Askıda Kalma Hâli: Ne Eskiye Dönebiliyorum Ne Yeniyi Kurabiliyorum

Askıda kalma yaşam içerisinde dönem dönem herkesin deneyimleyebildiği bir durum olabilmektedir. Ancak kişinin işlevselliğini olumsuz etkilediği noktada bir tür çıkmaza dönüşebilmektedir. Ambivalan duyguların da eşlik etmesiyle psikolojik iyilik halimizde yıpratıcı etkiler ortaya çıkabilmektedir. Bazı dönemlerde kişi ne belirgin bir kriz yaşar ne de gerçek bir iyilik hali hisseder. İlerlemek ister; ancak adım atamaz. Bu durum psikolojide net bir tanı başlığı altında yer almasa da terapötik odada sık karşılaşılan bir ruh hâlidir.
Askıda kalma genellikle tamamlanmamış süreçlerle ilişkilidir. Geçmişe dair çözülmemiş duygular, alınmamış kararlar ya da ertelenmiş yüzleşmeler kişinin ilerlemesini zorlaştırır. Zihin farkındadır; ancak davranış değişmez. Bir şeyi hem istemek hem de istememek gibi ambivalans duygular kişinin hareket almasını kısıtlayabilmektedir.
Bu hâl kronikleştiğinde motivasyon azalır, içsel huzursuzluk artar. Kişi kendini yetersiz hissedebilir. Oysa çoğu zaman mesele yetersizlik değil, netlik eksikliğidir.
Terapide temel olarak büyük parçayı küçük adımlara ayırarak ilerlemek esastır. Öncelikle askıda kalınan alanlar görünür hale getirilir. Küçük ve somut adımlar planlanır. İlerleme büyük sıçramalarla değil, düzenli hareketle olur. Askıda kalma bir son değil; karar verme eşiğidir.

