Bütün insanların genel olarak tüm ruhsal özellikleri bakımından ve özel olarak da cinsel yaşamları ile ilgili en önemli dönem, bu dönemdir. Çocuk cinsel eğitimi bu dönemde ağırlıklı olarak aile içinde gerçekleşir. Bu bölümde farkında olarak veya hiç farkında olmadan gerçekleştirilen davranışları ele alacağım. Üç yaşına kadar kız ve erkek çocuklarının oyunları, eğilimleri ve genel davranış özellikleri açısından genellikle pek bir fark yoktur. Kızlar ve erkekler aynı oyunları oynayabilir veya aynı oyuncaklara ilgi duyabilirler. Örneğin bu yaşlardaki çocuklar herhangi bir utanma hissetmeden çırılçıplak dolaşabilir. Başka insanların yanında pipisini eline alabilir veya vajenini kaşıyabilir. Çünkü bu yaşlardaki çocuk için pipi ile kulak arasında hiçbir fark yoktur. Ancak böyle bir sahne karşısında büyükler hemen çocuklarını terbiye etmeye çalışırlar. Çocuğa genellikle ‘’ Aaa ayıp ayıp ,çek elini oradan, orası pistir hem de günah denilir.’’

Hatta bir tokat da atılabilir. Ve tabii muhteşem (?) eğitim sayesinde çocuk cinsel organların pis, dokunulmaması ve gizlenmesi gereken ayıp bir yer olduğunu öğrenir. Bu muhteşem eğitim sırasında erkek egemen değer yargıları ve çifte ahlak standartlarından dolayı ufak tefek farklar da vardır. Birçok ailede erkek çocuklarının pipilerini göstermesi teşvik edilir. Özellikle dedeler ve babalar ‘’ göster bakayım pipini amcalara benim aslan oğlum’’ diyerek erkek çocuklarına pipinin aşırı önemli olduğu ve gösteri amacıyla kullanılabileceği öğretilir. Kız çocuklarına ise tam tersi davranış uygulanarak gizlemesi ve saklaması öğütlenir hatta zorlanır.

Erkek çocuklarının özellikle pipilerini gösteren çırılçıplak resimleri çok sık çekilir. Oysa kız çocuklarının bu şekilde çıplak resimlerinin çekilmesi oldukça enderdir. Bu arada kızlar ikinci sınıf bir ırk gibi ve sanki ikinci sınıf olmasının sorumlusu da pipi yerine vajen olmasıymış gibi vajenlerini ömür boyu gizlemeye ,saklamaya ve sakınmaya alıştırılırlar. Bu saklama ve sakınma daha sonra da başka muhteşem uygulamalar ile pekiştirilir. Yaşlı insanlar ve özellikle de anababalar çocuklarına nasihat vermeye çok eğilimlidir.

Oysa çocuklarımıza nasihat vererek anlattıklarımızdan çok farkında olmadan verdiklerimiz daha önemlidir. Şimdi anlatacağım da farkında olmadan verilen bu tür mesajlar ile ilgilidir. Bir doktor arkadaşımla muayenehanesinde kızı hakkında sohbet ediyorduk. 13 yaşındaki kızı kendisine hiç güvenmiyor ve zekasının yetersiz olduğuna inanıyormuş.

Arkadaşım da kızına kendisine güvenmesini telkin ediyormuş ama her ne hal ise kızı aksine inanıyormuş. Hatta bir gece önce annesi ile beraber çalıştıkları bir dersten yine başarısız olunca çok fazla üzülmüş. Muayenehanede masanın üzerinde vitamin şurupları var.Kız ağlayarak ‘’ Anne galiba benim kafam çalışmıyor, bari bana vitamin ver de kafam çalışsın’’ demiş. Annesi de sıkıntı ile masanın üzerindeki vitamin şuruplarını işaretle ‘’ öf iyi işte al’’ demiş. Arkadaşım benim uyarım üzerine yaptığı hatayı farketti. Farkında olmadan kızının kafasının çalışmadığını onaylamış oldu. Bu davranıştan sonra hergün yüz defa ‘’ sen zekisin’’ dese bile bir anlam ifade etmez. İşte bu örnekte gördüğünüz gibi birçok zaman farkında olmadan verilen eğitimler çok daha güçlü izler bırakabilir. Cinselliğe ilgi 2-4 yaşlarında başlar.

