Doktorsitesi.com

BÜTÜNCÜL BAKIŞLA PSİKOTERAPİ

Uzm. Psk. Dan. Halil İbrahim Öztürk
Uzm. Psk. Dan. Halil İbrahim Öztürk
9 Mart 2022304 görüntülenme
Randevu Al
Aslında ruh ve bedeninin bir bütün ve birbirini nasıl ve ne derecede etkilediğini bu örneklerle belirttikten sonra tedavinin de bir bütün olduğunda nasıl daha kalıcı ve etkili olacağını anlatmaya çalışalım. “Besininiz ilacınız, ilacınız besininiz olsun”demiş Hipokrat.
BÜTÜNCÜL BAKIŞLA PSİKOTERAPİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Psikoterapide Ruh ve Beden Bütünlüğü

İyileşme süreci için destek arayan danışanlara yalnızca belirli bir psikoterapi yöntemiyle yaklaşmak, tedavi başarısını sınırlı düzeyde tutabilir. İnsan ruhu ve bedeni, birbirinden ayrılması mümkün olmayan bir bütündür. Bilimsel çalışmalar, ruhsal ve fiziksel hastalıkların birbirini doğrudan etkilediğini ve aralarında kopmaz bir bağ olduğunu uzun süredir ortaya koymaktadır.

Psikosomatik Hastalıklar ve Fiziksel Belirtiler

Fiziksel rahatsızlıklar bazen ruhsal sorunları tetiklerken, bazen de psikolojik kökenli psikosomatik hastalıklar olarak karşımıza çıkar. Örneğin, yoğun kaygı veya travmatik yaşantılarla baş edemeyen bir bireyde bu durum; baş ağrısı, mide ağrısı veya kol ve bacaklarda güç kaybı gibi fiziksel belirtilerle kendini gösterebilir. Bu semptomların temel kaynağı biyolojik bir sorundan ziyade psikolojik süreçlerdir.

Kronik Rahatsızlıkların Ruh Sağlığına Etkisi

Diğer taraftan, kronik fiziksel rahatsızlıklar veya kanser gibi ciddi hastalık süreçleri, bireyde derin bir gelecek kaygısı, ölüm korkusu ve travma oluşmasına neden olabilir. Ruh ve bedenin bu denli iç içe olması, tedavinin de bütüncül bir perspektifle ele alınmasını zorunlu kılar. Tedavi süreci bir bütün olarak kurgulandığında, iyileşme çok daha kalıcı ve etkili olmaktadır.

Bütüncül Bakış Açısı ve Yaşam Öyküsü

Hipokrat’ın “Besininiz ilacınız, ilacınız besininiz olsun” sözü, sağlığın ne kadar geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini özetler. İnsan, içinde bulunduğu veya geldiği şehrin dokusunu ve kokusunu ruhunda taşır. Bu bağlamda bireyin; ailesine, topluma, şehrine ve tüm insanlığa ne katabileceği, terapi sürecinin önemli bir parçasıdır.

İnsan doğduğunda yazılmamış bir kâğıt değil, henüz okunmamış bir kâğıt ve keşfedilmeyi bekleyen bir adadır. Danışan terapiye bir semptomla gelir; ancak bu semptomun temeli, kişinin yaşamda var olma biçiminde gizlidir. Bu nedenle terapide şu unsurlar titizlikle incelenmelidir:

  • Anne karnı süreci ve hatta daha öncesine dayanan aile öyküsü,
  • Kişinin olayları nasıl anlamlandırdığı ve kendinde ne bulduğu,
  • Bireysel temsil ve algı farklılıkları.

Pozitif Psikoterapi ve İyileştirici Yöntemler

Pozitif Psikoterapi, kendisini oluşturan parçaların toplamından daha fazlasını ifade eden holistik (bütüncül) bir bakış açısına sahiptir. Bu yaklaşımda herkes aynı denize baksa da, her birey o denizde kendi iç dünyasındakini görür. Terapi sürecinde iyileşmeyi desteklemek ve farkındalığı artırmak amacıyla şu araçlar etkin bir şekilde kullanılır:

Kullanılan Yöntemlerİyileştirici Etkisi
Hikayeler ve MasallarBilinçaltı süreçlerin sembolik olarak çözülmesini sağlar.
Atasözleri ve MetaforlarKişinin durumunu farklı bir perspektiften anlamlandırmasına yardımcı olur.
Bütüncül BakışRuh ve beden arasındaki dengeyi yeniden kurmayı hedefler.

Etiketler

Psikolojik destekPsikoterapipozitif psikoterapi

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Dan. Halil İbrahim Öztürk

Uzm. Psk. Dan. Halil İbrahim Öztürk

Uzm. Psk.Halil İbrahim Öztürk, 2006 Uludağ Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Lisans ve 2018 Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Evlilik ve Aile Psikolojisi Tezli Yüksek Lisans Mezunudur. Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği'nden Cinsel Danışmanlık Eğitimi, MEB Çocuklar İçin WİSC-R Zeka Testi Eğitimi, Ada Psikoloji Şema Terapisi Eğitimi, Çocuk Gelişim ve Zeka Testleri Eğitimi, Oyun Terapisi Eğitimi, Terapötik Kart Terapisi, BAÇTE Temel Pozitif Psikoterapi Eğitimlerini almıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.