Doktorsitesi.com

Astım sıklığı artıyor!

Uzm. Dr. Sevin Karalar
Uzm. Dr. Sevin Karalar
5 Mayıs 2015602 görüntülenme
Randevu Al
  • Astım, hava yollarının iltihaplanması ve daralmasıyla karakterize, nefes darlığı ve hırıltı gibi belirtilerle seyreden kronik bir akciğer hastalığıdır.
  • Dünya genelinde 300 milyon kişiyi etkileyen bu hastalıkta genetik yatkınlık önemli bir rol oynamakta; her iki ebeveyni astımlı olan çocuklarda risk %70'e kadar çıkmaktadır.
  • Obezite, sigara dumanına maruziyet ve hava kirliliği gibi çevresel faktörler hastalığı tetiklerken, erken teşhis ve uygun tedaviyle hastaların yaşam kalitesi korunabilmektedir.
Astım sıklığı artıyor!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Astım Nedir? Genel Bir Bakış

Astım, ataklar halinde seyreden nefes darlığı, hırıltı ve hava yollarındaki geri dönüşümlü daralma ile karakterize kronik bir akciğer hastalığıdır. Akciğer içindeki bronşların daralmasıyla sonuçlanan bu durum, alevlenmelerle kendini gösterir. Hava yollarındaki bu daralmanın temel nedeni, mikrobik olmayan bir tür iltihap neticesinde hava yolu duvarının şişmesi ve ödemlenmesidir.

Astım Belirtileri Nelerdir?

Hastalık, bireylerde farklı şiddetlerde ortaya çıkabilen belirli semptomlarla karakterizedir. En yaygın görülen astım belirtileri şunlardır:

  • Tekrarlayan nefes darlığı,
  • Nefes alıp verirken duyulan hırıltı ve hışıltı,
  • Göğüste baskı hissi,
  • İnatçı öksürük nöbetleri.

Dünyada ve Türkiye’de Astım İstatistikleri

Astım, hem çocuklarda hem de erişkinlerde en sık rastlanan kronik hastalıklardan biridir. Son yıllarda görülme sıklığı dünya genelinde artış göstermektedir. Günümüzde dünya genelinde yaklaşık 300 milyon astım hastası olduğu tahmin edilmektedir.

PopülasyonGörülme Sıklığı (Genel)Türkiye İstatistiği
Çocuklar%5 - %15Her 7-8 çocuktan biri
Erişkinler%5 - %10Her 12-13 erişkinden biri

Astımda Genetik Faktörlerin Önemi

Astım, kalıtımın kritik rol oynadığı ailesel geçişli bir hastalıktır. Genetik yatkınlık, hastalığın ortaya çıkma riskini doğrudan etkilemektedir. Toplum genelinde astım görülme oranı %8-10 civarındayken, ebeveynlerin sağlık durumu bu oranı şu şekilde değiştirmektedir:

  1. Anne veya babadan biri astımlı ise bebekte risk: %20-30
  2. Anne ve babanın her ikisi de astımlı ise bebekte risk: %60-70

Kişisel ve Çevresel Risk Faktörleri

Genetik yatkınlık tek başına yeterli olmayabilir; astımı tetikleyen çeşitli kişisel ve çevresel faktörler bulunmaktadır. Cinsiyet faktörüne bakıldığında, ergenlik öncesi erkek çocuklarda risk iki kat fazlayken, yetişkinlikte kadınlarda görülme oranı daha yüksektir. Bir diğer önemli risk faktörü olan obezite, astım gelişme riskini 2.5-3 kat artırmaktadır.

Çevresel Tetikleyiciler

Astım riskini artıran çevresel etkenler anne karnından itibaren başlar. Başlıca çevresel risk faktörleri şunlardır:

  • Gebelikte sigara kullanımı: Bebeklerde solunum yolu hastalıkları riskini artırır.
  • Pasif içicilik: Sigara balkonda dahi içilse, evdeki bebeklerde astım riski 3 kat artmaktadır.
  • Alerjen maruziyeti: Ev tozu akarları, polenler ve diğer alerjenler.
  • Hava kirliliği: İç ve dış ortamdaki kalitesiz hava.
  • Beslenme: Anne sütü alınmaması gibi faktörler.
  • Mesleksel ajanlar ve çocukluk çağı viral enfeksiyonları.

Tanı ve Tedavi Süreci

Astım hastalığında erken teşhis ve düzenli takip, yaşam kalitesinin korunması açısından hayati önem taşır. Uzun süren öksürük, efor kısıtlanması ve hava açlığı gibi şikayetleri olan kişilerin vakit kaybetmeden bir Göğüs Hastalıkları Uzmanına başvurması gerekir.

Tanı sürecinde fiziksel muayenenin yanı sıra solunum fonksiyon testleri belirleyici rol oynar. Doğru tanı konulduktan sonra hastanın eğitimi ve tedaviye uyumu sayesinde, yaşam süresi ve kalitesinde herhangi bir bozulma olmadan sağlıklı bir ömür sürdürülmesi mümkündür.

Etiketler

Çocuklarda alerjik astımAlerjikastımAstımın belirtileri nelerdirAstim neden olurAstım neden oluyor

Yazar Hakkında

Uzm. Dr. Sevin Karalar

Uzm. Dr. Sevin Karalar

Uzm. Dr. Sevin KARALAR, 1967 yılında İstanbul'da doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimini İstanbul Kız Lisesi'nde bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1991 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. 1995 yılında ise İstanbul Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı'nda uzmanlık eğitimini tamamlayarak Göğüs Hastalıkları Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.