Çocuk karşı cinsten bir kardeşi, anne veya babası tuvalete gidince veya yıkanırken izlemeye çalışır. İçerde ne olduğunu ve aradaki farkı kavramaya çabalar. Birçok zaman kız çocukları neden kendi penislerinin olmadığını ve neden ayakta işeyemediklerini merak ederler. Hatta ayakta işemeye çalışan kız sayısı hiç de az değildir. Böyle bir durumda, ya aferin deyip onaylamak ya da sakın ha deyip onaylamamak, iki davranış da hatalı olur.

Doğrusu işemenin en kolay şeklini söylemek, gerekirse göstermek, ama asla yönlendirmeye çalışmamaktır. Pozitif veya negatif tepkiler davranışın devamını sağlar. Nötr tepki yani hiçbir tepki vermemek o davranışın kaybolmasını sağlar. Eğer bir çocuğa doğru bilgi verilmezse gözlemlerini enteresan bir şekilde çarpıtarak çok yanlış yorumlara ulaşabilir. Erkek çocukları da kız kardeşinin veya annesinin penisinin olmaması üzerine kafa yorarlar. Ve de ‘’acaba kız kardeşimin penisi vardı da sünnet olunca mı kesildi veya suç işlediği için mi alındı’ ’gibi düşünceler hiç de az değildir.

Kız çocukları ise ‘’benim de eskiden erkek kardeşim gibi penisim vardı, ama sonra kesildi,yarası iyileşmedi ve açık kaldı’’ gibi fantaziler üretebilir. Tuvalet kapısı gözleme dönemi diyebileceğimiz bu dönemde , anababalar çocuklarına gereksindikleri bilgiyi doğru ve yeterli bir şekilde vermelidir. Çocuğa basit bir şekilde ‘’banyo ya da tuvalet benim özel alanımdır. Kakamı yaparken başkasının bakmasını istemem. Veya yıkanırken de aynı şekilde. Ama sen daha henüz küçüksün. Bu nedenle sen yıkanırken ben sana yardım ediyorum.

Biraz daha büyüyünce sen de yalnız banyo yapacaksın ‘’ açıklama genellikle yeterli olur. Eğer yine de yeterli olmuyorsa cinsler arasındaki farkı merak ediyordur. Çocuğa verilecek bilginin illa da anne tarafından veya özellikle baba tarafından verilmelidir diye bir kural yoktur. Ayrıca anne kızını, baba da oğlunu bilgilendirmeli anlayışı da yanlıştır.

Doğrusu her ikisinin de vermesidir. Yani yerine göre anne oğlu ile penisi hakkında veya baba kızı ile adet görme üzerine konuşabilmelidir. Cinsiyet ayrımı yapmadan yerine göre hem anne hem de babanın cinsel eğitim verebilmesi, kadın erkek eşitliği ve bu anlayışın yerleşmesi bakımından ayrıca önemlidir.

Cinsiyetler arasındaki farklılık hakkında da ‘’ kızım sen kız olarak doğdun, kız olarak senin hiçbir eksikliğin yok. Penis olması bir fazlalık değildir, olmaması da bir eksiklik değildir ‘’ şeklinde basit, sade ve soğukkanlı bir açıklama birçok zaman yeterlidir. Konunun başında değindiğim gibi’’ aslan oğlum göster pipini’’ şeklinde davranışların çok hatalı olduğunu tekrar vurgulamama gerek bile yoktur. Penisi aşırı önemseme ve beraberindeki kaybetme korkusu ilerde yetişkin bazı erkeklerde sertleşme bozukluğu gibi cinsel sorunlara zemin hazırlayabiliyor. Yani yetişkin yaşlardaki birçok cinsel sorunun kökeninde bu çağlardaki hatalı uygulamalar bulunabiliyor. Çocuğunuz 3-4 yaşlarından itibaren cinsellik ile ilgili soruları basamak basamak sorar. Kız çocukları ile erkek çocukları arasında ilgilenme ve gelişim düzeyleri arasında fark vardır.

