Doktorsitesi.com

Cinselliği neden doya doya yaşayamıyoruz?

Dr. Cem Keçe
Dr. Cem Keçe
22 Mart 20122724 görüntülenme
Randevu Al
  • Türkiye'de cinsellik, toplumsal önyargılar ve yanlış inanışlar nedeniyle doğal bir ihtiyaç olarak yaşanmak yerine tabulaştırılmakta ve baskılanmaktadır.
  • Bilimsel temeli olmayan cinsel mitler ve eğitim eksikliği; bireylerde kaygı, suçluluk ve çeşitli cinsel işlev bozukluklarının oluşmasına zemin hazırlamaktadır.
  • Sağlıklı bir cinsel yaşam için erken yaşlardan itibaren cinsel eğitim verilmeli ve sorunların çözümünde bilimsel temelli cinsel terapi yöntemleri benimsenmelidir.
Cinselliği neden doya doya yaşayamıyoruz?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Türkiye'de Cinsellik Algısı ve Toplumsal Engeller

Ülkemizde cinselliğin sağlıklı bir şekilde yaşanmasının önünde çeşitli engeller bulunmaktadır. Bu engeller yasal düzenlemelerden ziyade, toplumun cinselliği içselleştirememiş olmasından kaynaklanmaktadır. Günümüzde cinsellik, insan doğasının temel bir gereği olarak kabul edilip haz odaklı yaşanmak yerine; ne yazık ki reddedilme, örtbas edilme ve önyargıyla karşılanma eğilimindedir. İnsanımızın zihnindeki yanlış kodlamalar, bu doğal olgunun sağlıklı bir zemine oturmasını zorlaştırmaktadır.

Cinselliğin Tabulaştırılması ve Riskleri

Cinsel dürtüler, bedenin biyolojik bir ihtiyacıdır. Bu dürtülerin baskılanması ve üzerinin kapatılması, tatmin edilmeyen enerjinin farklı ve bazen sapkın yollarla dışa vurulmasına neden olabilir. İnsanoğlu, doğası gereği korktuğu kavramları tabulaştırma eğilimindedir. Türk toplumunda da cinsellikten korkulması, beraberinde efsanelerin üretilmesine ve konunun bir tabu haline gelmesine yol açmıştır. Sorunların temel kaynağı, bu korku temelli yaklaşımda yatmaktadır.

Cinsellik Nedir? Karmaşık Bir Bütün Olarak Cinsel Yaşam

Cinselliği doğru tanımlamak, sorunların çözümü için ilk adımdır. Cinsellik; biyolojik, psikolojik, kültürel ve toplumsal koşulların etkileşimiyle şekillenen karmaşık bir bütündür. Doğumdan ölüme kadar süregelen bu yaşam dürtüsü, birçok faktörden etkilenir:

  • Sosyokültürel şartlar ve aile ortamı
  • Kadın ve erkeğin doğası
  • Yaş ve eğitim düzeyi
  • Dini inanışlar ve ekonomik faktörler

Sağlıklı Cinselliğin Önündeki En Büyük Engel: Cinsel Mitler

Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşamın temel ilkesi, bu olgunun ayıp, günah ve yasak üçgeninden kurtarılmasıdır. Cinselliği sadece fiziksel bir birleşmeden ibaret görmek, en büyük algı hatalarından biridir. Bilgisizlik ve doğru bilinen yanlışlar bir araya geldiğinde, karşımıza cinsel mitler çıkar.

Cinsel Mitlerin Tanımı ve Etkileri

Cinsel mitler; bilimsel bir temeli olmayan, kulaktan kulağa yayılarak toplum tarafından kabul görmüş yanlış inanışlardır. Halk arasında hurafe, uydurma veya kurmaca olarak da adlandırılan bu mitler, sadece bizim toplumumuzda değil, tüm dünyada farklı şekillerde mevcuttur. Cinsel mitlerin yol açtığı temel sorunlar şunlardır:

  • Gerçekçi olmayan abartılı beklentiler
  • Suçluluk ve pişmanlık hissi
  • Yoğun kaygı ve korku
  • Cinsel işlev bozuklukları

Cinsel Bilgi Yetersizliği ve Hurafelerin Yayılımı

Toplumdaki cinsel hurafelerin temel sebebi cinsel bilgilenmedeki yetersizliktir. Bireyler, anlamlandıramadıkları soyut kavramlar hakkında mitler üretmeye meyillidir. Cinsellik her ne kadar somut bir olgu olsa da, toplumun değer yargıları ve konunun açıkça konuşulmaması, bilgilerin kulaktan dolma kalmasına neden olur. Cinsel eğitim eksikliği, bu yanlışların "toplumsal doğrular" olarak algılanmasına ve cinsel hayatın olumsuz şekillenmesine sebebiyet verir.

Cinsel Terapi ve Mitlerle Mücadele Yöntemleri

Cinsel mitlerden kaynaklanan sorunların çözümünde, ilaç tedavisinden ziyade cinsel terapi yöntemleri ön plana çıkar. Terapi sürecinde izlenen stratejik adımlar şunlardır:

Uygulama AdımıAmaç ve İçerik
Terapist HazırlığıTerapistin kendi önyargılarından ve mitlerden arınmış olması.
Cinsel EğitimDanışana doğru anatomik ve fizyolojik bilgilerin aktarılması.
Fantezi ve Hayal GücüPsikolojik travmaları önlemek için hayal dağarcığının genişletilmesi.
Ortam ve ZamanCinsellik için uygun koşulların (zaman, mekan, kişi) vurgulanması.
Duygusal FarkındalıkKorku, utanç ve yorgunluğun cinsel uyarılma üzerindeki etkilerinin anlatılması.

Eğitim Şart: Cinsellik Sonradan Öğrenilen Bir İhtiyaçtır

Cinsellik doğuştan gelen bir dürtü olsa da, sağlıklı yaşanması için öğrenilmesi gereken bir ihtiyaçtır. Bu sürecin sağlıklı işlemesi adına, eğitimin anaokulu seviyesinden başlaması ve evlilik öncesi dönemde çiftlerin zorunlu sertifikasyon programlarından geçmesi büyük önem taşımaktadır.

Sorumluluk Sahibi Karı-Koca Olmak

Toplumda her meslek için uzun süreli eğitimler ve diplomalar gerekirken, ebeveynlik veya eş olma konusunda herhangi bir yetkinlik aranmaması büyük bir eksikliktir. Sadece biyolojik özelliklere sahip olmak, gerçek anlamda bir aile kurmak için yeterli değildir. Çiftlerin, cinselliğin sorumluluğunu taşıyabilecek doğru ve bilimsel bilgilere sahip olmaları şarttır.

Sonuç: İnsanlığın Gereği Olan Hazza Ulaşmak

Cinselliği doya doya yaşamak her bireyin kendi elindedir. Bilgisizlikten kurtulmak, bedeni tanımak ve doğal olgulara gerçek dışı anlamlar yüklemekten vazgeçmek, bu yolculuğun temel taşlarıdır. Sağlıklı bir yaşam için insan olmanın gerektirdiği bu doğal süreçten tat alabilmek temel hedef olmalıdır.

Yazar Hakkında

Dr. Cem Keçe

Dr. Cem Keçe

Psikoterapist & Cinsel Terapist & Evlilik Terapisti
19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Aile Danışmanlığı eğitimi aldı. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Yüksek Lisans yaptı. Azerbaycan Devlet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Psikiyatri İhtisası yaptı.                     

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.