Doktorsitesi.com

Boş ver be yaşı!

Psk. Dan. Serap Bozkaya
Psk. Dan. Serap Bozkaya
16 Nisan 2016190 görüntülenme
Randevu Al
  • Gerçek bir yaşam süreci, doğumdan itibaren acı ve huzursuzlukla başlar; bu nedenle sürekli mutluluk arayışı yerine acının gelişimdeki rolü kabul edilmelidir.
  • Hayatın sunduğu potansiyellere ulaşmak ve sağlıklı ilişkiler kurabilmek için hata yapma ve incinme riskini göze alan bir deneme cesareti gösterilmelidir.
  • Korkularla yüzleşmek ve hatalardan ders çıkararak ilerlemek, bireyi olgunlaştırarak psikolojik dayanıklılığını ve problem çözme yeteneğini artırır.
Boş ver be yaşı!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Yaşamın Özü: Mutluluk Arayışı ve Acının Kaçınılmazlığı

Can Yücel’in de ifade ettiği gibi, asıl mesele takvim yaşından ziyade gönlün ne kadar genç olduğudur. Pek çoğumuzun temel arzusu; hiç üzülmeden, zorlanmadan, daima mutlu bir yaşam sürmektir. Ancak, acı çekmeden sürekli bir mutluluk hali mümkün müdür? Çoğu zaman psikolojik destek arayışlarımızın temelinde acıyı dindirme isteği yatar. Oysa yaşam serüvenimiz, anne karnındaki konforlu dünyadan ayrılıp doğum kanalındaki o sancılı süreçle, yani acıyla başlar. İlk nefesi ciğerlerimize çekmek, ışıkla ve karmaşık dünyayla tanışmak aslında bir huzursuzluk ve korku kaynağıdır; fakat bu sancılı ayrışma olmadan gerçek bir yaşamdan söz etmek mümkün değildir.

Risk Almak ve Gelişimin Dinamikleri

Yaşama her tutunuş çabası, beraberinde belirli riskleri getirir. Gelişim yolundaki her hamle, potansiyel hatalara bir davetiyedir. Tıpkı bir çocuğun yürümeyi öğrenirken düşmeyi göze alması gibi, hayatın zenginliklerine ulaşmak için de deneme cesareti göstermek gerekir. Canı yanar korkusuyla denemekten vazgeçmek, hayatın sunduğu tüm potansiyelden feragat etmek anlamına gelir.

İnsan ilişkileri de bu risk ve gelişim sürecinin bir parçasıdır. Yeni bir arkadaşlık kurmak, kaçınılmaz çatışmaları göze almaktır. İlişki yönetimi ve çatışma çözme becerileri kazanılana dek bu süreç sancılı olabilir. Ancak birlikte geçirilen kıymetli zamanlar için bu emeği vermeye değerdir. Her yeni insan, çözülmesi gereken bir problem ve kurulması gereken yeni bir dengedir.

Korkularla Yüzleşmek ve Seçimlerin Gücü

İnsan doğası gereği acıdan kaçıp hazza yönelme eğilimindedir. Ancak bu kaçış, bazen bizi yalnızlığa mahkûm edebilir. Örneğin, terk edilme korkusuyla kalbini başkalarına açmayan bir kişi, aslında yalnız bir yaşamı seçmiş olur. Hayatımızdaki temel yol ayrımları şunlardır:

  • Yalnız bir yaşamın getirdiği durağanlık
  • Ayrılık acısı riskine rağmen paylaşılan bir hayat

Bu noktada yaptığımız seçimler, yaşam resmimizin ana hatlarını belirler. Cesur insan, belirsizlik ve korku karşısında geri adım atmayan, başarısızlığı veya eleştirilmeyi göze alarak yoluna devam eden kişidir. Korkup kaçtığımız her durum, bizi kendi iç dünyamıza zincirler ve yaşamdan uzaklaştırır.

Hatalardan Güç Almak: Yaşamın Madalyaları

Başardığımız veya başaramadığımız her iş, yaptığımız her hata bizi olgunlaştırarak hayatın zorluklarına karşı daha dirençli kılar. Hatalarımızın aslında kanatlarımızı güçlendiren birer deneyim olduğunu fark ettiğimizde, bizi kısıtlayan zincirlerden kurtuluruz. Önemli olan problemsiz bir hayat sürmek değil, problem çözme yeteneğine sahip, düştüğünde yeniden kalkabilen bireyler olabilmektir.

Yaşamın KazanımlarıPsikolojik Karşılığı
Yüzdeki ÇizgilerYaşanmışlık ve Tecrübe
Saçtaki BeyazlarKazanılan Savaşların Madalyaları
Hatalar ve YanılgılarOlgunlaşma ve Güçlenme
Yeniden Başlama GücüPsikolojik Dayanıklılık

Sonuç olarak, hayatın her anını tüm zorluklarına rağmen kucaklamak gerekir. Can Yücel’in vurguladığı gibi; yaş yetmişe gelse bile hayat bitmemiştir. Önemli olan, bu dünyadan göçerken arkaya bakıp "yaşadım ulan dibine kadar" diyebilecek bir cesaretle hayatı kutlamaktır.

Serap BOZKAYA
Psikolojik Danışman - Aile Danışmanı

Etiketler

Yaşamaktan sıkılmaYaşamı sonlandırmaYaşam kalitesinde düşmeYaşama isteği kaybıYaşam kalitesinin düşmesi

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Serap Bozkaya

Psk. Dan. Serap Bozkaya

Uzm. Kl. Psk. Serap BOZKAYA, lisans öncesi öğrenimlerinin ardından 1987 yılında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Mezuniyetinin ardından bir süre Sağlık Bakanlığı'na bağlı bir sağlık meslek lisesinde görev yaptıktan sonra 17 Ağustos 1999 depremi sonrası kurulan Ulusal Medikal Kurtarma Ekiplerinin kurulması için çeşitli illerdeki çalışmalara, alanıyla alakalı eğitimler vermek üzere eğitimci olarak katılmıştır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.