Kız çocukları daha hızlı ve erken gelişirler. Ancak daha sonra arasındaki bu fark kapatılır. Çocuk anabasına sorduğu her soruya yeterli ve doğru yanıt aldıktan sonra bir dinlenme döneminde girer. Buna bilginin hazmedilmesi dönemi de diyebiliriz. Daha sonra bir başka soruya yönelir. Veya bir ebeveynden doğru yanıt almış olsa bile aynı soruyu diğer ebeveyne de yöneltebilir. Adeta bir double check gibi acaba diğer ebeveyn ne diyecek diye araştırabilir. Bazı anababalar ‘’ bizim çocuk hiç soru sormuyor’ ’der. O zaman lütfen şapkanızı önünüze koyun ve geçmişte çocukla olan ilişkilerinizi, sohbetlerinizi bir düşünün.

Büyük bir olasılıkla çocuk sorduğu bu sorudan tatmin olmamış ve hatta incinmiş olabilir. Yani olumsuz bir şeylerin olmuş olma olasılığı çok fazladır. Muhtemelen de bu nedenle soru sormaktan vazgeçmiştir. Cinsel eğitimin bazen farklı yönde aşırı uygulamaları vardır. Kültürlü ve ileri düzeyde olduğunu zanneden bazı anababalar çocuktan hiçbir talep gelmeden ona bazı bilgileri vermeye çalışırlar. Tabii ki bu uygulama çok yanlıştır. Çocuk daha henüz istemeden yani hazır değilken, hazır olmadığı bilgileri yüklemeye çalışmak, taşınamayacağı yükün altına girmesine ve kafasının karışmasına yol açabilir. Çocuklarını taciz gibi bir olaydan koruma amacındaki davranışları bu konuda bir örnek olabilir. Baştan da belirttiğim gibi çocuğa cinsellik ile ilgili bilgileri hangi sıra ile vereceğiniz konusunda bir kılavuz yoktur. Kılavuzumuz çocuktur. Çocuğunuz ile ilişkilerinizde beyninizi yani mantığınızı kullanın, ama çoğu zaman kalbinizin yani duygularınızın sesini dinleyin. Aslında bu ipucu yalnızca çocukların çocukların cinsel eğitiminde değil, yaşamın birçok alanında geçerli olan bir yaklaşımdır.

Kolunuzda doğru ve yanlışları gösteren bir saat olsaydı, yaşam çok kolay ama çok da yavan olurdu. Çocuğunuz ile ilişkilerinizde ‘’ acaba hata mı yapıyorum, doğru mu davranıyorum?’’ diye çelişkide kaldığımız durumlar olabilir. Duygularınızın sesine kulak verdiğiniz zaman asla hata yapmazsınız diye bir kural yoktur. Bu konuda çok iyi yetişmiş bir uzman bile olsanız yine de hata yapabilirsiniz. Ancak hiçbir şey yapmayan hiçbir hata yapmaz. Meslek hayatımda bu konularda bir şeyler bildiği için hata yapma korkusu ile yapılan nice yanlışlıklar gördüm. Bunun yanısıra cahilliğinden dolayı hiçbir şey bilmeyen ama sağduyu ile çok güzel tavırlar gösterenlere de şahit oldum. İşte bu nedenle duygularınızı yani sağduyunuzu elden bırakmayın demek istiyorum.

Çocukların öncellikle cinsiyetler arasındaki farkı merak ederek, bu konuda girişimlerde bulunduklarını söylemiştim. ‘’ Tuvalet kapısı gözleme dönemi’’ de denebilen bu aşama , anababanın sağlıklı davranışları ile kolayca aşılır. Daha sonra kız ve erkek çocukları kadınların memelerine kafayı takıp, sorular sorabilir. Meme konusunda da aynı penis olayında olduğu gibi doğru, basit ,sade ve objektif bir açıklama yeterlidir. Örneğin; ‘’ Çocukken kızların ve erkeklerin memeleri aynı büyüklüktedir. Ancak büyüdükçe kızların memeleri de büyür, daha sonra anne olduğunda bu memelerden dolayı gelen süt ile yavrusunu besler. Erkeklerin ise, erkek oldukları için memeleri küçüktür.

