Doktorsitesi.com

BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ

Prof. Dr. Volkan İzol
Prof. Dr. Volkan İzol
1 Şubat 2016486 görüntülenme
Randevu Al
BÖBREK ÜSTÜ BEZLERİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Böbreküstü Bezlerinin Yapısı ve Vücuttaki Konumu

Böbreküstü bezleri, insan vücudunda her iki böbreğin hemen üzerinde yer alan, hayati öneme sahip iki adet salgı bezidir. Görünüm olarak üçgen bir şekle sahip olan bu bezlerin çapları yaklaşık 2,5 ile 3,5 cm arasında değişmektedir. Vücudun her iki tarafında birer tane bulunan bu organlar, küçük boyutlarına rağmen metabolizma üzerinde kritik roller üstlenirler.

Böbreküstü bezleri yapısal olarak iki ana kısımdan meydana gelir: dış katman olan korteks (kabuk) ve iç bölüm olan medulla. Bu iki bölge, anatomik olarak tek bir organ gibi görünse de fonksiyonel açıdan birbirinden tamamen farklı iki ayrı organ gibi çalışmaktadır.

Medulla (İç Bölüm) ve Hormonların Fonksiyonları

Bezin iç kısmını oluşturan medulla bölgesi, temel olarak adrenalin ve noradrenalin olarak bilinen kimyasal maddeleri salgılamakla görevlidir. Kan dolaşımına doğrudan salınan bu hormonlar, vücudun ani durumlara tepki vermesini sağlar. Özellikle tehlike veya üzüntü anlarında vücudu harekete geçiren bu salgılar, organizmayı "çarpışma veya kaçma" durumuna hazırlar.

Adrenalin ve noradrenalinin vücut üzerindeki temel etkileri şunlardır:

  • Kalbin gerilme gücünü takviye ederek hareket kapasitesini artırırlar.
  • Kandaki şeker konsantrasyonunu yükselterek dokulara daha fazla enerji gitmesini sağlarlar.
  • Kanın pıhtılaşma oranını artırırlar.
  • Kas yorgunluğunu azaltarak fiziksel gayretin devamlılığını desteklerler.
  • Kan damarlarını kasarak kanın ihtiyaç duyulan bölgelere naklini kolaylaştırırlar.

Medulla Kaynaklı Hastalıklar ve Feokromasitoma

Böbreküstü bezinin iç bölümünde oluşan tümörler, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu bölgeden kaynaklanan ve feokromasitoma adı verilen hastalık; artan kan basıncı, çarpıntı, aşırı üzüntü nöbetleri ve şeker yükselmesi gibi belirtilerle kendini gösterir. Feokromasitoma hastalığının tek çözüm yolu cerrahi müdahaledir. Bu tümörlerden kurtulmak için açık cerrahi veya kapalı (laparoskopik) cerrahi yöntemler başarıyla uygulanmaktadır.

Korteks (Kabuk) Bölümü ve Salgılanan Hormonlar

Böbreküstü bezinin dış katmanı olan korteks, kendi içinde üç farklı hormon grubu salgılayan üç bölüme ayrılır. Bu hormonlar vücut dengesinin korunmasında hayati bir rol oynar:

Hormon GrubuTemel Görevleri
MineralokortikoidlerHücreler arası sıvıda sodyum ve potasyum gibi mineral dengesini ayarlar.
Glikokortikoidler (Kortizol)Stresin yıkıcı etkilerine karşı direnç sağlar; travma, enfeksiyon ve cerrahi durumlarda seviyesi artar.
AndrojenlerÖstrojen, progesteron ve testosteron hormonlarını içerir; cinsiyet özelliklerinin gelişimini etkiler.

Addison Hastalığı: Korteks Yetersizliği

Korteks bölümünün kronik yetersizliği durumunda Addison hastalığı ortaya çıkar. Bu hastalık, bezin otoimmün süreçler, verem veya mantar enfeksiyonları nedeniyle zarar görmesi sonucu gelişir. Genellikle orta yaşlı yetişkinlerde görülen bu nadir durum, tedavi edilmediği takdirde hayati risk taşır.

