Aşırı Fedakârlık: Sevilmek İçin Vazgeçmek

Fedakârlık karşılıklı ve dengeli sunulduğunda sağlıklı ilişkiyi güçlendiren bir bileşendir. İlişki içerisindeki tarafların kimliğini silmez. Kişilerin ilişki içerisinde varlıklarını güçlendirerek daha sağlıklı ilişki doyumunu sağlayabilmektedir. Terapötik süreçte sınır koyma, ihtiyaç farkındalığı ve suçlulukla baş etme çalışılır. Sevilmek için vazgeçmek gerekmez; sağlıklı bağda iki taraf da varlığını korur.
Fedakârlık, kişilerarası ilişkilerde önemli, ilişkileri besleyen ve güçlendiren doğal bir parçasıdır. Ancak sürekli kendi ihtiyaçlarından vazgeçmek ve bunu ilişkiyi sürdürmenin şartı olarak görmek fedakarlığın normal sınırlarında sapma ve kendinden vazgeçmeye uzanan bir durum olup zamanla dengesizlik yaratır. Aşırı fedakârlık çoğu zaman görünmeyen bir özdeğer sorununun işaretidir.
Bu örüntüde kişi “Hayır” demekte zorlanır. İlişkinin sürmesi için sürekli olarak ‘uyumlu olmak’, her durumu idare etmek şekline dönüşür. Sınır koymak ilk etapta suçluluk duygusunu doğurabilmektedir. Ancak bu konuda yapılacak terapötik müdahaleler sınır koyma konusunda dengeli bir aşamaya gelinmesini sağlayabilmektedir.
Aşırı fedakârlığın kökeninde genellikle koşullu sevgi deneyimi vardır. “Uyumlu olursam sevilirim”, “Sorun çıkarmazsam kabul edilirim” inançları yetişkin ilişkilerde tekrar eder. Karşı tarafın memnuniyeti önceliklidir. Zamanla kişi kendini yorgun, anlaşılmamış ve değersiz hissedebilir.

