Doktorsitesi.com

Antisosyal kişilik yapılanması

Uzm. Psk. Muhammed Enes İmert
Uzm. Psk. Muhammed Enes İmert
29 Ağustos 2018120 görüntülenme
Randevu Al
Antisosyal kişilik yapılanması
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Nedir? DSM-5 Tanı Kriterleri

Antisosyal kişilik bozukluğu, DSM-5 sınıflandırmasına göre B grubu kişilik bozuklukları arasında yer alan, bireyin başkalarının haklarını hiçe sayması ve ihlal etmesiyle karakterize bir tablodur. Uzman hekimler tarafından bu tanının konulabilmesi için bireyin en az 18 yaşında olması ve 15 yaşından önce davranım bozukluğu gösterdiğine dair kanıtların bulunması gerekmektedir.

Tanı konulabilmesi için aşağıdaki belirti kümelerinden en az üçünün varlığı aranır:

  • Tutuklanmaya zemin hazırlayan tekrarlayıcı ve yasalara aykırı eylemler.
  • Kişisel çıkar veya zevk için sık sık yalan söyleme ve sahtekarlık yapma.
  • Dürtüsellik ve geleceği planlayamama sorunu.
  • Sık sık kavga etme, saldırganlık ve başkalarının hakkına tecavüz etme.
  • Kendi veya başkalarının güvenliğini açıkça hiçe sayma.
  • Sürekli bir iş tutamama ve finansal yükümlülükleri yerine getirememe.
  • Başkalarına zarar verme veya kötü davranma sonucunda vicdan azabı çekmeme.

Antisosyal Kişilik Bozukluğunda Sosyal Görünüm ve Tedavi Motivasyonu

Bu bireyler, hem ergenlik dönemindeki davranış bozukluklarıyla hem de yetişkinlikteki sorumsuz ve tehlikeli sosyal davranışlarıyla dikkat çekerler. Genellikle psikiyatri kliniklerinde, hapishanelerde veya ıslah evlerinde bulunurlar. Bu yapıdaki kişilerin tedaviye yönelme eğilimi genellikle içsel bir istekten ziyade dış kaynaklı zorlamalardan gelmektedir.

Aile üyeleri, işverenler veya adli makamlar, bireyin kabul edilemez davranışları ve gergin ilişkileri nedeniyle tedavi baskısı kurabilir. Özellikle mahkemeler, bireylere hapis cezası veya terapi arasında bir tercih sunarak, şartlı tahliye yoluyla psikoterapinin devamlılığını sağlamaya çalışmaktadır.

Bazı durumlarda ise antisosyal bireyler, gerçekçi olmayan fiziksel şikayetlerle ayakta tedavi merkezlerine başvurabilir veya yeşil reçeteli ilaçlara ulaşmak amacıyla kliniklere gelebilirler. Bu davranışlar toplumu derinden tehdit eden suç unsurlarıyla birleştiğinde ciddi sosyal problemler doğurmaktadır.

Psikoterapi Süreci ve İyileşme Tartışmaları

Antisosyal kişilik bozukluğu olan bireylerin psikoterapi ile iyileşip iyileşmeyeceği konusu uzmanlar arasında süregelen bir tartışmadır. Birçok analist, aşağıdaki nedenlerden dolayı bu bireylerin terapiden yarar görmeyeceği görüşündedir:

  1. Süperego Eksikliği: Terapinin gerektirdiği empati ve toplumsal normları kabul etme yetisinin zayıf olması.
  2. Motivasyon Eksikliği: Bireyin değişim için içsel bir motivasyonunun bulunmaması.
  3. Genetik ve Yapısal Bütünlük: Bozukluğun belirli davranışlardan ziyade, genetik olarak belirlenmiş ve sınırları keskin bir yapı olduğu kanaati.

Tarihsel Süreçte Tanı Kriterlerinin Değişimi

Antisosyal kişilik bozukluğu tanısı, DSM rehberlerinin gelişim süreci boyunca farklı şekillerde tanımlanmıştır:

DSM VersiyonuTanımlanan Temel Özellikler
DSM-1Sürekli başını derde sokan, sorumluluk almayan ve ahlaki açıdan anormal çevrelerde yaşayan bireyler.
DSM-2Sosyal değerlere sadakatsiz, aşırı bencil, sorumsuz ve suçluluk duymayan kişiler.
DSM-315 yaş öncesi başlayan yalan, hırsızlık, otoriteye direnç, alkol ve madde kullanımı.

Antisosyal Kişilik Bozukluğu Tedavisi ve Terapistin Rolü

Bu bozukluğun tedavisi hem terapist hem de hasta için oldukça zorlayıcıdır. Terapistin süreci yönetebilmesi için güçlü ve kararlı bir duruş sergilemesi, mutlaka özel terapi eğitimi almış olması ve süpervizyon desteği alması hayati önem taşır.

Tedavi Planı ve Sınırların Belirlenmesi

Tedavi sürecinde şu adımlar kritik öneme sahiptir:

  • Hastaya tanısı ve tedaviye katılımının önemi açıkça anlatılmalıdır.
  • Terapinin sınırları (seans süresi, iptal kuralları, iletişim kanalları) net bir şekilde ifade edilmelidir.
  • Hastanın terapiyi bir amaç olarak görmediği, sorunlarının kaynağını başkaları olarak gördüğü unutulmamalıdır.
  • Terapist, hastanın aktarım davranışlarına karşı sakin kalmalı ve kendi duygusal tepkilerini (karşı aktarım) dikkatle izlemelidir.

Terapötik İlişkide Dikkat Edilmesi Gerekenler

Terapist; öfke, dağılma ve ilişki kurma güçlüklerine karşı hazırlıklı olmalıdır. Hastanın alçaltıcı veya düşmanca konuşmalarına karşı kendini kontrol etmeli; aşağılayıcı veya sert tepkilerden kaçınmalıdır. Özellikle duygusal, fiziksel veya cinsel sınırların ihlali konusunda son derece uyanık olunmalıdır. Antisosyal bireylerin aşırı şüpheci, üstünlük taslayan veya vicdani dayanışmayı yok eden tutumlarına karşı profesyonel mesafe korunmalıdır.

Etiketler

TerapistAntisosyal kişilik bozukluğu nedirAntisosyal kişilik bozukluğu belirtileriAntisosyal kişilik bozukluğumalatyamalatya psikolog

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Muhammed Enes İmert

Uzm. Psk. Muhammed Enes İmert

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.