Ne memelerin büyük olması bir fazlalık , ne de küçük olması bir eksikliktir’’ denilebilir. Memeler hakkında hatalı ve eksik bilgilendirme , özellikle genç kızlarda çeşitli sorunlar yaratabilir. Ergenlik döneminde memeleri büyümeye başlayan bazı genç kızlar ,bu gelişmeden dolayı çok utanabilir. Bol giysiler giyip, kamburumsu yürüyerek büyüyen memelerini gizlemeye çalışırlar. Cinsel soğukluğu nedeniyle psikoterapiye aldığım bir bayan hastamın sorunu , özellikle memelerden kaynaklanıyordu. Çocukluğu ve genç kızlığı annesi tarafından ‘’ aman memelerine dikkat et, sakın sarkmasın’’ telkinleri ile geçmişti. Hatta annesi yüzüstü yattığı zaman,’’ memelerin ezilir’’ diye uyarırmış. Evlilik yaşamında da sütyeni üzerinde iken sevişmeye kalkıyor ve bu davranış kocası ile arasında sorunlara engel olunabilir. Çocuklar 4-6 yaşlarında bebeklerin nereden geldiğini ve doğum ile ilgili konuları merak ederler. Yolda gezerken gördükleri bir hamile kadın ve küçük bir bebek ilgilerini çeker. Çocuğun dünyaya gelişi ile ilgili verilen hatalı bilgiler bir çok fıkranın konusu olmuştur.

Beş yaşındaki çocuk annesine sorar. -Anne beni leylek mi getirdi? -Evet yavrum. -Oyuncaklarımızı da Noel baba getiriyor değil mi? -Evet canım. -Yiyecek ve içeceğimizi de Tanrı veriyor değil mi? -Tabii oğlum. -Peki anne, bu evde babamın işi ne? Çocuğunuz ile çevrenizde gördüğünüz hamile bir kedi-köpek veya karnı burnunda hamile bir kadın bu konularda konuşmanız için yeterli bir bahanedir. Veya çocuk bu soruyu kendiliğinden de sorabilir. Bu konuda çocuğa ‘’ Bebek annenin karnındaki özel bir yuvada büyüyor ve iyice büyüyünce, yani zamanı gelince bacakların arasındaki aralıktan doktor yardımı ile çıkar’’ demek yeterlidir. Seneler önce sosyal hizmetlere ait kimsesiz çocuklara cinsel eğitim vermemi istediler. Tabii ki 6-12 yaş çocuklarına aslında anne-baba eğitim vermeli. Ama ortalıkta anne baba yok. Bu durumda çocuklara bir sohbet havası içinde sorulara göre güya konferans verdim. Bana çok ilginç gelen bir anı da şudur.

Çocuğun nasıl dünyaya geldiğini biraz önceki gibi anlattım. 11 yaşlarında bir kız çocuğu ‘’ eee çocuk çıkınca orası öyle açık mı kalıyor’’ dedi. Tabii ki doğruyu anlattım. Ama ben bir çocuğun bu detaya gösterdiği ilgiden oldukça etkilendim. Her çocuk ayrı bir dünya ve her birinin kafasındaki sorular sorunlar birbirinden çok farklı olabilir. Birçok anababa çocuğun nasıl dünyaya geldiğini anlatmaktan çok da zorlanmaz. Ama en büyük endişe’’ Eyvah….ya daha da meraklanır da daha zor sorular sorarsa’’dır. Oysa bu kaygılara gerek yoktur. Daha önce de belirttim,çocuk soruları hazmede hazmede yani basamak basamak sorar. Anababaları en çok ürküten ve zor duruma düşüren sorular bebeğin oluşumundaki babanın rolü üzerindedir. Sanki çocuk bunu öğrendiğinde hemen denemeye kalkışacak gibi endişe duyarlar. Anaokulunda 5 yaşındaki çocuklara öğretmen ders verirken doğumdan bahsediyormuş. Arka sıralardan küçük Ali elini kaldırmış ve öğretmene soru sormuş. ‘’ Öğretmenim 5 yaşındaki bir kız çocuğu olur mu? ‘’demiş. Öğretmen de bunun mümkün olmayacağını söyleyince, Ali yerine otururken yanındaki kız arkadaşını dürterek ‘’Bak gördün mü, sana merak etme bir şey olmaz demiştim.’’ Çocuklar bebeğin dünyaya gelişinde babanın rolünü ve katkısının nasıl gerçekleştiğini,genellikle 5 yaş ve sonrasında sorarlar. Çocuğunuz böyle bir soru sorduğunda ayrıntıya girmeden,eveleyip gevelemeden net bir yanıt verebilirsiniz. Fakat kızarıp bozarıp,utanıp kekeleyerek konuşursanız çocuğun merakını kamçılarsınız.

