Doktorsitesi.com

Çalışmalı mısınız? Çalışan Anne / Kadın Olmak

Psk. Serap Duygulu
Psk. Serap Duygulu
2 Aralık 20151216 görüntülenme
Randevu Al
Çalışmalı mısınız? Çalışan Anne / Kadın Olmak
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Modern Kadının Çıkmazı: İş Hayatı ve Süper Kadın Sendromu

Kadınların son yıllarda iş hayatında daha aktif ve yoğun bir şekilde yer alması, beraberinde çeşitli psikolojik ve fiziksel zorlukları da getirdi. Bu sorunların başında, tıp dünyasında Fibromiyalji olarak bilinen, halk arasında ise 'Süper Anne Sendromu' veya 'Süper Kadın Sendromu' olarak adlandırılan rahatsızlık gelmektedir.

Her şeye yetişme, her işin altından kalkma ve her alanda mükemmel olma çabası, kadınlarda ciddi bir gerginliğe yol açar. Bu mükemmeliyetçi tutum, bir süre sonra fiziksel ağrılara ve kronik yorgunluğa dönüşür. Birçok kadın, yaşadığı fiziksel sorunların temelinde aslında psikolojik etkenlerin yattığını öğrendiğinde büyük bir şaşkınlık yaşamaktadır.

İş Bölümü ve Paylaşımın Önemi

Modern hayatın getirdiği bu olumsuz tablo, aslında kadınların anaç tavırları ve her şeyi tek başına başarma inancıyla da beslenmektedir. İşleri paylaşmak yerine tüm sorumluluğu üstlenmek, bir süre sonra şu yüklerin altında ezilmeye neden olur:

  • Ev işlerinin tek başına üstlenilmesi
  • Çocuk bakımı ve okul sorunları
  • Yemek telaşı ve alışveriş rutinleri
  • Sosyal ve ailevi sorumluluklar

Kendinize vakit ayırmadığınızda, diğer işlere yetişmek için gereken enerjiyi toplamanız imkansız hale gelir. Eğer yaptığınız işlerden şikayet etmeye başladıysanız ve her şey size bir yük gibi geliyorsa, bu durum mutluluğunuzun azaldığının en net göstergesidir.

Anne Olunca Çalışmalı mıyım?

Özellikle çocuk sahibi olduktan sonra kadınların en büyük yol ayrımı "Çalışmalı mıyım?" sorusudur. Bu sorunun yanıtı, annenin psikolojik durumu ve maddi imkanlarıyla doğrudan ilişkilidir. Eğer çalışmayı seviyorsanız ve ev ortamı size kısıtlı geliyorsa, vicdan azabı çekmeden iş hayatına devam etmelisiniz.

Çalışma Kararında Kritik Dönemler

Uzmanlar olarak önerimiz, imkanlar dahilinde özellikle ilk üç yıl annenin çocuğuyla vakit geçirmesidir. Ancak şartlar her zaman buna uygun olmayabilir:

  1. Maddi Zorunluluklar: Maddi imkansızlıklar varsa, annenin çalışması kaçınılmazdır.
  2. İlk Bir Yıl: En azından ilk bir yılın bebekle geçirilmesi idealdir.
  3. Yasal İzinler: Şartlar gerektiriyorsa, yasal izinler biter bitmez işe dönmek bir suçluluk kaynağı olmamalıdır.
DurumÖneri
Maddi durum yeterli ve sadece çocukla ilgilenmek isteniyorsaÇalışmayabilir
Ev ortamı kısıtlayıcı geliyor ve üretim isteniyorsaMutlaka çalışmalı
Maddi imkansızlıklar varsaVicdan azabı çekmeden çalışmalı

Çalışmayan Annenin Psikolojik Riskleri

Bir kadının en üretken olduğu dönemlerde sadece evde kalması, bazen kendisine yapılan bir haksızlığa dönüşebilir. Hayatını sadece çocuğuna adayan kadınlarda şu olumsuz tutumlar gözlemlenebilir:

  • Beklentiler karşılanmadığında aşırı tepki gösterme
  • En küçük yanlışa tahammül edememe
  • Kendi gerçekleştiremediği hayalleri çocukta veya eşte arama
  • Çocuğun ders notları veya sınavları için aşırı stres yaşama

Sonuç: Mutlu Anne, Mutlu Aile

Toplumda anne, eş, evlat ve iş kadını gibi birçok rolümüz bulunmaktadır. Ancak tüm bu rollerin ana kaynağı birey olarak insan halimizdir. Ana kaynağı beslemez ve kendinizi mutsuzluğa mahkum ederseniz, diğer kimliklerinizi de sağlıklı bir şekilde sürdüremezsiniz.

Sizi mutlu ediyorsa veya maddi olarak gerekiyorsa evet, çalışmalısınız. Siz mutlu olduğunuzda, bu pozitif enerji evinize, eşinize ve çocuğunuza da yansıyacaktır. Unutmayın; çocuklarınız sevginizi hissettikleri sürece her ortamda sağlıklı gelişirler. Önemli olan ne kadar çalıştığınız değil, beraber geçirdiğiniz vakitlerde ne kadar mutlu olduğunuzdur.

Etiketler

Çalışan kadınlarÇalışan anne olmakÇalışan anneler ve çocuklarıÇalışma hayatında başarı ve annelikÇalışma hayatı

Yazar Hakkında

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap DUYGULU, İstanbul'da doğmuştur. 
Psikoloji dalında gerçekleştirdiği çalışmalarına önemli ölçüde katkılar sağlayan, Sosyoloji, Edebiyat, Kamu Yönetimi alanlarında da Lisans  düzeyinde akademik eğitimler alan Serap Duygulu İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ‘Uygulamalı Psikoloji’ üzerine Yüksek Lisans yapmış ve  "Afazi Hastası Yakınlarında Depresyon ve Olumsuz Otomatik Düşünceler" başlıklı tezi ile lisansüstü derecesini almıştır. 
Ayrıca bu çalışma bu alanda yapılmış ilk ve tek psikolojik araştırma olarak önemini halen korumaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.