Addison hastalığının başlıca belirtileri şunlardır:

  • Aşırı yorgunluk, bitkinlik ve kas güçsüzlüğü.
  • Kilo kaybı, iştahsızlık, mide bulantısı ve kusma.
  • Deride koyulaşma, lekeler ve ağız içinde renk değişiklikleri.
  • Kan basıncında düşüş ve kalp atım hızı değişimleri.
  • Hafıza bulanıklığı, halüsinasyonlar ve ani ruh hali değişimleri.

Addison hastalığının tedavisi, ömür boyu sürecek kortikosteroid yerine koyma tedavisi ile mümkündür. Hastaların stres, enfeksiyon veya yaralanma durumlarında ilaç dozlarını doktor kontrolünde artırmaları ve yanlarında mutlaka tanıtıcı bir sağlık kartı taşımaları hayati önem taşır.

Cushing Sendromu ve Belirtileri

Korteks bölgesinden salgılanan glukokortikoid hormonların kanda aşırı miktarda bulunması Cushing sendromuna yol açar. Bu durum, bezin fazla hormon üretmesinden veya uzun süreli steroid (kortizon) kullanımından kaynaklanabilir. Hastalık ilerledikçe yüz yuvarlaklaşır, kırmızı bir görünüm alır ve omuzlar arasında yağ birikimi (kambur benzeri) oluşur.

Cushing sendromunun diğer belirtileri arasında hipertansiyon, aşırı kıllanma, ciltte çatlaklar, osteoporoz ve şeker hastalığı yer alır. Tedavi süreci, neden olan ilacın dozunun azaltılmasını veya hormon salgılayan tümörün cerrahi olarak çıkarılmasını içerir.

Böbreküstü Bezinde Kitleler ve İnsidentaloma

Bazı durumlarda, başka sebeplerle çekilen tomografi veya MR gibi görüntüleme yöntemleri sırasında tesadüfen kitleler saptanabilir. Hormon salgılamayan bu kitlelere insidentaloma denir. Bu kitleler genellikle belirti vermezler ancak boyutları klinik açıdan kritiktir. 4 cm'den küçük kitlelerin kötü huylu olma ihtimali %2 iken, 6 cm'den büyük kitlelerde bu oran %25'e çıkmaktadır.

Çapı 3-4 cm'yi geçen kitleler, kötü huylu olma riskine karşı cerrahi olarak alınır. Daha küçük kitleler ise düzenli aralıklarla bilgisayarlı tomografi ile takip edilir. Korteks kaynaklı kitleler nadir görülmekle birlikte, tanı konulduğunda genellikle 6 cm'nin üzerindedir ve cerrahi tedavi gerektirir.

Enfeksiyonlar ve Etkileri

Böbreküstü bezlerini en sık etkileyen enfeksiyonlar arasında verem (tüberküloz), mantar enfeksiyonları ve AIDS yer almaktadır. Bu enfeksiyonlar bez dokusunu tahrip ederek Addison hastalığına zemin hazırlayabilir. Bağışıklık sistemini baskılayan her türlü enfeksiyon, böbreküstü bezlerinin fonksiyonlarını bozma potansiyeline sahiptir.

Etiketler

Cushing sendromunun tedavisi nedir?Cushing sendromu nedir?Cushing sendromunun belirtileri nelerdir?Addison hastalığının tedavisi var mıdır?Adrenalin ve noradrenalinin etkileri nedir?

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Volkan İzol

Prof. Dr. Volkan İzol

Prof. Dr. Volkan İzol’un 2002 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Tıp Doktoru ve 2008 yılında Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’ndan Üroloji Uzmanı unvanını almıştır. Aynı Anabilim Dalı’nda 2011 yılında öğretim üyesi olarak görev yapmaya başlamış ve 16 Nisan 2015 tarihinde doçent, 28 Ağustos 2020’de profesör unvanını almıştır. Asistanlık döneminde Avrupa Üroloji Diplomasını almaya hak kazanan İzol, uzmanlık sonrası dönemde ise minimal invaziv cerrahide bilgi ve tecrübesini artırmak üzere John Hopkins Üniversitesi’nde (ABD) gözlemci statüsünde çalışmıştır. Uluslararası ve Ulusal hakemli dergilerde yayımlanan birçok makalesi mevcut olan İzol’un yurt dışı-yurt içi bilimsel toplantıda 200’ün üzerinde sözlü bildirisi ve konuşması bulunmaktadır. Günlük pratiğinde sıklıkla Üroonkoloji ve minimal invaziv ürolojik cerrahi ile ilgilenen İzol halen Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD’da öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.