Basitçe ‘’ bebek tohumlarından biri annede,diğeri de babadadır. Anne ile baba birbirlerini çok sevdiğinde ve bebek istediği zaman birbirlerine sarılırlar. Bu arada babanın tohumu,babanın penisinden annenin bacaklarının arasından karnına geçer. Babanın tohumu ile annenin tohumu orada birleşir,yavaş yavaş büyür ve bebek oluşur’’ diyebilirsiniz. Bu satırları okuyan anne ve babalara seslenmek istiyorum. Hiç merak etmeyin,kızınız veya oğlunuz bunu öğrendiği zaman hemen denemeye kalkışmaz. Diyelim ki denemeye kalkıştı,bu durumda da endişe etmeye gerek yoktur. Bu çağlarda doktorculuk,sünnetçilik ve evcilik oyunları çok sık oynanan oyunlardır. Tabii ki bu oyunların gerçek amacı,yetişkin kadın erkek ilişkilerini oyunlaştırarak denemek ve bu arada cinsel bölgelere kaçamak bakış atmaktır. Eğer çocuğunuzu komşunun çocuğu ile evcilik oyunu bahanesi ile çıplak bir şekilde cinsel flörtleşme eyleminde yakalarsanız lütfen telaşlanmayın. Bu tür cinsellik oyunları bazen kardeşler arasında da olabilir. Unutmayın ki ,belki siz de çocukluğunuzda benzer oyunları oynamış olabilirsiniz. Telaşlanıp bağırıp çağırırsanız veya 1-2 tokatla da olsa cezalandırırsanız çocuğunuzun suçluluk duygularına kapılmasına neden olursunuz. Suçluluk duyguları da çocuğun psikolojisini olumsuz etkiler.

Çocuk cinsellikten uzak durabilir ve hatta yetişkin olduktan sonra bile cinsellikten kaçınabilir. Veya annesinin onaylamadığı cinsel oyunlara karşı aşırı eğilimli olabilir. Gizli saklı olarak annesinin onaylamadığı her şeyi fazlasıyla yapar. Elbette bunları söylerken hiç tepki göstermeyin ve boşverin gitsin demek istemiyorum.

Çocuğunuz ile konuşun,ondan merak ettiklerini sormasını,duygu ve düşüncelerini açıklamasını isteyin. Çocuğunuza ‘’ oğlum/kızım merak ettiğin şeyleri anlıyorum,yaptığınız şeyi de anladım. Sana şu anda kızmıyorum ama bu yaptığını da doğru bulmuyorum. Çünkü bu gibi şeyler,ancak yetişkinlerin örneğin evlilik ile yapacağı davranışlardır. Bundan sonra merak ettiklerini bana sorarsan,emin ol ki saba arkadaşlarından daha iyi yanıt veririm’’diyebilirsiniz.

Bununla birlikte bazen durum o kadar da basit olmayabilir. Olumsuz aile ilişkilerinin ürünü,olumsuz davranış özelliklerine sahip 1-2 yaş da büyük bir komşu çocuğunun,oğlunuzu/kızınızı baştan çıkarması söz konusu olabilir. böyle bir durumda komşu çocuğuna yumuşak bir şekilde yani pek çaktırmadan ambargo koymanız gerekebilir. Bu ambargo ‘’ o çocukla konuşman yasak’’şeklinde değil de ‘’ bu çocukla arkadaşlık yapmandan hoşlanmıyorum ‘’biçiminde olursa gerçekten işe yarar. Unutmayın ki ,yasaklar daima karşıt yönde isteği kamçılar. Anaokulu döneminde de karşılıklı flörtleşmeler olabilir. Hatta birbirlerinin sevgilisi olup evleneceğiz de diyebilirler. Anne-babaların ve öğretmenlerin gülümseyere baktıkları bu olay çok normaldir. Kız çocukları genellikle daha erken geliştikleri için daha aktif olabilirler. Anaokulu çağındaki bu flörtleşmelere ailenin davranışı, ne aşırı alkışlayıp abartma,ne de ayıplama şeklinde olmamalıdır. Zaten aslında da bu olay,yalnızca sempati ile gülümsenecek bir durumdur. Eğer çocuğunuzun yanında onun aşkını,yani sırrını çevrenizdekilere anlatırsanız,bundan sonra onun hiçbir duygusunu size anlatmamasını sağlamış olursunuz.

