En büyük aşk acılarını ergenlerde görüyoruz. Çünkü ergenler henüz kendi benliklerinin gelişimi aşamasındadırlar, ve “biz” olma çabasındaki kısacık ilişkilerinde dahi ayrılık yaşadıklarında, kurulum aşamasındaki biz ve beleri parçalanmış, bir süreliğine yok olmuş olur. Ergen bir daha kimseyi böyle sevemeyeceğini düşünür acı çeker, ancak çok değil bir kaç hafta sonra bu acı soğur yok olur gider...

Yetişkinlerde de “Neden” sorusuyla başlar aşk acısı dedikleri. İsteği dışında ayrılma, ayrı kalma, terk edilme sonrası ortaya çıkar genelde. Aslında “Neden gitti, Neden ben, Neden böyle oldu...” gibi soruların tümü “Şimdi bendeki sen olmadan ben ne yapacağım?” sorusunun cevabını bulmaya yöneliktir aslında. Aşkın “benleri koruyarak biz olma çabası” olduğu tanımından yola çıkarsak, zihindeki “biz” in yıkılışı anlamına gelebilir ayrılıklar, ve derin bir acı hissine sebep olabilir.

Ancak aşk acısı kalıcı değildir. Ayrılık unutulmaz, aşkın acısı hafifler hatta yok olur gider. Çünkü aşk zaten sabit bir duygulanım değildir. Aşk sevgiye dönüşmüşse bir ilişkide, biten o ilişkinin acısı daha hissedilir olacağından yası da daha uzun sürebilmektedir.

Aşk acısını sonlandırmak için beklemek dışında ne yapılabilir?

Arda kalan eşyalara bakıp durmaktan vazgeçmek
Açıp açıp eski günlerdeki mesajları okumamak, fotoğraflara bakmamak
Arkadaşlara zaman ayırmak hatta yeni flörtlere şans vermek
Geri dönmesi için yalvarmak yerine ona sizsiz hayatı deneyimleme şansı vermek
Sosyal medyadan ona göndermelerde bulunmamak


Kocaeli Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!