Anksiyete ya da kaygı
Anksiyete ya da kaygı

Kaygı diğer ismiyle anksiyete, insan hayatını olumlu ya da olumsuz etkileyebilen kişinin sebebini bilmediği ve bilinçdışı olarak kişiye korku verici veya tehdit edici unsurlara karşı verdiği bedensel ve ruhsal tepkilerdir. Hepimiz belli şeylere karşı kaygılanırız. Çoğu zamanda kaygımızın sebebini bilemeyiz. Mesela sınav öncesi ya da bir sunum yaparken ara sıra kaygılı olmak son derece normal bir durumdur. ( Bu normal denilen durumun kişinin ketlenmesine sebep oluyorsa normalin dışına çıktığından söz edilebilinir. İyi bildiğiniz ve defalarca tecrübe ettiğiniz bir şeyi dış ortamın değişmesi yüzünden yaparken sıkıntı yaşıyor ya da ortamdan veya yapılması gereken durumdan kaçıyorsak bu durumun normallikle alakası kalmamıştır.) Ancak kaygı düzeyinin yüksek olması insanın günlük yaşamını olumsuz yönde etkilemekte, aile ve sosyal çevreyi etkileyip olumsuzluklara neden olmaktadır. Araba kullanamayan, otobüse binemeyen, belli bir dükkâna ya da belli bir yere gidemeyen, çalışması gereken sınava bir türlü hazırlanamayan, kitapların yüzünü gördüğünde anlamadığı hislere kapılan, bunun gibi birçok olayda sayabileceğimiz hislere kapıldığımız anlar olabilir. Kaygımızın belli bir seviyede olması istenilen ve gerekli olan bir durumdur. Bu bizi olması gereken ya da olmasını istediğimiz şeye ya da şeylerin olması yönünde olumlu anlamda güdüler. Kritik eşik diyebileceğimiz noktaya kadar sağlıklı olduğu psikologlarca belirtilmektedir. Aşırı stres, bir yakını kaybetme, cinsel bir takım sorunlar, kenedini değersiz görme ve hiç kimse tarafından sevilmediğini hissetme, duygusal ya da fiziksel şiddete veya istismara maruz kalma, doğal afetler, çeşitli kazalara maruz kalma gibi durumlar kaygıya neden olabilmektedir.

Kaygılandığınız durum sizi etkileyip hayatınızda aksaklık yaratıyorsa ve durum sürekli ise bu durum sizde rahatsızlık haline gelmiş demektir.

Peki, hangi durumlarda kaygı rahatsızlık haline dönüşür;

Korkularınız normalde verilecek tepkiye göre fazla ise

Kaygı duyduğunuz durumdan kaçıyorsanız

İş, aile ve sosyal yaşam olumsuz etkileniyorsa ve durum sıkça meydana geliyorsa,

kaygı düzeyiniz rahatsızlık boyutuna ulaşmış demektir. Hayatını kaygınızın esiri olmuştur.

Kaygılandığımızda vücudumuzun verdiği fizyolojik tepkiler;

Mide ağrısı,

Terleme

Solunumda düzensizlik (sık nefes alma, kesik kesik aralıklı nefes alma ya da nefes almada güçlük gibi),

Çarpıntı (taşikardi),

Vücutta meydana gelen gerginlik ve kasılma hali,

El ve ayaklarda soğukluk ve solukluk,

Baş ağrısı, baş dönmesi,

Bağırsaklarda meydana gelen hareketlilik ( diyare ya da konstipasyon vb.)

Karın ağrısı,

Kan basıncı değişiklikleri,

Bayılma hissi ve halsizlik,

Sıcak basması,

Yukarıdaki saydığımız fizyolojik belirtilerin yanında endişe, korku, heyecan, huzursuzluk gibi duygusal belirtilerde meydana gelmektedir.

Kaygıya ruhsal ve fizyolojik etmenlerin sebep olduğu ileri sürülmektedir. Fizyolojik sebep olarak beyinde iletimi sağlayan noradrenejik sistemin aşırı çalıştığı ileri sürülmektedir.

Kaygıya sebep olan ruhsal etmenler ise şunlardır:

Önemli olayları ve bilgileri hatırlayamama,

Dikkat dağınıklığı,

Algıda tutarsızlık,

Ölüm korkusu,

Fiziksel zarara uğrama korkusu,

Başkaları tarafından eleştirilme korkusu,

Olaylar karşısında başa çıkamama korkusu,

Aklını yitirme korkusu gibi ruhsal belirtiler görülmektedir.

Kaygıya sebep olan duygusal etmenler ise;

Korku

Huzursuzluk

Endişe

Panik hali

Çaresizlik durumu

Davranışsal tepki olarak ise, kaygı yaratan durumdan kaçınma ya da kaygı yaratan durum karşısında çaresiz dona kalma.

Kaygını oluşumuna sebep olan ruhsal etmeler çocukluk ve ergenlik dönemi olarak sınıflandırılmaktadır. Çocukluk dönemi kaygıyı oluşturan etmenler konusunda yapılan araştırmalara göre yaş, anne – baba tutum ve davranışı, cinsiyet, anne ve babanın öğrenim düzeyi, sosyoekonomik durum ve kardeş sayısının etkili olduğu görülmektedir. Ergenlerde ve genç yetişkinlerde ise; toplumumuzdaki otoriter tutumdan kaynaklanan baskıcı tutumlar nedeniyle gençlerde içe kapanma, utangaçlık durumu, hoşgörüden yoksunluk, kendi kendine karar verme yeteneğinden mahrum, korkak, cesaretsiz, suçluluk duygusunu ileri boyutta yaşayan yetişkinler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kaygı düzeyi ve stres günlük yaşamı olumsuz yönde etkilemeye başladığı zaman ruh sağlığıyla ilgilenen profesyonellerden terapist, psikolog, yardım alarak aşılması mümkün olan bir rahatsızlıktır. Kaygı sorununu yaşayan birey fizyolojik rahatsızlığının olmadığını bir takım test ve tetkik yaptırarak emin olduktan sonra bir terapist yardımını almaya başlanılması gerekmektedir. Kaygı bozuklukları terapide birçok kişide çok çabuk yanıt alınabilmektedir. Terapide kullanılan yöntemlerse; bireysel terapi başta olmak üzere, hipnoterapi, emdr terapisi, eft, grup terapisi, bilişsel davranışçı terapisi ve maruz bırakma terapisi uygulanarak sorunun çözümünde güzel yanıtlar alınabilmektedir.


Konya Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!