Çocuk alaya alınmadığını,anlaşıldığını ve sizden kabul gördüğünü hissedebilmelidir. Anne babaların cinsel ilişkisine çocukların şahit olması bu dönemde ve her dönemde üzerinde durulması gereken önemli bir sorundur. Çocuklar anababanın odasında veya yatağında asla yatırılmamalıdır. Elbette bir Pazar sabahı çocuk anne ve babası ile yatakta yatabilir veya oynayabilirler. Ama çocuğun sürekli olarak anne ile veya baba ile aynı yatakta yatması çok sakıncalıdır. Tabii ki çocuğunuzun kendine güvenmeyen,korkak,endişeli ve çekingen bir çocuk olmasını istiyorsanız yatağınızdan hiç çıkarmayın. Çocuk ayrı bir odada ve kendine ait bir yatakta yatmalıdır. Bu alışkanlık bebeklikte verilmelidir. Çocuk yattıktan sonra ,gece yarısı olan cinsel ilişkide genellikle sorun olmaz. Olsa olsa çocuk bazı sevişme seslerini duyabilir. Kapınız kilitli olduğu sürece çok endişe etmeyin. Ama bazen bir Pazar günü öğleden sonra canınız sevişmek isteyebilir. Yani dalgınlıkla çocuğunuza yakalanabilirsiniz.

Bu gibi durumda çocuğun anlayacağı şekilde yapılacak açıklama çok önemlidir. Bu açıklama özellikle telaşa kapılmadan ve öfkelenip bağırmadan çağırmadan yapılmalıdır. Gereken bilgilendirme anne ve baba tarafından beraberce yapılmalıdır. Çocuğun olayı yorumlaması,yakalanılan cinsel ilişki pozisyonuna göre değişebilir. Erkeğin üstte olduğu bir pozisyona tanık olduysa,babanın anneye kötü bir şey yaptığı yönünde korkular ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda annenin ayrıca yapacağı açıklamalar çok önemlidir. Psikoterapiye aldığım kişilerin özgeçmişlerinde ,bu tip olayların hiç de az olmadığını gördüm. Bu konuda seanslarıma gelmiş bir genç kızı örnek vermek istiyorum. 22 yaşındaki bu genç kızın farklı birkaç erkek ile öpüşme ve sevişmeleri olmuş ama hiçbir zevk almamıştı. Sevişme sırasında kendisini rahat bırakamıyor ve kendi deyimi ile ‘’ buz gibi ‘’ oluyormuş. Zevk alıyormuş gibi rol yaptığı en son beraber olduğu erkek arkadaşı tarafından farkedilmişti.

Bu durumu aydınlatmak için yapılan psikoterapi seanslarında ilginç veriler elde ettik. Genç kız ilkokul çağlarındayken,babasının görevi nedeniyle bulundukları Hakkari’de soğuk hava koşulları nedeniyle tüm aile aynı odada yatıyormuş. O dönemde geceleri uyumuş taklidi yaparken anne babasının sevişme seslerini dinlediğini ve babasından nefret ettiğini anımsadı. Bu mutlaka ruhsal-cinsel bir sorunu olur diye bir kural da yoktur. Birçok zaman anne ve babanın haberi olmadan çocuklar olaya tanık olur ve hiçbir sorun da olmaz. Çocuklar bazen anne ve babasının birbirlerine sarıldığını veya öpüştüğünü görebilir.

Görmesinde de hiçbir sakınca yoktur. Fakat tabii ki bunu söylerken, sevişme öncesi yapılan ateşli öpüşmeleri kastetmiyorum. Ölçüyü iyi ayarlamak gereklidir. Bazı ailelerin tv seyrederken ufak bir öpüşme sahnesinde başlarını çevirmeleri veya kanal değiştirmeleri ise olumsuz bir eğitimdir. Cinsel ilişki utanılacak, ayıplanacak ve sakınılacak bir şey değildir. Gerçekte çocuklara en doğru etkili eğitimi anne ve babaların davranışları verir. Veya tuvaletteyken sizi görmesi pek önem taşımaz. Ama 4-6 yaşlarına doğru çocuğa pek de çaktırmadan biraz biraz örtünmenizde yarar vardır. Bu yaşlardan sonra çocuklarda hafif hafif cinsel uyanmalar başlayabilir , çıplaklığınız onu cinsel bakımdan uyarabilir. Dikkatli olmakta yarar vardır.


İzmir Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!