Doktorsitesi.com

Çocuğum için Psikoterapi mi? İlaç Tedavisi mi?

Klinik Psikolog Dr. Birgül Emiroğlu Bakay
Klinik Psikolog Dr. Birgül Emiroğlu Bakay
21 Şubat 2017311 görüntülenme
Randevu Al
Çocuğum için Psikoterapi mi? İlaç Tedavisi mi?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocuklarda Psikolojik Tedavi Süreçleri: Psikoterapi mi, İlaç mı?

Her ebeveyn, çocuğu için en sağlıklı ve doğru kararı verme sorumluluğunu taşır. Bu süreçte aileleri en çok ikileme düşüren temel soru, çocuğun yaşadığı sorunlar karşısında psikoterapiye mi başlanması gerektiği yoksa ilaç tedavisi mi alınması gerektiğidir. Bu rehberde, çocuk psikolojisinde tedavi yöntemlerinin kapsamını ve hangi durumlarda hangi yöntemin öne çıktığını bilimsel bir perspektifle ele alacağız.

Çocuk Psikiyatrisinde İlaç Kullanımı ve Toplumsal Algı

Çocukların psikolojik tedavisinde psikiyatrik ilaç kullanımı, uzun yıllardır en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. İlaçların olası yan etkileri nedeniyle ebeveynlerin bu yönteme mesafeli yaklaşması son derece doğal bir tepki olarak kabul edilir. Ancak, bilimsel araştırmalar bazı durumlarda ilaç kullanımının kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu ortaya koymaktadır.

American Psychiatric Association (2006) verilerine göre, pek çok uzman psikoterapiye eşlik eden ilaç tedavisinin iyileşme sürecini hızlandırdığını savunmaktadır. Burada kritik nokta, ilaç kullanımının kapsamlı bir inceleme sonucunda yalnızca ruh sağlığı uzmanları tarafından önerilmesi gerektiğidir.

Uzman Gözetimi ve Tedavi Güvenliği

Toplumda psikiyatrik ilaçlara karşı oluşan olumsuz kanının temel kaynağı, genellikle uzman kontrolü dışında başlanan veya yine uzmana danışılmadan aniden kesilen ilaçlardır. İlaç tedavisine karar verilirken şu üç temel boyut titizlikle incelenir:

  • Psikolojik faktörler
  • Sosyolojik çevre
  • Fiziksel sağlık durumu

Eğer gerekli incelemeler yapılmadan yanlış bir uygulama başlatılırsa, yan etkilerle birlikte süreç daha olumsuz bir hal alabilir. Aksine, uzman gözetiminde ve psikoterapi ile kombine edilen bir tedavi, çok daha hızlı ve kalıcı sonuçlar elde edilmesini sağlar.

İlaç Tedavisi Hangi Durumlarda Gereklidir?

Psikoterapinin kalıcı çözüm sunma kapasitesi bazen ilaçlardan daha yüksek olsa da, bazı vakalarda ilaç tedavisi bir ön hazırlık aşamasıdır. Özellikle depresyon gibi durumlarda, semptomları hızlıca kontrol altına almak için ilaç tedavisi en etkili yöntemdir.

Psikoterapi ile kontrol altına alınamayan ve çocuğun sosyal yaşamını felç eden durumlarda, çocuğu terapiye hazır hale getirmek amacıyla ilaç desteğine başvurulur. Bu durum, çocuğun sosyal çevresinden kopmasını engellemek adına stratejik bir öneme sahiptir.

Beyin Gelişimi ve "İyi Hissetme" Faktörü

Çocuklarda özellikle ilk 5 yaş, beyindeki sinirsel bağlantıların en yoğun oluştuğu dönemdir. Bu dönemdeki olumsuz deneyimler, beynin negatif duyguları öğrenmesine neden olur. İlaç tedavisi, bu noktada beynin işlediği negatif duyguları normale çevirmek için bir katalizör görevi görebilir.

Tedavi UnsuruSağladığı Avantaj
PsikoterapiProblemin kalıcı ve kökten çözümü
İlaç TedavisiHızlı semptom kontrolü ve duygusal denge
Kombine TedaviEn hızlı ve etkili iyileşme süreci

Karar Verme Süreci: Artılar ve Eksiler

İlaç tedavisi her durumda gerekli değildir; ancak tamamen kaçınılması gereken bir yöntem de değildir. Eğer çocuğunuzda aşağıdaki durumlar gözlemleniyorsa, bir uzmana danışarak tedavi seçenekleri değerlendirilmelidir:

  1. Sosyal ilişkilerin ciddi şekilde bozulması,
  2. Ders başarısında belirgin bir düşüş ve akademik zorluklar,
  3. Aile içi ilişkilerin tehlikeye girmesi ve sürekli çatışma hali.

Sonuç olarak, ilaçların yan etkileri ile çocuğun yaşadığı psikolojik sorunların yaratacağı kalıcı etkiler arasında bir denge kurulmalıdır. Sorunları kontrol altına alınan bir çocuk, sosyal ve psikolojik açıdan çok daha sağlıklı bir gelişim süreci geçirecektir.

Etiketler

Psikolojik destekPsikoterapiÇocukPsikologPsikolojik tedaviPsikiyatrik ilaçların kullanımıPsikiyatrik ilaçlarErgenKlinik psikolog

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Dr. Birgül Emiroğlu Bakay

Klinik Psikolog Dr. Birgül Emiroğlu Bakay

Birgül Emiroğlu Bakay 1983 yılında İstanbul'da doğdu. İlköğretim ve Lise Eğitimini İstanbul’da tamamladı. 2006 yılında Haliç Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonra 2007 yılında Maltepe Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programına kabul edildi. Şizofreni Hastalarında İşlevsel İyileşme Ölçeği ’nin Geçerlilik ve Güvenilirlik Çalışmasını İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniğinde tamamladı. 2018 yıllında İstanbul Arel Üniversitesi Klinik Psikoloji Doktora programına kabul edildi ve “İnfertil Hastalarda İnfertilite Stresinin Yordanmasında Toplumsal Cinsiyet Algısı, Cinsel Mitler Ve Psikiyatrik Belirtilerin Rolü” konulu tezini tamamlayarak Psikoloji Doktoru ünvanını almaya hak kazanmıştır. Türk Psikologlar Derneği'nden Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi, Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi Eğitimi, MidAmerica Nazarene University, Oyun Terapisi Eğitimi, İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Kliniği, Ruhsal Bozukluklarda Sanat Psikoterapisi Eğitimi, İngiltere’de bulunan Tavistock Kliniği’ne bağlı olarak yürütülen İstanbul merkezli “Bebek Gözlemi” eğitimini, Adnan Menderes Üniversitesi onaylı 480 saatlik "Aile Danışmanlığı Eğitim Programını" tamamlamıştır. Yetişkin ve çocuklarda objektif ve projektif test eğitimlerini tamamlayarak uygulama ve yorumlama yetkinliğini kazanmıştır. Çalışmalarını çocuk-ergen ve yetişkinler ile sürdürmektedir. Yayınlanmış bilimsel makaleleri ve yayına hazırlık aşamasındaki çalışmaları bulunmaktadır. 2010 yılından beri İstanbul’da kurucu ortaklarından olduğu Çatı Danışmanlık ve Eğitim Merkezindeki çalışmalarına 2017 Şubat ayı itibariyle Çatı Psikoloji Samsun’ da devam etmektedir. Oyun Terapisi, Sanat Psikoterapileri, Dinamik Psikoterapi ve Bilişsel Davranışçı Terapi ve Şema Terapisi ile çalışmalarını yürütmektedir.

Verdiği De

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.