BRAKİAL PLEXUS YARALANMASI VE REHABİLİTASYONU

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Doğumsal Brakiyal Pleksus Yaralanması Nedir?
Doğum, insanın en kısa mesafeli ancak en zorlu yolculuğudur. Bu kritik dakikalarda meydana gelebilecek sorunlar, geleceğimizi belirleyen ciddi sağlık problemlerine yol açabilir. Bu sorunlardan biri olan doğumsal brakiyal pleksus yaralanması, boyun bölgesindeki omurlardan çıkarak kolun sinirlerini oluşturan sinir ağının (pleksus) zedelenmesidir.
Bu hasar; kürek kemiği, omuz ve kol kaslarını doğrudan etkiler. Sinirlerin etkilenme derecesine bağlı olarak kolda veya elde kas güçsüzlüğü, hareket kısıtlılığı ve duyu kaybı gelişebilir. Kolun hareket kabiliyeti, meydana gelen hasarın tipine ve şiddetine göre değişkenlik gösterir.
Brakiyal Pleksus Anatomisi ve Yapısı
Brakiyal pleksus (Brachial plexus), boynun her iki yanında bulunan; omuz, kol ve elin hareketini ve duyusunu sağlayan karmaşık bir sinir ağıdır. Bu ağ, omurilikten çıkan sinirlerin boyun omurları arasından geçmesiyle oluşur. Yapısında dört boyun (C5-C8) ve birinci sırt (T1) sinir kökü bulunur.
Bu kökler birleşerek üç ana bölüme (trunkus) ayrılır:
- Üst Trunkus: C5-C6 köklerinin birleşimiyle oluşur.
- Orta Trunkus: C7 kökünden meydana gelir.
- Alt Trunkus: C8-T1 köklerinin birleşimiyle oluşur.
Bu bölümler, kolu yukarı kaldıran (fleksör) ve aşağı indiren (ekstansör) kas gruplarının yönetiminden sorumludur.
Nedenleri ve Risk Faktörleri
Doğum sırasında brakiyal pleksus; rahim içi itici basınç ve klinisyenin uyguladığı çekme kuvveti (traksiyon) olmak üzere iki temel gücün etkisi altında kalır. Günümüzde bu hasarın sadece aşırı traksiyon nedeniyle değil, bazen hiçbir risk faktörü olmaksızın da gelişebileceği bilinmektedir.
Doğumsal brakiyal pleksus hasarı için tanımlanmış risk faktörleri şunlardır:
| Anne Kaynaklı Faktörler | Bebek Kaynaklı Faktörler | Doğumsal Faktörler |
|---|---|---|
| Diyabet ve Obezite | İri bebek (>4 kg) | Gebeliğin uzaması |
| İleri anne yaşı (>35) | Makat doğum | Doğumun indüklenmesi |
| Pelvik anatomi bozukluğu | Omuz distosisi | Asiste (yardımlı) doğum |
| Uterus anomalileri | Başın aşağı traksiyonu | Sezaryen sonrası durumlar |
Önemli bir veri olarak, vakaların %30'unda herhangi bir risk faktörüne rastlanmamıştır. Görülme sıklığı ise her 1000 canlı doğumda 1-3 arasındadır.
Klinik Tutulum Tipleri
Zedelenen sinir köklerine göre klinik tablo üç ana grupta incelenir:
- Üst Trunkus Tutulumu (Erb-Duchenne): En sık görülen tiptir. C5-C6 (bazen C7) sinirleri etkilenir. Bebek omuzlarını hareket ettiremez, kolu dondurmakta zorlanır. Tipik olarak "bahşişçi eli" duruşu gözlenir.
- Alt Trunkus Tutulumu (Klumpke): Nadir görülür; C8-T1 sinirleri etkilenir. El ve bilekte güçsüzlük hakimdir ancak omuz hareketleri korunur. Eşlik eden Horner Sendromu durumunda göz kapağı düşüklüğü ve gözbebeği farklılıkları görülebilir.
- Total (Tam) Tutulum: C5-C8 arası tüm sinirlerin etkilenmesidir. Kolda tam bir gevşeklik, his yokluğu ve pençe eli görünümü mevcuttur.
Tanı ve Tetkik Yöntemleri
Tanı süreci genellikle uzman hekimler tarafından yapılan klinik muayene ile başlar. Tek taraflı hareket kaybı olan bebeklerde ayırıcı tanı için şu tetkikler uygulanır:
- Görüntüleme: Omuz, boyun ve göğüs grafileri ile hasarın yerini belirlemek için erken dönem Omuz MRI incelemesi.
- EMG (Elektromiyografi): Süreç hakkında bilgi almak ve cerrahi gerekliliği saptamak için ilk 7-10 gün içinde veya en geç ilk 3 ayda yapılmalıdır.
- Fiziksel Muayene: Klavikula kırığı, yüz felci ve tortikolis gibi eşlik edebilecek ek sorunlar kontrol edilir.
Tedavi ve Rehabilitasyon Süreci
Olguların %80'inde ilk 3 ayda kendiliğinden iyileşme gözlenirken, tam iyileşme oranı %60-70 civarındadır. Tedaviye tanı konur konmaz başlanmalı; fiziksel tıp, rehabilitasyon, ortopedi ve nöroloji uzmanlarından oluşan multidisipliner bir ekip kurulmalıdır.
Rehabilitasyonun Temel Amaçları
- Eklem sertliğini ve şekil bozukluklarını önlemek.
- Bebeğin kol hareketlerini güçlendirerek aktif kullanımı sağlamak.
- Aileye doğru pozisyonlama ve bakım eğitimi vermek.
Uygulanan Tedavi Yöntemleri
- Aile Eğitimi: Eklemlerde deformiteyi önlemek için günde 3-5 kez egzersiz yapılmalıdır.
- Elektriksel Stimülasyon: Kas atrofisini engellemek amacıyla uygulanır.
- Botulinum Toksin Enjeksiyonu: Kasılma gücünü dengelemek için 3-6 ayda bir tekrarlanabilir.
- Zorunlu Kullanım Tedavisi (ZKT): Sağlam kolun kısıtlanarak etkilenen kolun çalıştırılmasıdır.
- Kineziolojik Bantlama ve Ortez: Kas fonksiyonlarını desteklemek ve cerrahi sonrası pozisyonlama için kullanılır.
Cerrahi Müdahale Ne Zaman Uygulanır?
Rehabilitasyon programına rağmen hedeflenen fonksiyonların kazanılmadığı veya total paralizi olan durumlarda cerrahi planlanır. Genellikle omuz ve dirsekte düzelme yoksa 3. ayda sinir greftleri veya sinir transferleri önerilir. Tendon transferleri gibi ikincil işlemler ise genellikle 24. aydan sonra tercih edilmektedir.




