoksun olması.
- Sevginin uydurma gösterilerle kamufle edilmesi.
- Aşırı vesveseli veya aşırı özverili tutumların yarattığı derin güvensizlik ortamı.
Çocukta Düşmanlık ve Kaygı Yaratan Ebeveyn Tutumları
Anne ve babaların farkında olmadan veya amaçlı olarak sergiledikleri bazı davranışlar, çocuğun iradesini kırmakta ve gelecekteki kaygılarını beslemektedir. Bu olumsuz tutumlar arasında şunlar yer alır:
- Kardeş kayırmacılığı ve haksız azarlamalar.
- Aşırı ilgi ile küçümseyici reddetme arasındaki tutarsızlıklar.
- Yerine getirilmeyen vaatler.
- Çocuğun bağımsız düşünce çabalarını alay konusu etmek.
- Sanatsal, atletik veya mekanik ilgilerini yok saymak veya engellemek.
Çocuk Cinselliği ve Yasaklayıcı Tutum
Çocukluk dönemindeki kaygılar arasında çocuk cinselliğine yönelik yasaklayıcı tutum özel bir öneme sahiptir. Bu yaklaşım; çocuklarda çaresizlik, korku, sevgisiz bırakılma ve suçluluk duyguları yaratarak onları yetişkinlik döneminde de olumsuz etkilemektedir.
Disiplin ve Sevgi Dengesi Nasıl Kurulmalı?
Çocukların hiçbir isteğinin engellenmemesi gerektiği düşüncesi yanlıştır. Önemli olan, uygulanan kısıtlamanın veya eğitimin özü ve amacıdır. Çocuklar, kendilerine gösterilen yaklaşımın arkasındaki niyeti sezgisel olarak çok iyi anlarlar.
| Durum | Çocuğun Algısı ve Sonuç |
|---|---|
| Haklı Disiplin | Çocuk, cezanın haklı ve gerekli olduğuna inanırsa kaygı duymaz. |
| Sevgi Güveni | Sevildiğinden emin olan çocuk, ara sıra yapılan cezalandırmadan sarsılmaz. |
| Temizlik Eğitimi | Baskı ve acımasızlık yoksa çocuk süreci doğal kabul eder. |
Bağımsız Birey mi, Bağımlı Çocuk mu?
Çocuğun bağımlı bir kişilik geliştirip geliştirmemesi tamamen ailenin eğitim vizyonuyla ilgilidir. Eğitimin amacı şu iki yoldan biridir:
- Çocuğu güçlü, cesur, bağımsız ve her durumla başa çıkabilen bir yetkin birey yapmak.
- Çocuğa aşırı kol kanat gererek onu boyun eğmeci, yaşamı savsaklayan ve sürekli çocuk kalan bir yapıda tutmak.
Sonuç olarak; çocuğunuzun kaygıları varsa bunu mutlaka önemseyin. Geleceğin insanını daha güvenli bir zemine oturtmak için en kısa zamanda bir uzmandan destek alın. Anne ve babalar olarak en büyük görevimiz, çocuklarımıza yetkin bir birey olma yolunda doğru rehberlik etmektir.
Uzm. Psk. Beril Papuççuer


